6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen yıkıcı depremlerin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Ancak felaketin bıraktığı izler, hayatta kalanların zihninde tazeliğini koruyor. Hatay'ın Antakya ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Barış Özbay, deprem sonrası yaşadığı ağır travmayla başa çıkmakta zorlanıyor. Özbay, kendisini tamamen siber dünyaya kaptırmış durumda ve "İstesem düzelirim ama istemiyorum" sözleriyle iç dünyasındaki çıkmazı dile getiriyor.
Deprem Sonrası Bir Genç Hayata Küstü
Barış Özbay, deprem öncesinde Antakya'da yaşayan, gelecek planları yapan ve sosyal bir hayata sahip 25 yaşında bir gençti. 6 Şubat sabahı yaşanan ilk sarsıntıyla birlikte tüm dünyası alt üst oldu. Evlerinin yıkılması, yakınlarını kaybetmesi ve günlerce enkaz altında kalma korkusu, onda derin bir travma oluşturdu. Depremden sağ olarak kurtulmayı başaran Özbay, sonrasında yaşadığı psikolojik çöküntüyle günlük yaşamdan kopma noktasına geldi.
O günden bu yana hayata tutunmaya çalışan genç, bir yandan barınma ve temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken, diğer yandan zihnindeki kâbuslarla mücadele ediyor. Ancak bu mücadelede yalnız kaldığını hisseden Özbay, kendisini tamamen sanal dünyaya, özellikle de siber oyunlara ve çevrimiçi platformlara adadı. Gerçek dünyadan kaçış olarak nitelendirdiği bu durum, onun için artık bir tutsaklığa dönüşmüş durumda.
"İstesem Düzelirim Ama İstemiyorum"
Barış Özbay'ın en çarpıcı ifadesi ise "İstesem düzelirim ama istemiyorum" oldu. Bu sözler, aslında birçok depremzedenin yaşadığı psikolojik bariyeri ve motivasyon kaybını yansıtıyor. Özbay, aslında iyileşme potansiyelinin farkında olduğunu ancak travmanın getirdiği umutsuzluk ve isteksizlik nedeniyle bu yolu seçmek istemediğini belirtiyor. Uzmanlar, bu durumun depresyon ve travma sonrası stres bozukluğunun (TSSB) tipik bir yansıması olduğunu vurguluyor.
Özbay, günlerini bilgisayar başında geçiriyor, sosyal ilişkilerini minimuma indirmiş durumda. Ailesi ve arkadaşları onu bu durumdan çıkarmak için çabalasa da, genç adamın içine kapanıklığı devam ediyor. "Beni anlamıyorlar, sadece 'toparlan' diyorlar. Ama içimdeki yangını kimse görmüyor" diyerek yaşadığı yalnızlığı dile getiriyor.
Depremzedelerin Psikolojik Durumu
6 Şubat depremleri, yalnızca fiziksel yıkıma değil, aynı zamanda geniş çaplı bir ruhsal çöküntüye yol açtı. Binlerce insan evini, işini ve sevdiklerini kaybetti. Travma sonrası stres bozukluğu, depresyon, anksiyete ve uyku problemleri deprem bölgesinde sıkça görülüyor. Barış Özbay gibi gençler, gelecek kaygısı ve umutsuzluk içinde yaşam mücadelesi veriyor.
Uzmanlar, depremzedelerin psikolojik destek almasının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Ancak bölgede yeterli sayıda psikolog ve psikiyatrist bulunmaması, ulaşım ve ekonomik zorluklar nedeniyle birçok kişi yardım alamıyor. Özbay da bugüne kadar profesyonel bir destek almadığını, alamadığını söylüyor.
Siber Dünyaya Sığınmak Çözüm Değil
Barış Özbay'ın hikâyesi, deprem sonrası gençlerin karşılaştığı riskleri gözler önüne seriyor. Sanal dünyaya aşırı bağlanma, beraberinde sosyal izolasyon, akademik ve mesleki başarısızlık, fiziksel sağlık sorunları getiriyor. Özbay, "Oyunlarda saatler geçiriyorum, bazen günlerce dışarı çıkmıyorum. Ama orada da mutlu değilim, sadece acıyı hissediyorum" diyerek içinde bulunduğu döngüyü anlatıyor.
Psikologlar, travma sonrası iyileşmenin mümkün olduğunu ancak kişinin öncelikle yardım istemesi gerektiğini vurguluyor. Özbay'ın "isteyerek iyileşmeyi reddetmesi", aslında bir savunma mekanizması. Kabul etmesi ve destek alması durumunda normale dönebileceği belirtiliyor. Ancak bu noktada çevresel faktörler, ekonomik koşullar ve toplumsal destek büyük rol oynuyor.
Barış Özbay gibi binlerce depremzede genç, hem maddi hem manevi desteğe ihtiyaç duyuyor. Devletin ve sivil toplum kuruluşlarının psikososyal destek programlarını artırması, bu gençlerin hayata yeniden tutunmasını sağlayabilir. Aksi halde, depremin yaraları daha da derinleşecek ve kayıp nesiller ortaya çıkacak.
Özbay'ın hikâyesi, depremin sadece binaları değil, insanların ruhunu da yıktığını gösteriyor. "İstesem düzelirim ama istemiyorum" diyen bir gencin sesi, aslında tüm depremzedelerin ortak çığlığı. Toplum olarak bu sesi duymak ve gereken adımları atmak zorundayız.