Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Mühendislik Fakültesi’nden iki akademisyen, deprem sonrası binaların hasar durumunu ve güvenle kullanılıp kullanılamayacağını anlık olarak cep telefonuna bildiren 'akıllı hasar tespit sistemi' geliştirdi. Buluş, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek fikri mülkiyet hakları koruma altına alındı. Sistem, taşıyıcı elemanlara yerleştirilen sensörlerle binanın deprem anındaki salınımını ve sonrasındaki yapısal bütünlüğünü ölçüyor.
Nasıl çalışıyor?
Geliştirilen sistem, binaların kolon ve kiriş gibi kritik taşıyıcı noktalarına yerleştirilen ivmeölçer ve eğim sensörlerinden oluşuyor. Deprem sırasında oluşan sarsıntı verilerini milisaniye hassasiyetinde kaydeden cihaz, binanın doğal salınım frekansındaki değişimi analiz ediyor. Bu sayede, yapıda kalıcı deformasyon olup olmadığını veya taşıyıcı elemanların hasar görüp görmediğini tespit ediyor. Elde edilen veriler, kablosuz iletişim ağı üzerinden merkezi bir sunucuya, oradan da bina sakinlerinin cep telefonlarına anlık bildirim olarak iletilmesi sağlanıyor. Böylece depremden hemen sonra insanlar, binalarına güvenle girip giremeyeceklerini veya tahliye edilmesi gerekip gerekmediğini telefon ekranında görüyor.
Akıllı hasar tespit sistemiyle ilgili detaylar
Projenin yürütücülerinden Dr. Öğr. Üyesi, sistemin sadece deprem sonrası değil, binaların periyodik sağlık taramalarında da kullanılabileceğini belirtti. Akademisyenler, cihazın maliyetinin diğer yapısal sağlık izleme sistemlerine göre oldukça düşük olduğunu ve mevcut binalara kolayca monte edilebileceğini vurguluyor. Ayrıca, sistemin yapay zeka algoritmaları sayesinde zamanla binanın davranışını öğrenerek daha doğru tahminler yapabildiği ifade edildi. Patent tescilinin ardından araştırmacılar, sistemin ticarileştirilmesi ve belediyelerle iş birliği yapılarak özellikle riskli yapıların izlenmesinde kullanılması için çalışmalara başladı.
Türkiye’de deprem gerçeği ve teknolojik çözümler
Türkiye, aktif fay hatları üzerinde yer alan bir deprem ülkesi. 6 Şubat 2023 depremleri, bina güvenliğinin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu tür erken uyarı ve hasar tespit sistemleri, olası bir depremde arama kurtarma ekiplerinin öncelikli bölgeleri belirlemesine yardımcı olabilir. Ayrıca, vatandaşların panikle hareket etmesini önleyerek bilinçli tahliye kararı almasını sağlayabilir. Bu sistemin, özellikle kentsel dönüşüm sürecindeki binalarda ve yeni yapılacak rezidanslarda zorunlu hale getirilmesi tartışılıyor. Uzmanlar, benzer teknolojilerin Japonya ve ABD’de yaygın olarak kullanıldığını, Türkiye’de de yaygınlaşmasının deprem direncini artıracağını belirtiyor.
Yerli ve milli teknolojiye katkı
Bu patent, Türkiye’nin yerli ve milli teknoloji hamlesi kapsamında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Akademisyenlerin geliştirdiği bu sistem, dışa bağımlılığı azaltacak ve benzer ürünlerin ithalatının önüne geçebilecek. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliğine örnek teşkil eden çalışma, genç araştırmacılara da ilham kaynağı oluyor. Patent tescili sürecinde BEÜ Teknoloji Transfer Ofisi’nin de destek verdiği belirtiliyor. Önümüzdeki dönemde sistemin sahada test edilmesi ve seri üretime geçilmesi hedefleniyor. Bu tür projelerin devlet teşvikleriyle desteklenmesi, ülke genelinde deprem güvenliğinin artırılmasına önemli katkı sağlayacaktır.
Deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmek zorundayız. Ancak bu, çaresiz olduğumuz anlamına gelmiyor. Bilim ve teknoloji sayesinde, depremlerin yıkıcı etkilerini en aza indirmek mümkün. Bu tür yerli buluşlar, toplumun afetlere karşı direncini artırırken, bir yandan da ekonomik ve sosyal kayıpların önlenmesine yardımcı olacaktır. Yetkililerin, bu tür yenilikçi projelere daha fazla kaynak ayırması ve uygulamaya geçirilmesini hızlandırması büyük önem taşıyor.