Bursa'da CHP'li Nilüfer Belediyesi'nde ortaya çıkan milyarlık imar ve rüşvet çarkına ilişkin hazırlanan iddianame, belediyedeki usulsüzlüklerin boyutunu gözler önüne serdi. İddianamede, aralarında eski belediye başkanı Mustafa Bozbey ve mevcut başkan Turgay Erdem'in de bulunduğu şüphelilere yönelik sahte imza ve tehdit suçlamaları yer alıyor. WhatsApp yazışmaları, uydurma yetkilerle 8 bin 500 civarında usulsüz ruhsat verildiğini ortaya koydu.
İddianamede neler var?
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Nilüfer Belediyesi'nde yapı denetim ve ruhsatlandırma süreçlerinde sistematik bir yolsuzluk ağı kurulduğu belirtiliyor. Şüphelilerin, belediyeye ait yetkileri kullanarak sahte imzalarla ruhsat düzenledikleri ve bu süreçte müteahhitlerden tehdit yoluyla rüşvet aldıkları iddia ediliyor. İddianamede 15'i tutuklu olmak üzere 28 kişi hakkında çeşitli suçlardan dava açıldı.
WhatsApp yazışmaları çökertti
Operasyon kapsamında ele geçirilen WhatsApp yazışmaları, belediye çalışanlarının yetkilerini aşarak sahte belgeler düzenlediklerini ve birbirlerine tehdit mesajları gönderdiklerini ortaya koydu. Mesajlarda, 'Yetkim yok ama hocanın imzasını kullan, hallederiz' gibi ifadeler dikkat çekiyor. Soruşturma kapsamında 8 bin 500'den fazla usulsüz ruhsatın sahte imza ile onaylandığı tespit edildi. Bu ruhsatların büyük bölümü ticari ve konut amaçlı yapılara ait.
Eski başkan Bozbey ve mevcut başkan Erdem'in rolü
İddianamede, eski Nilüfer Belediye Başkanı ve şimdiki Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile mevcut Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in, usulsüz ruhsatlandırma süreçlerinde bilgisi olduğu ve ekipleri yönlendirdiği iddia ediliyor. Her iki isim de ifadelerinde suçlamaları reddederken, Bozbey sürecin siyasi bir kumpas olduğunu öne sürdü. Ancak dosyada yer alan belgeler, belediye içindeki hiyerarşik yapının usulsüzlükleri kolaylaştırdığını gösteriyor.
Nilüfer Belediyesi'ndeki rüşvet ve sahte imza skandalı, CHP'li yerel yönetimlerin hesap verebilirliği konusunu yeniden gündeme taşıdı. Kamuoyu, yargı sürecinin tüm şeffaflığıyla işlemesini ve sorumluların cezalandırılmasını bekliyor. Bu olay, yerel yönetimlerde denetim mekanizmalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.