Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman, D vitamini yetersizliğinin bağışıklık sistemi zayıflığından kansere kadar pek çok hastalığı tetikleyebildiğini söyledi. Prof. Dr. Akman, güneşlenme ve beslenmenin D vitamini seviyesini korumadaki kritik rolüne dikkat çekerek, özellikle kış aylarında eksiklik riskine karşı uyardı.
D vitamini neden önemli?
D vitamini, vücutta kalsiyum ve fosfor emilimini düzenleyerek kemik sağlığı için hayati önem taşır. Aynı zamanda bağışıklık sisteminin düzgün çalışmasına katkıda bulunur, hücre büyümesini ve nöromüsküler fonksiyonları destekler. Prof. Dr. Akman, “D vitamini eksikliği sadece kemik erimesi değil, aynı zamanda depresyon, şeker hastalığı bazı kanser türleri ve kalp-damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkla ilişkilendirilmiştir” dedi.
Eksiklik belirtileri ve risk grupları
Yorgunluk, kemik ağrısı, kas güçsüzlüğü ve sık enfeksiyon geçirme D vitamini eksikliğinin yaygın belirtileri arasında yer alır. Yaşlılar, kapalı ortamda çalışanlar, obez bireyler ve koyu tenli kişiler daha yüksek risk altındadır. Prof. Dr. Akman, kan testi ile seviye ölçümünün doğru sonuç vereceğini, hekim kontrolünde takviye kullanılması gerektiğini vurguladı.
Güneşlenme ve beslenme önerileri
D vitamininin en doğal kaynağı güneş ışığıdır. Prof. Dr. Akman, haftada 3-4 kez, 15-20 dakika kol ve bacakların güneşle temas etmesinin yeterli olduğunu, ancak güneş koruyucu kullanılmaması gerektiğini belirtti. Beslenme açısından ise somon, sardalya gibi yağlı balıklar, yumurta sarısı ve D vitamini ile zenginleştirilmiş süt ürünleri önerdi. “Kış aylarında veya yeterli güneş alamayan kişilerde doktor önerisiyle takviye kullanılabilir” diyen Akman, aşırı doz riskine karşı da uyardı.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de özellikle kadınlarda ve çocuklarda D vitamini eksikliği yaygın görülmektedir. Uzmanlar, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında D vitamini taramalarının yaygınlaştırılması gerektiğini belirtiyor. Sonuç olarak, D vitamini seviyesinin optimal düzeyde tutulması hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından kritik bir öneme sahiptir.