Antalya'da geçen yıl tüplü dalış sırasında hayatını kaybeden Fahriye Başlı'nın (59) ölümüne ilişkin yargılanan ve hakkında 6 yıla kadar hapis cezası istenen dalış okulu sahibi M.Ç., yargılama devam ederken sosyal medyada yaptığı paylaşımlarla gündeme geldi. M.Ç., davayla ilgili olumsuz hava yaratmaya çalıştığı, ölen kadının ailesine ve kamuoyuna saygısızlık yaptığı gerekçesiyle büyük tepki topladı. Olayın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) dalış güvenliği ve denetim mekanizmalarının yetersizliği tartışılmaya başlandı.
Olayın Geçmişi ve İddianame
Geçen yıl Ağustos ayında Antalya'nın Kaş ilçesinde tüplü dalış yapan Fahriye Başlı, su altında fenalaşarak hayatını kaybetmişti. Yapılan soruşturma sonucunda dalış okulu sahibi M.Ç. ve eğitmen S.G. hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçundan dava açılmıştı. İddianamede, dalış öncesi gerekli sağlık kontrolünün yapılmadığı, ekipmanların periyodik bakımlarının ihmal edildiği ve acil durum planlarının bulunmadığı belirtilmişti. Ayrıca, M.Ç.'nin daha önce de benzer ihlaller nedeniyle ceza aldığı ortaya çıkmıştı.
Duruşmalar devam ederken M.Ç.'nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar olayın seyrini değiştirdi. M.Ç., ölen kadının 'dalışa kendi isteğiyle gittiğini' ve 'ailesinin maddi tazminat peşinde olduğunu' ima eden ifadeler kullandı. Ayrıca, davayla ilgili olarak 'haksız yere suçlandığını' ve 'mağdur olduğunu' öne sürdü. Bu paylaşımlar, Fahriye Başlı'nın ailesi ve kadın dernekleri tarafından sert şekilde kınandı. Aile avukatı, M.Ç.'nin bu tutumunun mağduru ikinci kez yaraladığını ve yargılama sürecini etkilemeye çalıştığını belirtti.
Meclis Gündemine Taşındı
Tepkilerin ardından konu TBMM'ye taşındı. CHP Antalya Milletvekili A.Ö., konuyu Meclis gündemine getirerek, dalış turizminin güvenliği konusunda kapsamlı bir denetim yapılmasını istedi. A.Ö., "Bu olay, dalış sektöründeki denetim eksikliklerinin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Sadece Antalya'da değil, tüm kıyı şeridimizde binlerce dalış okulu faaliyet gösteriyor. Bunların kaçının yasal ruhsatı olduğu, eğitmenlerin yeterliliği, ekipman bakımları düzenli olarak denetlenmiyor. Fahriye Hanım'ın ölümü, bu ihmalin bir sonucudur. Meclis olarak bu konuda acil bir araştırma komisyonu kurmalıyız" dedi.
Turizm Bakanlığı yetkilileri ise konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakanlık, "Dalış turizmi, ülkemiz için önemli bir gelir kaynağıdır. Bu tür üzücü olayların yaşanmaması için gerekli tüm önlemleri alıyoruz. Ancak denetimlerin etkinliğini artırmak için sektör temsilcileriyle birlikte çalışmalar yapıyoruz" ifadelerini kullandı. Ancak sivil toplum kuruluşları, mevcut denetimlerin yetersiz olduğunu ve kanuni düzenlemelerin yüzeysel kaldığını savunuyor.
Dalış Güvenliği için Öneriler
Denizcilik ve Su Altı Sporları Federasyonu'ndan emekli bir eğitmen olan U.P., yaptığı açıklamada, "Türkiye'de dalış turizmi her geçen yıl büyüyor. Ancak güvenlik standartları uluslararası normların çok altında. Acilen yapılması gerekenler şunlar: Dalış okulları için zorunlu akreditasyon sistemi getirilmeli, periyodik denetimler bağımsız kuruluşlarca yapılmalı, eğitmenlerin sertifikaları ve sağlık koşulları her sezon kontrol edilmeli, dalış öncesi sağlık beyanı ve sigorta zorunlu hale getirilmelidir. Ayrıca, acil müdahale ekipmanlarının bulundurulması ve servis güvenliği planları yasal zorunluluk olmalıdır" dedi.
Turizm ve Güvenlik Dengesi
Dalış turizminin ekonomiye katkısı göz ardı edilemez. Ancak güvenlik önlemleri ihmal edildiğinde, bu tür trajediler sektörün itibarını zedeliyor. Turizm sektörü temsilcileri, güvenliğin artırılmasının turizmi olumsuz etkilemeyeceğini, tam tersine kaliteyi artıracağını belirtiyor. Bu nedenle, denetimlerin sıkılaştırılması ve cezai yaptırımların caydırıcı hale getirilmesi sektörün geleceği için de kritik önem taşıyor.
Yargı Sürecine Etkisi
M.Ç.'nin sosyal medya paylaşımlarının yargılamayı etkileyip etkilemeyeceği ise merak konusu. Hukukçular, sanığın bu tür davranışlarının 'takdiri indirim' uygulanmasını olumsuz etkileyebileceğini, çünkü mahkemenin sanığın suçtan pişmanlık duyup duymadığını göz önünde bulundurduğunu belirtiyor. Ayrıca, mağdur ailesinin avukatı, bu paylaşımların 'hakaret' ve 'tehdit' unsurları taşıdığı gerekçesiyle ayrı bir suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Fahriye Başlı'nın ailesi, adalet arayışlarını sürdürüyor. Kızı D.B., gözyaşları içinde yaptığı açıklamada, "Annem bir dalış meraklısıydı, bu onun hayaliydi. Onu bu şekilde kaybetmek çok acı. Ancak asıl üzücü olan, ölümüne neden olan kişilerin hiçbir pişmanlık duymaması ve hatta bizimle alay etmesi. Bu insanların bir an önce cezalandırılmasını ve bir daha kimsenin böyle bir acı yaşamamasını istiyorum" dedi.
Dalış güvenliği konusu, yalnızca Fahriye Başlı'nın ölümüyle sınırlı kalmamalıdır. Bu olay, sektördeki yapısal sorunları gözler önüne sermiş durumda. Denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi, yaptırımların artırılması ve toplumsal farkındalığın yükseltilmesi, benzer trajedilerin yaşanmaması için elzemdir. Aksi takdirde, her yaz bir turizm sezonu, tatilini dalış yaparak geçirmek isteyenler için kabusa dönüşme riski taşıyor.