CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun olağanüstü kurultay kapılarını kapatması, parti içinde yeni bir çatlağa yol açtı. Özgür Özel ve Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu cephesinde “mutlak ayrışma” hareketliliği tavan yaptı. Özel ve ekibi, ilk etapta 20 Temmuz’a kadar tüm hukuki yolları deneyerek CHP yönetimi için mahkemeden karar çıkarmayı hedefliyor. Bu gelişme, partide “sonları İnce ve Sarıgül gibi olur” yorumlarına neden oluyor.
Kurultay Kapıları Kapanınca Ne Oldu?
Kemal Kılıçdaroğlu, partinin tüzük kurultayının ardından olağanüstü kurultay taleplerine kapıları kapattığını açıklamıştı. Bu karar, özellikle yerel seçim sonrası yönetimi eleştiren muhalif kanadı harekete geçirdi. Özgür Özel ve İmamoğlu’na yakın isimler, “Parti içi demokrasi işlemiyor” diyerek yeni bir yol haritası çizmeye başladı. İddialara göre, Özel ve ekibi 20 Temmuz’a kadar mahkeme yoluyla CHP yönetimini değiştirmek için dava açacak. Bu süreç, partiyi “fiili bir ayrışmaya” götürebilir.
Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’deki avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde, parti içi krize dair net mesajlar verdiği belirtiliyor. İmamoğlu’nun “Parti, halkın değil, bir avuç yöneticinin partisi haline geldi” sözleri, krizin derinliğini gösteriyor.
‘Sonları İnce ve Sarıgül Gibi Olur’ Söylemi
CHP kulislerinde sıkça duyulan bu ifade, muhalif kanadın geçmişteki ayrışma örneklerine işaret ediyor. Muharrem İnce ve Mustafa Sarıgül’ün partiden kopuş süreçleri, CHP tarihinde önemli kırılma noktalarıydı. İnce, 2021’de partiden ayrılarak Memleket Partisi’ni kurmuş; Sarıgül ise 2017’de CHP’den istifa ederek Demokrat Parti’ye geçmişti. İki ismin de CHP’den ayrıldıktan sonra etkisini yitirdiği yorumları yapılıyor. Ancak şu anki kriz, İmamoğlu’nun popülaritesi nedeniyle daha farklı bir boyut taşıyor.
Hukuki Süreç Nasıl İşleyecek?
- Özgür Özel ve İmamoğlu ekibi, öncelikle CHP Merkez Yürütme Kurulu’na (MYK) olağanüstü kurultay için başvuruda bulunacak.
- Başvurunun reddedilmesi halinde, parti tüzüğüne dayanarak mahkemeye gidilecek. Tüzük, delegelerin beşte birinin imzasıyla olağanüstü kurultay talep edilebileceğini öngörüyor.
- Mahkemeden olumlu karar çıkması durumunda, kurultayın yapılması zorunlu hale gelecek. Bu süreçte Kılıçdaroğlu’nun tutumu belirleyici olacak.
Parti İçi Dengeler ve Gelecek Senaryoları
CHP’deki bu hareketlilik, aslında yerel seçim sonuçlarıyla başladı. Partinin, İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde başarılı performansına rağmen, genel merkez yönetimine yönelik eleştiriler azalmadı. Özel’in, Kılıçdaroğlu’na karşı açık bir tavır alması, 2023 seçimlerinin ardından başlayan “değişim” rüzgarının henüz dindiği anlamına gelmiyor. Kulislerde, İmamoğlu’nun Silivri’den partiyi yönetmeye çalıştığı yönünde yorumlar yapılıyor. Ancak İmamoğlu’nun cezaevinde olması, bu süreci daha da karmaşıklaştırıyor. Muhalif kanadın, “ya hep ya hiç” anlayışıyla hareket ettiği, Kılıçdaroğlu’nun ise “gemiyi terk etmeyeceğini” sinyallerini verdiği görülüyor.
Bağımsız değerlendirmelere göre, CHP’deki bu ayrışma, sadece bir liderlik krizi değil; aynı zamanda partinin ideolojik ve stratejik yönünü de ilgilendiriyor. Kılıçdaroğlu’nun “uzlaşmacı” çizgisine karşı, Özel ve İmamoğlu’nun “sert muhalefet” ve “yerel yönetimler ağırlıklı” bir stratejisi bulunuyor. Bu iki farklı politika anlayışı, partinin tabanında karşılık buluyor. Önümüzdeki günlerde yaşanacak hukuki gelişmeler, CHP’nin geleceğini belirleyecek. Ayrışmanın, iki ay içinde netleşmesi bekleniyor. Bu durum, Türkiye siyasetinde de denklemleri değiştirebilir.