Komedyen Deniz Göktaş, 1 Haziran'da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilediği 'Ölü Deniz' adlı stand-up gösterisinin ardından 'dini değerleri aşağılama' ve 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlamalarıyla yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Göktaş hakkında 1 yıl 3 ay hapis cezası verirken, cezayı erteledi. Karar sonrası ilk kez konuşan Göktaş, 'Neşemizi çalamayacaklar. Bu dava, bir komedyenin değil, aslında ifade özgürlüğünün önüne çekilmek istenen setin sembolüdür' dedi.
İddianame ve yargılama süreci
Göktaş hakkında hazırlanan iddianamede, 'Ölü Deniz' gösterisinde kullanılan bazı esprilerin dini inançları aşağıladığı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik sözlerin hakaret kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Savcılık, 3 yıla kadar hapis cezası talep etmişti. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Göktaş, savunmasında sanatın sınır tanımazlığına vurgu yaparak, 'Hiçbir espriyi dini değerleri aşağılamak amacıyla yapmadım. Mizah, toplumsal eleştirinin bir aracıdır' ifadelerini kullandı.
Sosyal medyada destek dalgası
Duruşma sırasında adliye önünde toplanan yüzlerce kişi, Göktaş'a destek verdi. 'Sanatçı susturulamaz' ve 'Mizah suç değildir' sloganları atan kalabalık, kararın ardından sevinç gösterileri yaptı. Sosyal medyada da #DenizGöktaş ve #ÖlüDeniz etiketleri kısa sürede trendler listesine girdi. Birçok ünlü isim, yazar ve siyasetçi, Göktaş'a destek mesajları yayımladı.
Hukuki sürecin detayları
Mahkeme heyeti, Göktaş'ın cezasını 1 yıl 3 aya indirirken, sanığın adli sicil kaydı olmaması ve duruşmalardaki iyi hali nedeniyle cezanın ertelenmesine hükmetti. Erteleme, sanığın 5 yıl boyunca kasıtlı bir suç işlememesi koşuluna bağlandı. Bu süre içinde yeniden suç işlenmesi halinde, ertelenen ceza doğrudan infaz edilecek. Göktaş'ın avukatı, kararın temyiz edileceğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmayı değerlendireceklerini açıkladı.
Farklı kesimlerden tepkiler
İktidara yakın çevreler, mahkemenin ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını hatırlattığı görüşünde. Adalet Bakanlığı kaynakları, 'Hiçbir kutsal değer mizah aracı yapılamaz' derken, muhalefet partileri kararı sert söylemlerle eleştirdi. CHP Genel Başkan Yardımcısı, 'Bu karar, muhalif sesleri susturmaya yönelik bir baskı aracıdır' dedi. İnsan Hakları Derneği ise, kararın AİHM içtihatlarına aykırı olduğunu savundu.
Değerlendirme: Mizah ve hukuk arasındaki ince çizgi
Deniz Göktaş davası, Türkiye'de mizahın sınırları ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Uluslararası sansür endekslerinde sıkça eleştirilen Türkiye'de, özellikle siyasi ve dini konularda yapılan mizahın yargısal denetime tabi olması, sanatçıları temkinli olmaya itiyor. Ancak mahkemenin cezayı ertelemesi, bir nebze de olsa mizahın alanını genişleten bir işaret olarak okunabilir. Yine de temyiz süreci ve olası AİHM başvurusu, bu davanın hukuki boyutunun henüz kapanmadığını gösteriyor.