Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, gelecek PISA araştırmalarında Türkiye'nin asıl hedefinin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ilk 5'e girmek ve bu başarıyı kalıcı hale getirmek olduğunu bildirdi. Tekin, bu hedefin eğitim sisteminde yapısal dönüşüm gerektirdiğini vurgulayarak, sadece sınav başarısına odaklanmanın yeterli olmadığını, müfredattan öğretmen yetiştirmeye kadar geniş bir reform sürecinin yürütüldüğünü belirtti.
PISA'da yükseliş ve sürdürülebilirlik
Türkiye, son yıllarda PISA sonuçlarında kademeli bir iyileşme gösterdi. 2018 ve 2022 döngülerinde matematik, fen ve okuma becerilerinde puanını artıran Türkiye, OECD ortalamasına yaklaşmış durumda. Ancak Bakan Tekin, asıl hedefin bu iyileşmeyi zirveye taşımak olduğunu ifade etti. "Önümüzdeki PISA araştırmalarında OECD ülkeleri içinde ilk 5'e girmek ve orada kalıcı olmak istiyoruz. Bu, bir kerelik bir başarı değil, sistemik bir dönüşümün sonucu olacak" dedi.
PISA, 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen okuryazarlığını ölçen uluslararası bir değerlendirme programı. OECD tarafından üç yılda bir yapılan sınav, ülkelerin eğitim politikalarına yön vermesi açısından kritik öneme sahip. Türkiye, 2022 PISA sonuçlarında matematikte 453 puanla OECD ortalamasının altında kalmıştı; fen ve okumada ise ortalamaya daha yakındı. İlk 5 hedefi, mevcut durumdan önemli bir sıçrama anlamına geliyor.
Eğitimde reform adımları
Bakan Tekin, bu hedefe ulaşmak için atılan adımları şöyle sıraladı:
- Öğretmen yetiştirme programlarının güncellenmesi ve mesleki gelişim desteklerinin artırılması,
- Müfredatın analitik düşünme, problem çözme ve dijital becerileri merkeze alacak şekilde revize edilmesi,
- Erken çocukluk eğitiminin yaygınlaştırılması ve okul öncesi okullaşma oranının artırılması,
- Mesleki eğitimde sektör iş birlikleriyle istihdam odaklı modellerin geliştirilmesi,
- Ölçme ve değerlendirme sisteminin çağdaş yöntemlerle güçlendirilmesi.
Tekin, "Sadece merkezi sınavlarda başarılı öğrenciler yetiştirmek bizi hedefe taşımaz. Eleştirel düşünen, üreten, sorgulayan bireyler yetiştirmeliyiz. PISA gibi uluslararası sınavlar da tam olarak bunu ölçüyor" diye konuştu.
OECD ülkeleriyle rekabet
OECD'nin eğitim göstergeleri raporlarına göre, son yıllarda Estonya, Kanada, Finlandiya, Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler PISA'da üst sıralarda yer alıyor. Türkiye'nin ilk 5 hedefi, bu ülkelerle doğrudan rekabet anlamına geliyor. Uzmanlar, bu ülkelerin ortak özelliklerinin öğretmen kalitesine yapılan yatırım, eşitlikçi eğitim politikaları ve güçlü erken çocukluk eğitimi olduğunu belirtiyor.
Bakan Tekin, "Biz de bu alanlarda kararlı adımlar atıyoruz. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azalttık, derslik açığını kapattık, yardımcı kaynak desteğini artırdık. Ancak daha yapacak çok işimiz var" dedi.
PISA 2025 ve sonrası
PISA 2025 uygulaması önümüzdeki yıl yapılacak. Türkiye'nin bu döngüdeki performansı, ilk 5 hedefine ne kadar yaklaşıldığının göstergesi olacak. Bakanlık, 2025 için özel bir hazırlık programı yürütüyor. Bu kapsamda örnek sorular, öğretmen eğitimleri ve okul bazlı iyileştirme planları devreye alındı.
Eğitim analistleri, PISA'da ilk 5'e girmenin uzun soluklu bir çaba gerektirdiğini, ancak Türkiye'nin son yıllardaki ivmesinin umut verici olduğunu belirtiyor. Öte yandan, bölgesel eşitsizlikler ve okul türleri arasındaki başarı farkı hâlâ önemli bir sorun olarak duruyor. Bakan Tekin'in açıklamaları, bu sorunların da gündemde olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in OECD ilk 5 hedefi, Türkiye'nin eğitimde kaliteyi artırma ve uluslararası alanda rekabet edebilme iddiasını yansıtıyor. Hedefin gerçekleşmesi, sadece öğrenci başarısına değil, aynı zamanda eğitim sisteminin bütüncül dönüşümüne bağlı. Önümüzdeki PISA sonuçları, bu yolculukta önemli bir kilometre taşı olacak.