6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde Hatay'ın Antakya ilçesinde yıkılan Ilgım Apartmanı'nda ailesinden üç kişiyi kaybeden Mehmet Zübeyr Eğilmez'in açtığı tazminat davasında mahkeme, Antakya Belediyesi'ni yüzde 10, Hatay Büyükşehir Belediyesi'ni yüzde 5, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nı yüzde 3 ve AFAD'ı yüzde 2 kusurlu buldu. Kararda, belirlenen tazminat miktarlarına yüzde 25 oranında "hakkaniyet" indirimi uygulanması dikkat çekti.
Kusur Oranları ve Tazminat İndirimi
Mahkeme, depremde yıkılan binayla ilgili yürütülen yargılamada, idari kurumların denetim ve ruhsatlandırma süreçlerindeki sorumluluklarını değerlendirdi. Antakya Belediyesi'ne yüzde 10, Hatay Büyükşehir Belediyesi'ne yüzde 5, Bakanlık'a yüzde 3 ve AFAD'a yüzde 2 kusur atfedildi. Ancak mahkeme, tazminat miktarını belirlerken yüzde 25 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasına hükmetti. Bu indirim, depremin doğal afet niteliği ve mevcut koşullar gerekçe gösterilerek uygulandı.
Karar, depremzede ailelerin açtığı davalarda idari kurumların kusurlu bulunmasına rağmen tazminatların düşürülmesi nedeniyle eleştiri topladı. Hukukçular, hakkaniyet indiriminin yargı pratiğinde sık başvurulan bir yöntem olduğunu ancak deprem gibi büyük felaketlerde mağduriyeti artırabileceğini belirtiyor.
Davanın Arka Planı ve Hukuki Süreç
Mehmet Zübeyr Eğilmez, 6 Şubat depremlerinde Ilgım Apartmanı'nın yıkılması sonucu ailesinden üç kişiyi kaybetti. Eğilmez, binanın yapımında ve denetiminde ihmal olduğu gerekçesiyleAntakya Belediyesi, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve AFAD'a karşı tazminat davası açtı. Dava sürecinde bilirkişi raporları, binanın yönetmeliklere uygunluğu ve denetim eksikliklerini ortaya koydu.
Mahkeme, yaptığı yargılama sonucunda idari kurumların kusurlu olduğuna karar verdi. Ancak tazminat hesaplamasında, depremin şiddeti ve olağanüstü koşullar nedeniyle yüzde 25 hakkaniyet indirimi uygulandı. Bu karar, depremzedelerin adalet arayışında önemli bir emsal teşkil ediyor. Benzer davalarda da idari kurumların kusurlu bulunması, depremzedeler için umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyu Tepkisi ve Hukuki Değerlendirmeler
Karar, depremzede aileler ve kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı. Sosyal medyada, "Bir doğal afette dahi kamu kurumlarının kusuru tespit edilirken tazminatın indirilmesi kabul edilemez" yönünde yorumlar yapıldı. Bazı hukukçular, hakkaniyet indiriminin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olabileceğini savunuyor.
Öte yandan, mahkeme kararında, depremin "mücbir sebep" olarak değerlendirilmesi ve idarenin sorumluluğunun hafifletilmesi gerektiği vurgulandı. Ancak depremzedeler, binanın yıkılmasında yapım hatası ve denetim eksikliğinin büyük rol oynadığını belirterek, indirimin adaletsiz olduğunu dile getiriyor.
Deprem Davalarında Genel Tablo
Türkiye'de 6 Şubat depremlerinin ardından binlerce dava açıldı. Yıkılan binalarla ilgili sorumluların tespiti ve tazminat talepleri devam ediyor. Mahkemeler, genellikle müteahhitler, belediyeler ve bakanlıklar arasında kusur paylaşımı yapıyor. Ancak hakkaniyet indirimi, depremzedelerin beklediği tazminat miktarını düşürebiliyor.
Uzmanlar, deprem yönetmeliklerine uygunluk ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, tazminat davalarında idarenin kusurunun net bir şekilde ortaya konması ve indirimlerin keyfi uygulanmaması gerektiği belirtiliyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Ilgım Apartmanı davasında verilen karar, depremzedelerin adalet arayışında kritik bir aşamayı temsil ediyor. İdari kurumların kusurlu bulunması, deprem gerçeğiyle yüzleşme açısından önemli. Ancak uygulanan hakkaniyet indirimi, tazminat hakkının tam olarak yerine getirilmediği eleştirisini beraberinde getiriyor. Deprem kuşağında yer alan Türkiye'de, yapı denetimi ve sorumlulukların netleştirilmesi, gelecekteki felaketlerin önlenmesi için hayati önem taşıyor. Yargı kararlarının, depremzedelerin haklarını koruyacak ve caydırıcılık sağlayacak şekilde olması gerekiyor.