Türkiye'de son dönemde hemen her tartışmanın ardından aynı cümle kuruluyor: 'Devletin bir bildiği vardır.' Bu söz, artık yalnızca bir değerlendirme değil, bir yönetim anlayışının özeti haline geldi. Toplumun geniş kesimlerinde, alınan kararların sorgulanmaması gerektiği yönünde bir kanaat oluşuyor. Ancak bu yaklaşım, Cumhuriyet bilinci ve yurttaşlık kavramlarıyla ne kadar örtüşüyor?
Devlet otoritesi ve birey ilişkisi
Cumhuriyet, yurttaşların devlet yönetiminde söz sahibi olduğu bir sistemdir. Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri arasında katılımcı demokrasi, eleştirel düşünce ve denetim mekanizmaları yer alır. Ancak 'devletin bir bildiği vardır' söylemi, bu değerlerle çelişmektedir. Bu ifade, sivil itaatsizliği ve sorgulamayı olumsuzlayarak, devlet kararlarının mutlak doğru olduğu varsayımına dayanır. Oysa demokratik bir toplumda yurttaşların, kamu yararını gözetmek kaydıyla devlet politikalarını sorgulama hakkı vardır.
Son yıllarda özellikle ekonomik kararlar, dış politika adımları ve sosyal düzenlemeler sırasında bu söz sıkça duyulur hale geldi. Vatandaşlar, enflasyon, işsizlik veya uluslararası ilişkilerde yaşanan sorunları sorguladığında, 'devletin bir bildiği vardır' yanıtıyla karşılaşmaktadır. Bu durum, yurttaşların kendilerini yönetenlerle eşit bireyler olarak görmesini engellemektedir.
Tarihsel arka plan ve güncel yansımalar
Bu söylemin kökenleri, Osmanlı'dan miras kalan 'devlet baba' anlayışına dayanır. Otoriter yönetim geleneği, devletin her şeyi bildiği ve en doğrusunu yaptığı varsayımını beslemiştir. Ancak Cumhuriyetle birlikte bireyin ön plana çıkması hedeflenmiştir. Ne var ki pratikte, merkeziyetçi yapı ve güçlü yürütme geleneği, eleştiriyi sınırlandırmıştır.
Günümüzde özellikle sosyal medyada ve kamusal tartışmalarda, bu ifade eleştiriyi bastırmak için kullanılmaktadır. Örneğin, bir kamu projesinin çevresel etkileri sorgulandığında veya bir yasa tasarısının anayasaya aykırılığı gündeme geldiğinde, 'devletin bir bildiği vardır' savunması devreye girmektedir. Bu durum, demokratik denetimi zayıflatmakta ve yurttaşlık bilincinin gelişimini engellemektedir.
Yurttaşlık bilinci neden önemli?
Demokrasilerde yurttaşların, devlet politikalarını sorgulama, eleştirme ve alternatif üretme hakkı vardır. Yurttaşlık bilinci, sadece oy vermekle sınırlı değildir; aynı zamanda kamu yararına aktif katılımı gerektirir 'Devletin bir bildiği vardır' söylemi, bu bilinci pasifize etmekte ve bireyleri sadece itaat eden bir konuma indirgemektedir. Oysa Atatürk'ün ifadesiyle, 'Cumhuriyet, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.' Bu nedenle, yurttaşların düşünsel bağımsızlığını koruması ve devlet karşısında eleştirel bir duruş sergilemesi beklenir.
Sonuç olarak, 'devletin bir bildiği vardır' ifadesi, geçici bir teselli olabilir ancak sağlıklı bir Cumhuriyet bilincinin önündeki en büyük engellerden biridir. Yurttaşların bu söze karşı duyarlı olması ve demokratik haklarını kullanarak sorgulayıcı bir yaklaşım benimsemesi, ülkenin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki devlet, yurttaşların ortak iradesinin bir ürünüdür ve her karar açıkça sorgulanabilir olmalıdır.