Yunanistan'ın İsrail ile yaptığı savunma anlaşmasına güvenerek ülkesinin güvenliğini sağlayabileceğine dair inancı, geleneksel Türk atasözleri ve Dede Korkut hikâyelerindeki uyarıları yeniden gündeme taşıdı. "Başkasının ipiyle kuyuya inmek" ve "el atıyla çalım satmak" gibi deyimler, dışa bağımlı savunma stratejilerinin risklerini anlatmak için sıklıkla kullanılıyor. Bu bağlamda, Yunanistan'ın İsrail'den aldığı silah ve istihbarat desteğine aşırı güvenmesi, tarihsel tecrübelerle çelişiyor.
Başkasının İpiyle Kuyuya İnmek: Deyimlerin Işığında Savunma Bağımlılığı
Türk kültüründe "başkasının ipiyle kuyuya inmek" deyimi, bir işi başkasının sağladığı imkânlarla yapmaya çalışmanın tehlikesini anlatır. Kuyuya inmek için kendi ipiniz yoksa, başkasının ipi kopabilir veya sizi yarı yolda bırakabilir. Yunanistan'ın İsrail ile 2022'de imzaladığı savunma işbirliği anlaşması, bu deyimin somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan'a gelişmiş silah sistemleri, insansız hava araçları ve istihbarat desteği sağlıyor. Ancak bu destek, Yunanistan'ın kendi savunma sanayisini güçlendirmesinin önüne geçebilir.
Dede Korkut hikâyelerinde sıkça vurgulanan "el atına binen tez iner" sözü, yabancı güçlere dayalı çözümlerin kalıcı olmadığını anlatır. El atı, başkasının atıdır; ona binen kişi, atın sahibinin çıkarlarına göre yönlendirilir. Yunanistan, İsrail ile olan ittifakında benzer bir konumda bulunuyor. İsrail'in Orta Doğu'daki öncelikleri değiştiğinde, Yunanistan'ın güvenlik ihtiyaçları ikinci planda kalabilir.
Dede Korkut'un Uyarısı: Yabancı Silaha Güvenilmez
Dede Korkut Kitabı'nda, Oğuz beyleri sık sık yabancı unsurlara güvenmenin felaket getireceği konusunda uyarılır. "Yabancıdan gelen silaha" dayanarak savunma yapmanın, uzun vadede hüsranla sonuçlanacağı belirtilir. Bu öğreti, bugün Yunanistan'ın İsrail ile olan ilişkisinde de geçerli. İsrail, kendi güvenlik çıkarları doğrultusunda hareket eder ve Yunanistan'a sağladığı desteği her an kesebilir. Nitekim, İsrail'in Kıbrıs Rum Kesimi ile de enerji ve savunma alanında işbirliği yapması, Yunanistan için bir uyarı niteliğinde.
Tarih, başkasının silahına güvenen devletlerin acı sonuçlarıyla doludur. Soğuk Savaş döneminde ABD'ye güvenen bazı ülkeler, ABD'nin politikaları değiştiğinde savunmasız kalmıştır. Yunanistan da benzer bir riskle karşı karşıya. Kendi savunma sanayisini geliştirmek yerine ithal silahlara yönelmek, bağımlılığı artırır ve kriz anında hareket kabiliyetini kısıtlar.
El Atıyla Çalım Satmak: Gösteriş mi, Gerçek Güç mü?
"El atıyla çalım satmak" deyimi, başkasının malıyla gösteriş yapmayı ifade eder. Yunanistan, İsrail'den aldığı silahlarla Ege ve Doğu Akdeniz'de güç gösterisi yapmaya çalışıyor. Ancak bu gösteriş, temelsizdir. Çünkü bu silahların bakımı, mühimmatı ve yazılımı İsrail'e bağımlıdır. Herhangi bir siyasi gerilimde, İsrail bu desteği keserek Yunanistan'ı zor durumda bırakabilir.
Öte yandan, Türkiye kendi yerli savunma sanayisini geliştirerek bu tuzağa düşmekten kurtulmuştur. İHA'lar, SİHA'lar, milli gemiler ve yerli yazılımlar sayesinde Türkiye, savunmada dışa bağımlılığını azaltmıştır. Bu durum, Dede Korkut'un öğretileriyle uyumludur: Kendi gücüne güvenen, başkasının ipine ihtiyaç duymaz.
Sonuç: Tarihten Ders Almak
Yunanistan'ın İsrail ile olan savunma ittifakı, kısa vadede bazı avantajlar sağlasa da uzun vadede ciddi riskler taşıyor. Başkasının ipiyle kuyuya inmek, el atına binmek ve el atıyla çalım satmak gibi deyimler, bu riskleri özetliyor. Dede Korkut'un uyarıları, bugün de geçerliliğini koruyor. Bir ülkenin güvenliği, ancak kendi öz kaynaklarına dayandığında kalıcı olur. Yunanistan'ın bu gerçeği görerek kendi savunma sanayisine yatırım yapması, hem bölgesel denge hem de ulusal çıkarları açısından elzemdir. Aksi halde, "dedem haklı çıktı" demekten öteye geçemeyecek ve bağımlılığın bedelini ağır ödeyecektir.