Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs 2026 tarih ve E. 2026/32, K. 2026/658 sayılı kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 4-5 Kasım 2023'te Ankara'da toplanan 38. olağan kurultayını, 6 Nisan 2025'te yapılan 21. olağanüstü kurultayını ve 28-30 Kasım 2025'te yapılan 39. olağan kurultayını butlan (hükümsüzlük) kapsamında değerlendirdi. Bu karar, parti içi yönetim ve delegasyon süreçlerinin hukuki geçerliliğine dair ciddi bir tartışmayı beraberinde getirdi. Karar, CHP'nin gelecekteki kurultaylarının meşruiyeti konusunda belirsizlik yarattığı gibi, siyasi partilerin iç işleyişine yönelik yargı denetiminin sınırlarını da yeniden gündeme taşıdı.
Kararın İçeriği ve Hukuki Gerekçeler
Bölge Adliye Mahkemesi, üç farklı kurultayın butlanına hükmederken, Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerine ve partinin kendi tüzüğüne aykırılıkları esas aldı. Kararda, kurultayların toplanması, delegelerin belirlenmesi ve oylama usullerindeki usulsüzlükler detaylı bir şekilde izah edildi. Özellikle, 38. olağan kurultayda delege seçimlerinde yaşanan tartışmalı süreçlerin, 21. olağanüstü kurultayda ise genel başkanlık seçiminin tüzük hükümlerine aykırı yürütüldüğü kaydedildi. 39. olağan kurultayın ise daha önce butlanına karar verilen kurultayların devamı niteliğinde olduğu ve bu nedenle geçersiz sayıldığı belirtildi. Mahkeme, tüm bu süreçlerin parti içi demokrasi ve üyelerin iradelerinin sağlıklı yansıması açısından ciddi eksiklikler içerdiğini vurguladı.
Siyasi Tepkiler ve Partinin Tutumu
Kararın açıklanmasının ardından CHP cephesinden ilk açıklamalar, kararın temyiz edileceği yönünde oldu. Parti sözcüleri, mahkeme kararının yalnızca bir ara karar olduğunu ve Yargıtay tarafından bozulacağını ifade ederek, son kurultaylarda alınan kararların ve seçilen genel başkanın hukuki statüsünün korunduğunu öne sürdü. Ancak, bazı parti içi muhalif kanatlar bu kararı, parti yönetimine karşı bir fırsat olarak görürken, hukukçular arasında kararın siyasi partilerin özerkliği ilkesiyle ne derece örtüştüğü tartışılıyor. Siyasi partilerin iç işleyişine yargı müdahalesinin sınırları, Anayasa Mahkemesi içtihatları çerçevesinde yeniden yorumlanmayı gerektiriyor.
Geçmişten Bugüne: CHP'de Kurultay Tartışmaları
CHP'nin kurultay süreçleri, tarihsel olarak sık sık tartışma konusu olmuştur. 2018 yılında yapılan olağanüstü kurultayda da benzer usulsüzlük iddiaları gündeme gelmiş, ancak yargı süreci uzun bir seyir izlemişti. Partinin tüzüğünde yapılan değişiklikler ve delege yapısındaki dönüşümler, kurultayların meşruiyetine gölge düşüren temel etkenler olarak öne çıkıyor. Bu durum, Türkiye'de siyasi partilerin iç işleyişine yönelik yargısal denetimin, demokratik katılım ile hukuki öngörülebilirlik arasında nasıl bir denge kurması gerektiğine dair önemli bir örnek oluşturuyor.
Sonuç: Hukuki Süreç ve Siyasi Gelecek
Bu karar, yalnızca CHP'nin iç işlerini değil, Türkiye'deki tüm siyasi partilerin kurultaylarının tabi olduğu hukuki çerçeveyi de ilgilendiriyor. Mahkemenin butlan kararı, temyiz aşamasında Yargıtay tarafından onanırsa, parti yönetiminin tüm kararlarının hukuki zemini ortadan kalkacak ve yeni bir olağanüstü kurultayın toplanması gerekecek. Bu durum, CHP'de liderlik yarışını yeniden alevlendirebilir ve partinin önümüzdeki seçimlere nasıl hazırlanacağı konusunda belirsizlik yaratabilir. Öte yandan, yargının parti içi demokrasiye müdahalesinin sınırları, akademik ve siyasi çevrelerde uzun süre tartışılacağa benziyor. Türk siyasal hayatında parti içi hukuk, çoğu zaman siyasi mücadelenin bir aracı haline gelebiliyor; bu karar da bu bağlamda önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilebilir.