Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yeni yasa dışı yerleşim birimlerinin inşasını onaylama kararına sert tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Netanyahu hükümetinin bu adımının uluslararası hukuku, Birleşmiş Milletler kararlarını ve bölgesel barış çabalarını hiçe saydığı belirtildi. Açıklamada, “İsrail’in yasa dışı yerleşim faaliyetlerini sürdürmesi, iki devletli çözüm vizyonunu baltalamakta ve bölgede gerilimi tırmandırmaktadır” ifadesine yer verildi.
Netanyahu hükümetinin kararı ve uluslararası tepkiler
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, geçtiğimiz hafta Batı Şeria’da yaklaşık 2.000 yeni konutun inşasını onayladı. Bu yerleşim birimlerinin, Filistin topraklarının derinliklerinde ve Kudüs’ün kuzeyindeki stratejik bölgelerde planlandığı bildiriliyor. Karar, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. ABD, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de kararı kınayarak, İsrail’i yerleşim faaliyetlerini durdurmaya çağırdı. Ancak Netanyahu hükümeti, güvenlik gerekçeleriyle bu tür adımlar atmaya devam edeceğini sinyalini veriyor.
Türkiye’nin tutumu ve Filistin meselesine bakış
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasına verdiği destekle biliniyor. Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, “Filistin halkının meşru haklarını savunmaya devam edeceğiz” denildi. Ankara, İsrail’in yerleşim politikalarının yanı sıra Doğu Kudüs’teki statü değişikliklerine de karşı çıkıyor. Türkiye, 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulmasını destekliyor. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, İsrail’e yönelik uluslararası yaptırımların artırılması çağrısında bulunmuştu.
Yerleşimlerin hukuki boyutu ve bölgesel etkileri
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim kurmak yasa dışı kabul ediliyor. 1949 Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesi, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal ettiği bölgeye nakletmesini yasaklıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2334 sayılı kararı da İsrail yerleşimlerini “barışa yönelik büyük bir engel” olarak tanımlıyor. Uzmanlar, yeni yerleşimlerin Filistin topraklarını fiziksel olarak böldüğünü ve müzakere edilebilir bir sınırın oluşmasını imkansız hale getirdiğini vurguluyor. Bölgede bu kararın ardından gerginlik artarken, Filistin yönetimi uluslararası topluma müdahale çağrısı yaptı.
Sonuç: Bölgesel barışa tehdit
İsrail’in yasa dışı yerleşim kararı, yalnızca Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki tüm barış süreçlerine de darbe vuruyor. Türkiye’nin açıklaması, uluslararası hukukun üstünlüğü ve iki devletli çözüm ilkesine bağlılığın altını çiziyor. Ancak Netanyahu hükümetinin bu yöndeki adımlarının sürmesi, kapsamlı bir barış anlaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Bu durum, Orta Doğu’da yeni bir çatışma dalgasının habercisi olabileceği endişelerini artırıyor.