Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türk milletinin eşsiz dayanışma ruhunu sinsi bir algı operasyonuyla kendi hesabına devşiren Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent’in ardındaki milyarlık kumar ve mülk vurgunu deşifre oldu. Deprem döneminde toplanan bağışların şeffaflıkla yönetilmediği, paraların kumar masalarında eritildiği ve lüks gayrimenkullere yatırıldığı iddiaları, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Maskelerin düştüğü bu süreçte, Oğuzhan Uğur'un da dernek yönetiminde kilit rol oynadığı ortaya çıktı.
İddiaların perde arkası
Depremlerin hemen ardından milyonlarca liralık bağış toplayan Ahbap Derneği, yardımların dağıtımında yaşanan aksaklıklarla sık sık gündeme gelmişti. Ancak son günlerde ortaya atılan iddialar, durumun sandığından daha vahim olduğunu gösteriyor. İddiaya göre, dernek kasasındaki paraların bir kısmı kumar oynanarak kaybedilirken, bir kısmı da lüks villa ve daire alımlarında kullanıldı. Haluk Levent'in bu işlemlerde bizzat yer aldığı, Oğuzhan Uğur'un ise organizasyonu yönettiği belirtiliyor.
Oğuzhan Uğur'un rolü
İddiaların odağındaki isimlerden Oğuzhan Uğur, sosyal medyada geniş bir takipçi kitlesine sahip olmasıyla biliniyor. Deprem döneminde Ahbap Derneği adına yürüttüğü kampanyalarla adından söz ettiren Uğur'un, aslında yardım paralarının yönlendirilmesinde kritik bir pozisyonda olduğu öne sürülüyor. Kaynaklara göre, dernek hesaplarından çekilen büyük meblağlar, Uğur'un kontrolündeki hesaplara aktarıldı ve bu paralar kumar ve mülk yatırımlarında kullanıldı.
Kamuoyunun tepkisi
Gelişmeler üzerine sosyal medyada büyük bir infial oluştu. Depremzedeler ve bağışçılar, yardımların amacına uygun kullanılmadığı gerekçesiyle dernek yönetimini sert bir dille eleştiriyor. Hukuki sürecin başlatılması için imza kampanyaları düzenlenirken, derneğin faaliyetleri mercek altına alındı. Birçok kişi, bağışların şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Bağımsız değerlendirme
Deprem gibi olağanüstü durumlarda toplanan yardımların şeffaf ve hesap verebilir olması, toplumsal güvenin tesisinde kritik önem taşır. Bu tür iddialar, yardımseverliğin istismar edildiği algısını güçlendirerek bağış kültürüne kalıcı zararlar verebilir. Olayın aydınlatılması için adli ve idari soruşturmaların bir an önce tamamlanması, toplumun vicdanını rahatlatacaktır.