Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016'daki şüpheli ölümü, yıllar sonra yeniden gündeme oturdu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Denizolgun'un otopsi videosu ve raporuna ilişkin yürütülen soruşturmada, otopsiye imza atan iki doktor ve dönemin Sağlık Bakanlığı yetkilisi Alihan Kuriş hakkında soruşturma başlattı. Gelişme, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, adli sürecin detayları merak konusu oldu.
İddialar ve Soruşturma Süreci
Denizolgun'un ölümü, 2016 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi olarak kayıtlara geçmişti. Ancak, yıllar sonra ortaya çıkan otopsi videosu ve bazı iddialar, ölümün doğal olmadığı yönünde şüpheleri artırdı. Denizolgun ailesinin avukatlarının başvurusu üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı yeniden ele aldı.
Soruşturma kapsamında, otopsi raporunu hazırlayan Adli Tıp Kurumu uzmanları ile dönemin Sağlık Bakanlığı müsteşar yardımcısı olduğu öğrenilen Alihan Kuriş hakkında ifade alma ve bilirkişi incelemesi kararı alındı. Başsavcılık, otopsi videosunun orijinal halinin incelenmesi için Adli Tıp Kurumu'na yazı yazarken, video kaydının silinmiş veya değiştirilmiş olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.
Denizolgun'un Ölümü ve Ailenin Mücadelesi
Arif Ahmet Denizolgun, 1997-1999 yılları arasında Ulaştırma Bakanlığı görevini yürütmüştü. 7 Eylül 2016'da İstanbul'daki evinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış, ancak kurtarılamamıştı. Ölüm nedeni olarak kalp krizi gösterilmişti. Ancak aile, ölümün şüpheli olduğunu ve otopsinin gerektiği gibi yapılmadığını öne sürerek uzun süredir hukuki mücadele yürütüyor.
Denizolgun ailesinin avukatı, yaptığı açıklamada, "Otopsi videosunun izlenmesi, ölüm nedeninin aydınlatılması açısından kritik önem taşıyor. Videoda, otopsi sırasında bazı usulsüzlükler yapıldığı görülüyor. Bu nedenle soruşturmanın genişletilmesi ve tüm şüphelilerin ifadesinin alınması gerekiyor" dedi.
Adli Tıp Kurumu ve Bilirkişi İncelemesi
Başsavcılığın talebi üzerine Adli Tıp Kurumu, otopsi videosunu ve raporunu incelemek üzere bilirkişi heyeti oluşturdu. Heyetin, video kaydının silinmiş veya değiştirilmiş olup olmadığını, otopsi raporunun eksik veya hatalı düzenlenip düzenlenmediğini belirleyeceği öğrenildi. Ayrıca, Denizolgun'un vücudundan alınan örneklerin yeniden incelenmesi için girişimlerde bulunuluyor.
Soruşturma kapsamında adı geçen Alihan Kuriş'in, Denizolgun'un ölümünden kısa bir süre önce Sağlık Bakanlığı'nda üst düzey bir görevde bulunduğu ve otopsi sürecine müdahil olduğu iddia edildi. Kuriş'in, otopsi raporunun hazırlanmasında etkili olduğu ve video kaydının silinmesini istediği öne sürülüyor.
Kamuoyunun Tepkisi ve Beklentiler
Denizolgun'un ölümüyle ilgili yaşanan bu gelişmeler, sosyal medyada geniş yankı buldu. Birçok kullanıcı, adaletin tecelli etmesini ve gerçeklerin ortaya çıkmasını talep etti. Denizolgun ailesi ise sürecin takipçisi olduklarını ve sonuna kadar mücadele edeceklerini belirtti.
Yaşanan gelişme, geçmişte şüpheli ölümlerle ilgili yürütülen soruşturmaların akıbetini de gündeme getirdi. Denizolgun davası, kamuoyunda şeffaf ve bağımsız bir adli sürecin işletilmesi açısından önemli bir test olarak görülüyor.