Türkiye'de bazı konular, kamuoyunun gündeminde uzun süre yer etmeden, adeta bir sis perdesi ardında kayboluyor. Bu kez, geçmişte büyük tartışmalara yol açan 'F tipi yapılanma' kavramı, yeniden su yüzüne çıktı. Ancak bu kez durum farklı; zira birileri, bu kavramın içini boşaltmak için özel çaba sarf ediyor. Yıllarca devlet kurumlarına sızdığı iddia edilen paralel yapı, neden şimdi 'eski dosya' muamelesi görüyor? Bu sorunun cevabı, sadece geçmişe değil, geleceğe dair de önemli ipuçları taşıyor.
F Tipi Yapılanma: Kavramın Dünü ve Bugünü
'F tipi yapılanma' ifadesi, ilk olarak 2010'lu yılların başında, devlet içindeki belirli gruplaşmaları tanımlamak için kullanılmıştı. Özellikle emniyet ve yargı teşkilatında örgütlenen bu yapı, dönemin hükümetine yönelik darbe girişimlerinin planlayıcısı olarak gösterilmişti. 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişiminden sonra, bu yapılanmanın tüm unsurlarıyla ortaya çıkarılması için büyük bir mücadele başlatıldı. Ancak aradan geçen yıllar, söz konusu mücadelenin etkisini kaybettiğini gösteriyor. Bugün, 'F tipi' etiketi neredeyse hiç kullanılmıyor; yerini daha muğlak ifadeler aldı. Bu durum, toplumda, yapılanmanın tamamen tasfiye edildiği izlenimini yaratırken, uzmanlar bunun çok da gerçeği yansıtmadığını düşünüyor.
Hafıza Kaybı mı, Stratejik Tercih mi?
Konuyla ilgili olarak kulislerde konuşulanlar, bu sessizliğin bir 'hafıza kaybı' değil, bilinçli bir tercih olduğu yönünde. Bazı isimler, bu durumu 'devlet aklının' değişen önceliklerine bağlıyor. Ekonomik kriz, deprem, sığınmacı sorunu gibi pek çok acil gündem varken, geçmişe dönük hesaplaşmaların lüks olduğu ifade ediliyor. Ancak bu yaklaşım, hukukun üstünlüğü ve hesap verebilirlik ilkeleri açısından ciddi sorunlara yol açabilir. Çünkü F tipi yapılanmanın tam olarak tasfiye edilmediği, aksine farklı formlarda yeniden filizlendiü ifade ediliyor. Derinlemesine yapılan araştırmalar, eski yapının bazı üyelerinin kamu kurumlarında hâlâ varlığını sürdürdüğünü, üst düzey atamalarda etkili olduğunu öne sürüyor. Bu iddialar, konunun önemini koruduğunu gösteriyor.
Toplumsal Bellek ve Adalet Arayışı
Türkiye, geçmişte yaşanan pek çok olayı hızla unutan bir toplum olarak eleştiriliyor. 15 Temmuz gecesi yaşanan kahramanca direniş, milletin hafızasında taze olsa da, darbe girişiminin arkasındaki yapıyla mücadele konusunda benzer bir hassasiyetin olmadığı gözleniyor. Bu durumu sosyolojik bir bağlama oturtan uzmanlar, 'mücadele kararlılığındaki zayıflamanın' karşıt gruplara cesaret verdiğini savunuyor. Özellikle yargı kararlarındaki çelişkiler, ceza indirimleri ve tahliyeler, toplumun adalete olan güvenini sarsıyor. Mağdur aileler, yakınlarının yaşadığı acıların karşılıksız kalmasından endişe ediyor. Bu bağlamda, F tipi yapılanma kavramının unutulması, aynı zamanda bir adalet arayışının da rafa kaldırılması anlamına geliyor.
'Birileri' Unutturuyor: İddialar ve Gerçekler
Peki, bu unutkanlığın arkasında kim var? Bu soru, siyasi literatürde sıkça sorulan bir soru haline geldi. Yıllarca 'paralel yapı' ile mücadele edenlerin, bugün bu yapıyla iş birliği yapabileceğine dair spekülasyonlar yapılıyor. Belirli siyasi çıkarlar uğruna, geçmişte yaşananların bilinçli olarak gündemden düşürüldüğü iddia ediliyor. Bu iddiaların doğruluk payı olabilir; ancak somut bir kanıt ortaya konmuş değil. Yine de, devletin resmi söyleminde 'F tipi' ifadesinin artık kullanılmaması, bu yöndeki algıyı güçlendiriyor. Ayrıca, uluslararası ilişkilerde yaşanan yeni yakınlaşmalar, bazı kesimlerin, tehdit algısını yeniden şekillendirdiği yorumlarına yol açıyor.
Gelecek İçin Çıkarımlar
F tipi yapılanma ile mücadelenin akıbeti, sadece geçmişe dair bir hesaplaşma değil, aynı zamanda bir yönetim biçiminin de testi niteliğinde. Devlet, sadece bugününü değil, geleceğini de planlarken kurumsal hafızasını canlı tutmak zorunda. Aksi takdirde, daha önce yaptığı gibi aynı hataları tekrarlama riskiyle karşı karşıya kalır. Bu nedenle, konunun kapanmasına izin verilmemeli, ilgili dosyaların üzeri örtülmemelidir. Toplumsal vicdanın görevi, bu tür yapılanmaların üzerine gitmek ve hesap sormaktır. Çünkü bir milletin geleceği, geçmişiyle yüzleşebilme cesaretine bağlıdır.