Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çarpıcı bir gelişme yaşandı. Ellerinde otopsiye ait video kayıtları olduğu halde savcılığa gerçeğe aykırı beyanda bulundukları belirlenen 3 Adli Tıp görevlisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dava açıldı. Kamu görevlileri hakkında hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.
Savcılığa Yanıltıcı Beyan
Dosyaya göre, Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu'ndan otopsi işlemine ait görüntüler talep edildi. Ancak kurumda görevli üç kişi, söz konusu görüntülerin mevcut olmadığını belirterek savcılığa yazılı cevap verdi. Yapılan incelemede, otopsi sırasında kamera kaydı alındığı ve görüntülerin arşivde saklandığı ortaya çıktı. Bunun üzerine savcılık, gerçeğe aykırı beyanda bulunan görevliler hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlattı.
İddianamede, şüphelilerin "gerçeğe aykırı belge düzenlemek" suretiyle kamu kurumunu yanılttığı ve adli soruşturmanın seyrini etkilemeye çalıştığı vurgulandı. Görevlilerin ifadelerinde, "görüntülerin teknik arıza nedeniyle silindiği" yönünde savunma yaptıkları öğrenildi. Ancak bilirkişi raporu, kayıtların silinmediğini, aksine düzenli olarak yedeklendiğini ortaya koydu.
Denizolgun'un Ölümü ve Soruşturmanın Seyri
Arif Ahmet Denizolgun, 2019 yılında evinde ölü bulunmuştu. İlk otopside "doğal ölüm" sonucu çıkmış, ancak ailesinin itirazı üzerine dosya yeniden açılmıştı. Soruşturma sürecinde otopsi raporlarındaki çelişkiler ve kayıtların ortaya çıkmaması dikkat çekmişti. Denizolgun'un ölümüyle ilgili olarak daha önce de bazı Adli Tıp görevlileri hakkında disiplin soruşturması açılmış, ancak somut bir sonuç alınamamıştı.
Son gelişmeyle birlikte, soruşturmanın kilit isimlerinden üç kişi yargı önüne çıkarılacak. Hapis istemiyle hazırlanan iddianame, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kabul edildi. Şüphelilerin ilk duruşmasının önümüzdeki aylarda görülmesi bekleniyor.
Adli Tıp Kurumu'na Yönelik Güven Sarsıntısı
Olay, Adli Tıp Kurumu'nun tarafsızlığı ve kayıt tutma disiplini konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Uzmanlar, otopsi görüntülerinin delil zincirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, bu tür kayıtların usulüne uygun saklanmamasının adalete gölge düşüreceğini belirtiyor. Denizolgun ailesinin avukatları ise kararı "geç de olsa önemli bir adım" olarak nitelendirdi.
Gözler şimdi, benzer şekilde görüntü saklama ihlalleri olup olmadığına ve Adli Tıp içindeki olası bir örtbas girişiminin varlığına çevrilmiş durumda.