CHP'de geçtiğimiz yıl yapılan kurultay ve ardından gelen mutlak butlan kararının yarattığı yönetim krizi sürerken, parti kulislerinde çarpıcı bir iddia gündeme bomba gibi düştü. Edinilen bilgilere göre, parti teşkilatına yönelik yeni tasarrufların hazırlığı yapılırken, 7’nci Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, mevcut Genel Başkan Özgür Özel’i görevden almayı planladığı öne sürüldü. İddiaya göre, bu hamleyle partideki yönetim boşluğunun giderilmesi ve kongre sürecinin hızlandırılması hedefleniyor.
İmralı görüşmeleri ve 28 Şubat süreci: CHP’de yeni tasfiyeler mi geliyor?
Kılıçdaroğlu’nun Özel’i görevden alacağı iddiası, aslında partide uzun süredir devam eden bir hesaplaşmanın tezahürü olarak yorumlanıyor. Özellikle İmralı görüşmelerine destek veren ve 28 Şubat sürecinde aktif rol oynayan eski yöneticilerin yeniden etkin pozisyonlara gelmesi, Özel’i rahatsız eden başlıklar arasında. Parti içi muhalif kanat, “Kılıçdaroğlu’nun bu müdahalesi, partiyi yeniden toparlamak yerine daha da derin bir krize sürükleyebilir” uyarısında bulunuyor.
Mutlak butlan kararı ve yönetim belirsizliği
CHP’nin geçmişte yaşadığı olağanüstü kurultay ve sonrasında alınan mutlak butlan kararı, parti tüzüğüne göre bir yönetim boşluğu doğurdu. Bu boşluk, partinin karar alma mekanizmalarını neredeyse durma noktasına getirdi. Özgür Özel’in genel başkan seçilmesinin ardından geçen sürede, parti içi demokrasi vurgusu yapılsa da, uygulamada eski alışkanlıkların devam ettiği görülüyor. Kılıçdaroğlu’nun, Özel’i görevden alma planı, aslında bu belirsizliğe son verme isteğinden kaynaklanıyor. Parti kaynakları, “Eğer böyle bir durum gerçekleşirse, CHP’de tam anlamıyla bir savaş başlar” yorumunu yapıyor.
Kılıçdaroğlu ve Özel arasındaki gerilim perde arkası
Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki ilişki, dışarıya yansıdığı kadar sıcak değil. Uzun yıllar aynı kadroda yer almalarına rağmen, kurultay sürecinde derin fikir ayrılıkları ortaya çıktı. Özel’in, partideki “eski kafa” olarak nitelendirdiği isimleri tasfiye etme girişimleri, Kılıçdaroğlu’nu rahatsız etti. Özellikle gençleşme politikası adı altında yapılan atamalar, partinin geleneksel tabanında tepki çekti. Kılıçdaroğlu’nun bu noktada, “Partiyi ben kurdum, ben yönetirim” anlayışıyla hareket etmesi, iki isim arasındaki gerilimi tırmandırıyor.
CHP’de beklenen yeni yapılanma
İddiaların merkezinde yer alan yeni tasarruflar, sadece genel başkanlıkla sınırlı değil. Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu’nda da geniş çaplı değişiklikler yapılması planlanıyor. Kılıçdaroğlu’nun, güvendiği isimleri kritik pozisyonlara getirerek, parti yönetiminde yeniden söz sahibi olmayı hedeflediği belirtiliyor. Bu hamle, parti içi muhalefetin “konkordato hali” olarak nitelendirdiği mevcut duruma acil bir çözüm olarak sunuluyor. Ancak eleştirmenler, bu tarz bir müdahalenin, partinin tabanındaki güveni daha da sarsacağını düşünüyor.
Parti kulislerinde konuşulanlar
Ankara kulislerinde konuşulan bir diğer detay ise, Kılıçdaroğlu’nun bu planını hayata geçirmek için uygun bir zaman kolladığı yönünde. Özellikle yerel seçimler öncesi yaşanacak bir yönetim değişikliğinin, CHP’yi zaferden ziyade hezimete götürebileceği uyarısı yapılıyor. Partinin tecrübeli isimlerinden bazıları, “Ateşle oynamak yerine, önce kurultayı yapıp, sonra yönetimi belirlemek daha doğru olur” diyerek uzlaşı çağrısı yapıyor.
CHP’deki bu son gelişmeler, aslında Türkiye siyasetinde dengeleri de etkileyebilecek nitelikte. Ana muhalefet partisinin yaşadığı bu iç çekişme, muhalefet blokunun diğer partilerine de sirayet edebilir. Ayrıca, seçmenin gözünde CHP’nin istikrarsız bir görüntü çizmesi, partinin oy potansiyeline de yansıyabilir. Bu bağlamda, Kılıçdaroğlu’nun atacağı adım, sadece CHP’yi değil, tüm siyasi arenayı şekillendirecek bir dönüm noktası olabilir.