6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından, bazı çevreler devlet kurumlarını itibarsızlaştırarak Ahbap Derneği'ni ön plana çıkardı. Ancak bu sürecin mimarlarından biri olan Haluk Levent'in, geçmişte şaibeli işlere karıştığı ve sahtekarlıktan hüküm giydiği ortaya çıktı. Bu durum, felaket sonrası kamuoyunda oluşturulan algının ne kadar gerçekçi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Devlet Kurumlarına Yönelik Algı Operasyonu
Depremin ilk günlerinden itibaren, sosyal medyada ve bazı medya organlarında devletin arama kurtarma çalışmalarında yetersiz kaldığına dair haberler yayıldı. Bu haberlerde, Ahbap Derneği ve Haluk Levent övülürken, AFAD, Kızılay gibi resmi kurumlar eleştirildi. Oysa daha sonra ortaya çıkan belgeler, Haluk Levent'in daha önce dolandırıcılık ve sahtekarlık suçlarından mahkum olduğunu gösterdi. Bu gerçek, kamuoyunda Ahbap'a duyulan güveni sorgulattı.
Haluk Levent'in Geçmişi
Haluk Levent'in, 1990'lı yıllarda çek senetleriyle ilgili sahtecilik yaptığı ve bu nedenle hapis cezası aldığı biliniyor. Ayrıca, dernek faaliyetleriyle ilgili şeffaflık eksikliği ve mali usulsüzlük iddiaları da gündeme gelmişti. Deprem sonrası toplanan bağışların kullanımıyla ilgili ciddi soru işaretleri bulunuyor.
Kamuoyunda Oluşan Tepkiler
Bu gelişmeler, depremde devleti aciz gösteren söylemlerin aslında bir algı operasyonu olduğunu düşündürdü. Birçok vatandaş, resmi kurumların fedakarca çalıştığını, ancak bilinçli bir karalama kampanyasıyla itibarsızlaştırıldığını dile getirdi. Uzmanlar, felaket dönemlerinde kamuoyunun yanlış yönlendirilmesinin toplumsal güveni zedelediğine dikkat çekiyor.
Bağımsız Değerlendirme
6 Şubat depremleri, Türkiye'nin afet yönetimi kapasitesini test ederken, aynı zamanda bilgi kirliliğinin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi. Devlet kurumlarını eleştirmek elbette demokratik bir haktır, ancak bunun gerçeklerden kopuk ve belirli bir amaca hizmet eder şekilde yapılması, toplumun afetlere hazırlık sürecine zarar veriyor. Ahbap Derneği'nin ve Haluk Levent'in geçmişi ortadayken, sadece bir grup tarafından yüceltilmesi, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından endişe vericidir. Bu nedenle, her türlü yardım faaliyetinin şeffaf ve denetlenebilir olması, gelecekte benzer tartışmaların yaşanmaması için büyük önem taşımaktadır.