İstanbul’da gerçekleştirdiği stand-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle komedyen Deniz Göktaş hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Göktaş’ın “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla 9 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Gösterinin yapıldığı tarih ve mekân henüz netleşmezken, soruşturmanın sahne performansının ardından gelen şikâyetler üzerine başlatıldığı öğrenildi.
Savcılık ne istiyor?
İddianameye göre Göktaş’ın sahnedeki sözleri, toplumun bir kesimini hedef gösterdiği ve kamu görevlilerine yönelik aşağılayıcı ifadeler içerdiği gerekçesiyle suç kapsamında değerlendirildi. Savcılık, Göktaş’ın Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenen “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve 299. maddesinde yer alan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarından yargılanmasını istiyor. Her iki suçlama için toplamda 9 yıla kadar hapis öngörülüyor.
Göktaş’ın avukatı, iddianamenin kabul edilmesi halinde müvekkilinin suçsuzluğunu savunacaklarını ve ifade özgürlüğü çerçevesinde hareket ettiklerini belirtti. Avukat, “Sanatçının sahnede sarf ettiği sözlerin eleştiri sınırları içinde kaldığını düşünüyoruz. Yargı süreci boyunca bu görüşü savunacağız” dedi.
Göktaş’ın kariyeri ve kamuoyu tepkileri
Deniz Göktaş, Türkiye’nin tanınmış stand-up komedyenlerinden biri. Çeşitli televizyon programları ve dijital platformlarda gösteriler yapan Göktaş, özellikle güncel olaylara getirdiği eleştirel yorumlarla biliniyor. Son gösterisinde de siyasi ve toplumsal konulara değindiği, izleyicilerden bazılarının bu sözleri sosyal medyada paylaşması üzerine şikâyetlerin arttığı belirtiliyor.
Olayın duyulmasının ardından sanat camiasından ve sivil toplum kuruluşlarından çeşitli açıklamalar geldi. Bazı sanatçılar, Göktaş’a destek mesajı yayımlayarak ifade özgürlüğünün altını çizdi. Bazı kesimler ise sahnede yapılan eleştirilerin yasal sınırlar içinde kalması gerektiğini savundu. Sosyal medyada #DenizGöktaş etiketiyle binlerce paylaşım yapıldı; kullanıcıların bir kısmı soruşturmayı “sansür” olarak nitelendirirken, bir kısmı da “hukuk devletinde herkes hesap verir” görüşünü dile getirdi.
Türkiye’de ifade özgürlüğü tartışmaları
Deniz Göktaş soruşturması, Türkiye’de sanatçılar ve gazeteciler üzerindeki yargı baskısı tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Son yıllarda benzer şekilde sahne performansları veya sosyal medya paylaşımları nedeniyle birçok sanatçı hakkında soruşturma açıldığı biliniyor. Uluslararası kuruluşlar, Türkiye’yi ifade özgürlüğü konusunda endişeyle izlediklerini sık sık dile getiriyor. Avrupa Birliği İlerleme Raporları’nda da bu konuya dair eleştiriler yer alıyor.
Öte yandan hükümet yetkilileri, yargının bağımsız olduğunu ve herkesin yasalar önünde eşit olduğunu savunuyor. Adalet Bakanlığı’nın son açıklamalarında, soruşturmaların “suç unsuru taşıyan eylemler” nedeniyle açıldığı, sanatçıların mesleki faaliyetlerinin hedef alınmadığı belirtiliyor.
Hukuki süreç nasıl ilerleyecek?
İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde Göktaş, önümüzdeki aylarda hâkim karşısına çıkacak. Dava süresince sanık ve tanıklar dinlenecek, deliller değerlendirilecek. Göktaş’ın savunmasında gösterinin bir sanat etkinliği olduğu ve sözlerin şiddet çağrısı içermediği vurgulanacak. Mahkeme, delillerin toplanmasının ardından nihai kararını verecek. Karar temyiz edilebilecek.
Uzmanlar, davanın Türkiye’de ifade özgürlüğü sınırları açısından emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Avukatlar, benzer davalarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruların sıklıkla gündeme geldiğini hatırlatıyor.
Sanat dünyası ne diyor?
Birçok ünlü isim, Göktaş’a destek için açıklama yaptı. Oyuncu ve komedyenler, “Sanatçının tek silahı sözüdür, bu silahı elinden almaya çalışmak kabul edilemez” ifadelerini kullandı. Bazı sanatçılar ise sahnede yapılan esprilerin yasal sınırları aşmaması gerektiğini savundu; ancak bu görüş, sanat camiasında daha az taraftar buldu. Gösteri dünyasından gelen tepkiler, soruşturmanın geniş yankı uyandırdığını gösteriyor.
Sivil toplum örgütleri de konuya ilişkin raporlar yayımladı. Türkiye’de ifade özgürlüğü endekslerinde son yıllarda yaşanan düşüş, bu tür davalarla ilişkilendiriliyor. Uluslararası PEN ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi kuruluşlar, Türkiye’deki sanatçı ve gazetecilere yönelik yargısal baskıyı raporlarına taşıdı.
Değerlendirme
Deniz Göktaş hakkındaki soruşturma, Türkiye’de sanat ve ifade özgürlüğü sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğine dair önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Bir yanda devletin, toplumun huzurunu ve kamu görevlilerinin itibarını koruma yükümlülüğü; diğer yanda bireyin ifade özgürlüğü ve sanatsal eleştiri hakkı bulunuyor. Yargı süreci ilerledikçe, mahkemenin vereceği karar hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yakından takip edilecek. Bu dava, yalnızca bir komedyenin değil, genel olarak Türkiye’de mizah ve eleştiri kültürünün geleceğini de etkileyebilir.