Çin, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Filistin meselesine ilişkin önemli bir açıklama yaptı. Çin'in BM Daimi Temsilcisi, yaptığı konuşmada uluslararası topluma “iki devletli çözüm yoluna dönülmesi” çağrısında bulundu. Temsilci, Filistin halkının meşru haklarının korunması ve Orta Doğu'da kalıcı barışın sağlanması için bu çözümün tek geçerli yol olduğunu vurguladı. Açıklama, artan bölgesel gerilim ve insani kriz ortamında geldi.
BM Kürsüsünden Net Mesaj: İki Devletli Çözüm Şart
Çin'in BM Daimi Temsilcisi, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada, Filistin sorununun adil ve kalıcı bir şekilde çözülmesi için 1967 sınırları temelinde, Doğu Kudüs başkentli bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini belirtti. Temsilci, “İki devletli çözümden uzaklaşmak, bölgeyi daha fazla şiddet ve istikrarsızlığa sürükler” ifadelerini kullandı. Ayrıca, Filistin halkına yönelik insani yardımların artırılması ve sivil kayıpların önlenmesi için acil adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Çin'in bu çıkışı, son dönemde Filistin topraklarında yaşanan şiddet olayları ve yerleşim birimi genişletme kararlarına bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilen bu uygulamalar, birçok ülke tarafından kınanıyor. Çin, BM platformunu kullanarak taraflara diyalog çağrısı yaparken, aynı zamanda arabuluculuk rolünü güçlendirmek istiyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, “Filistin sorunu, Orta Doğu'nun özüdür. Bu sorun çözülmeden bölgede kalıcı barış sağlanamaz” dedi. Sözcü, uluslararası toplumun, özellikle BM Güvenlik Konseyi'nin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
Ekonomik ve Jeopolitik Arka Plan
Çin'in Filistin konusundaki aktif diplomasisi, yalnızca insani bir kaygıdan kaynaklanmıyor. Pekin yönetimi, Orta Doğu'da artan ekonomik çıkarlarını ve Kuşak-Yol Girişimi kapsamındaki yatırımlarını korumak istiyor. Bölgede istikrar, Çin'in enerji ithalatı ve ticaret yolları için kritik önemde. Ayrıca, ABD'nin bölgedeki etkisinin azalması, Çin'e yeni bir diplomatik alan açıyor.
Uzmanlar, Çin'in Filistin yanlısı söyleminin, İsrail ile olan ekonomik ilişkilerini tamamen koparmadan, Arap dünyası ve İslam ülkeleriyle bağlarını güçlendirmesine olanak tanıdığını belirtiyor. Çin, son yıllarda Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşme sürecinde arabuluculuk yaparak bölgesel nüfuzunu artırmıştı. Filistin meselesi de bu politikada önemli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Öte yandan, BM Genel Kurulu'nda yapılan bu çağrı, Güvenlik Konseyi'nde sürekli veto engeline takılan karar tasarıları nedeniyle somut bir adıma dönüşemedi. Çin, bu tıkanıklığı aşmak için Genel Kurul'u daha etkin kullanmayı hedefliyor. Ancak, iki devletli çözümün hayata geçmesi için İsrail ve Filistin yönetimlerinin yanı sıra ABD'nin de desteği gerekiyor.
Pekin'in çağrısı, uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu. Avrupa Birliği ve bazı Arap ülkeleri, Çin'in girişimini memnuniyetle karşılarken, İsrail cephesinden henüz resmi bir yanıt gelmedi. Gözlemciler, Çin'in bu hamlesinin, Batı'nın Filistin politikasına alternatif bir söylem oluşturma çabası olarak da okunabileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Çin'in BM kürsüsünden yaptığı çağrı, Filistin sorununun çözümünde iki devletli çözümün hâlâ en yaygın kabul gören formül olduğunu gösteriyor. Ancak, çağrıların somut adımlara dönüşmesi için taraflar arasında güven inşası ve uluslararası baskının artırılması gerekiyor. Çin, bu süreçte hem ekonomik hem de diplomatik kozlarını kullanarak etkisini artırmaya çalışacak gibi görünüyor.