Cumhuriyet gazetesinin COP31 iklim zirvesi öncesinde düzenlediği yuvarlak masa toplantısında bilim insanları, yerel yönetim temsilcileri ve enerji sektörü uzmanları, Türkiye'nin enerji dönüşümünü kapsamlı biçimde değerlendirdi. Toplantıda, yenilenebilir enerji üretim kapasitesinin artırılmasının tek başına yeterli olmadığı, şebeke altyapısı, depolama ve yerel yönetimlerin kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Uzmanlar, aksi halde dönüşümün kağıt üzerinde kalacağı uyarısında bulundu.
Üretim Artışı Tek Başına Çözüm Değil
Toplantıda söz alan bilim insanları, Türkiye'nin güneş ve rüzgar enerjisinde son yıllarda kaydettiği ilerlemeye dikkat çekti. Ancak bu artışın, enerji sisteminin bütünüyle uyumlu hale getirilmesi için yeterli olmadığı belirtildi. Özellikle değişken yenilenebilir kaynakların şebekeye entegrasyonu için depolama tesislerinin ve akıllı şebeke yatırımlarının hızlandırılması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, mevcut planlama süreçlerinin kısa vadeli hedeflere odaklandığını, oysa 2030 ve 2050 perspektifinin şart olduğunu dile getirdi.
Yerel yönetim temsilcileri ise enerji dönüşümünde belediyelerin rolünün göz ardı edildiğini belirterek, özellikle bina enerji verimliliği, yerel üretim ve tüketim dengesi ile toplu taşımada elektrifikasyon konularında merkezi yönetimle eşgüdüm eksikliğine işaret etti. Belediyelerin kendi enerji planlarını hazırlayabilmesi için teknik ve mali desteğe ihtiyaç duyduğu ifade edildi.
Enerji Sektörü: Finansman ve Mevzuat Engeli
Enerji sektörü temsilcileri, yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki en büyük engelin öngörülemez mevzuat ve finansmana erişim olduğunu söyledi. Uzun vadeli alım garantilerinin ve istikrarlı düzenlemelerin yatırımcı güvenini artıracağı belirtildi. Ayrıca, yerli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi ve arz güvenliği için kritik minerallerin tedarikinde çeşitliliğin sağlanması gerektiği vurgulandı.
Toplantıda, elektrik piyasasında depolama ve esneklik mekanizmalarının henüz istenen düzeyde olmadığı, bunun da yenilenebilir enerji payının artmasıyla birlikte sistem işletmesinde zorluklar yaratabileceği ifade edildi. Uzmanlar, talep tarafı yönetimi ve dijitalleşmenin bu açığı kapatmada kilit rol oynayacağını belirtti.
COP31 ve Türkiye'nin Konumu
COP31, iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerin güncellenmiş taahhütlerini açıklayacağı önemli bir platform olacak. Türkiye'nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda enerji dönüşümünü hızlandırması bekleniyor. Ancak uzmanlar, bu hedefe ulaşmak için sadece üretim kapasitesini artırmanın değil, aynı zamanda enerji verimliliği, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve karbon fiyatlandırması gibi politika araçlarının da devreye alınması gerektiğini söylüyor.
Toplantıda ayrıca, enerji dönüşümünün sosyal boyutu da ele alındı. Fosil yakıt istihdamının azalmasıyla ortaya çıkacak işgücü dönüşümü için adil geçiş politikalarının önemi vurgulandı. Yerel toplulukların sürece dahil edilmesi ve yeni yeşil işlerde beceri geliştirme programlarının hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.
Sonuç olarak, COP31 öncesinde düzenlenen bu toplantı, Türkiye'nin enerji dönüşümünde planlama ve koordinasyonun altını çizdi. Uzmanlar, üretim artışının tek başına yeterli olmadığını, bütüncül bir stratejiyle desteklenmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Kamu, özel sektör ve yerel yönetimlerin ortak hareket etmesi halinde dönüşümün başarıya ulaşabileceği ifade edildi.