Depozito Yönetim Sistemi (DYS), milyarlarca liralık yerli plastik atığın ekonomiye kazandırılması amacıyla başlatılırken, ambalajlardaki fahiş fiyat artışları ve sistemin işleyişine dair soru işaretleri gündeme geldi. Uzmanlar, bir yandan milyarlarca liralık yerli atık hammadde toplanmasının önünü açan bu sistemin, diğer yandan atık ticaretinde fırsatçılığa yol açabileceği konusunda uyarıyor. Çevre savunucuları, depozito ücretlerinin tüketiciye yansıtılma şekli ve geri dönüşüm sürecinin denetimsiz kalması halinde sistemin amacına ulaşamayacağını ifade ediyor.
Ambalajlarda zam fırsatçılığı
Depozito Yönetim Sistemi kapsamında, plastik şişe ve kutulara eklenen depozito ücretleri, bazı üreticiler tarafından fahiş fiyat artışı olarak tüketiciye yansıtılıyor. Uzmanlara göre, sistemin başlangıcında belirlenen depozito miktarları, piyasa koşullarına göre makul seviyelerde olsa da, bazı markalar bu ücreti bahane ederek ürün fiyatlarını orantısız şekilde yükseltti. Tüketici dernekleri, bu durumun enflasyonist baskıyı artırdığını ve sistemin güvenilirliğini zedelediğini belirtiyor. Özellikle içecek sektöründe faaliyet gösteren büyük firmalar, depozito uygulamasını fiyat artışı için bir koz olarak kullanmakla suçlanıyor.
Yerli atık hammadde potansiyeli
Türkiye'de her yıl yaklaşık 1,5 milyon ton plastik atık ortaya çıkıyor ve bunun sadece yüzde 10'u geri dönüştürülüyor. Depozito Yönetim Sistemi, bu atıkların toplanarak ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor. Uzmanlar, sistemin başarılı olması halinde yılda 2 milyar liranın üzerinde ekonomik değer yaratılabileceğini öngörüyor. Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi için atık toplama ve ayırma altyapısının güçlendirilmesi, kayıt dışı toplayıcılığın önüne geçilmesi gerekiyor. Çevre mühendisleri, sistemin denetim mekanizmalarının yetersiz kalması halinde, atık ticaretinde kayıt dışılığın ve fırsatçılığın artabileceği uyarısında bulunuyor.
Çevre savunucularından denetim çağrısı
Doğa Derneği ve Greenpeace gibi çevre örgütleri, Depozito Yönetim Sistemi'nin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini vurguluyor. Özellikle toplanan atıkların geri dönüşüm tesislerine ulaşana kadar geçen süreçteki kayıpların önlenmesi için bağımsız denetçilerin atanması talep ediliyor. Ayrıca, depozito ücretlerinin tüketiciye iade edilmemesi durumunda, bu paranın bir fon olarak biriktirilip çevre projelerine aktarılması öneriliyor. Çevre savunucuları, sistemin sadece ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik fayda sağlaması gerektiğini belirtiyor.
Uygulamadaki aksaklıklar
Depozito Yönetim Sistemi'nin pilot uygulamalarının yapıldığı illerde, otomatik toplama makinelerinin sayısının yetersiz olduğu ve tüketicilerin depozito iadesi almakta zorlandığı bildiriliyor. Ayrıca, bazı marketlerin depozitolu ürünleri kabul etmediği yönünde şikayetler var. Uzmanlar, sistemin yaygınlaşması için gerekli altyapının henüz tamamlanmadığını, bu nedenle aceleci davranılmaması gerektiğini belirtiyor. Öte yandan, atık toplayıcılarının sisteme dahil edilmemesi, kayıt dışı ekonominin büyümesine yol açabilir.
Depozito Yönetim Sistemi, çevre ve ekonomi politikalarının kesiştiği kritik bir noktada duruyor. Ancak sistemin başarısı, yalnızca teknik altyapıya değil, aynı zamanda denetim mekanizmalarının etkinliğine ve fırsatçılığın önlenmesine bağlı. Atık ticaretinin kayıt altına alınması ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, sistemin meşruiyetini güçlendirecektir. Aksi halde, milyarlarca liralık potansiyel, birkaç kişinin cebine giderken, çevre kirliliği ve kaynak israfı devam edecektir.