CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla açılan davada, savcı esasa ilişkin mütalaasını mahkemeye sundu. Mütalaada, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 9 sanığın 'oylamaya hile karıştırma' suçundan cezalandırılması istendi. Dava, CHP'nin 2020 yılında gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı'nda partinin genel başkanını belirleyecek oylamada usulsüzlük yapıldığı iddialarına dayanıyor.
Savcılık mütalaasında ne istendi?
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame sonrası başlayan davada savcı, esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Savcı, sanıkların 'oylamaya hile karıştırma' suçunu işlediğini öne sürerek, aralarında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yer aldığı 9 kişinin cezalandırılmasını talep etti. Mütalaada, kurultayda kullanılan oy pusulalarında ve delegasyon işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddialarına yer verildiği öğrenildi. Savcılık, delil olarak sunduğu belgeler ve tanık ifadeleri doğrultusunda sanıkların suçlu olduğu kanaatine vardığını belirtti.
Davanın bir sonraki duruşmasında sanık avukatlarının savunmalarını yapması bekleniyor. Mahkeme heyetinin, savcının mütalaasına karşı yapılacak savunmaların ardından kararını vermesi öngörülüyor. Ekrem İmamoğlu'nun avukatları, mütalaanın siyasi olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunuyor.
İmamoğlu'nun durumu ve davanın arka planı
Ekrem İmamoğlu, İBB Başkanlığı görevinden 2023 yılında Yüksek Seçim Kurulu tarafından iptal edilen seçimlerin ardından uzaklaştırılmıştı. Ancak bu dava, doğrudan İBB göreviyle ilgili olmayıp, CHP'nin iç işleyişine yönelik bir yargı sürecini kapsıyor. 38. Olağan Kurultay, partinin genel başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden seçildiği ve parti yönetiminin belirlendiği bir toplantıydı. Kurultay sonrası bazı delegeler ve parti üyeleri, oylamada usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş, bunun üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı.
Soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, kurultayda kullanılan oy pusulalarının bir kısmının geçersiz sayıldığı, bazı delegelerin oy kullanma hakkı olmadığı halde oy kullandığı gibi iddialar yer alıyordu. İmamoğlu'nun yanı sıra partinin önde gelen isimlerinin de sanık sandalyesinde olduğu dava, siyasi çevrelerde geniş yankı uyandırdı. Savcılık, kurultay tutanakları ve dijital kayıtlar üzerinde yaptığı incelemeler sonucunda bu mütalaayı hazırladığını belirtti.
Siyasi tepkiler ve hukuki süreç
Mütalaanın açıklanmasının ardından CHP cephesinden henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak partinin hukuk kurulundan yapılan değerlendirmede, savcılığın iddialarının mesnetsiz olduğu ve davanın siyasi bir motivasyon taşıdığı ifade edildi. İmamoğlu'nun avukatları, müvekkillerinin kurultay sürecinde herhangi bir usulsüzlük yapmadığını, aksine partinin demokratik işleyişi için çaba gösterdiğini savunuyor. Davanın, yerel seçimler öncesinde siyasi bir baskı aracı olarak kullanıldığı iddiaları da dile getiriliyor.
Hukuk uzmanları, 'oylamaya hile karıştırma' suçunun Türk Ceza Kanunu'nun 283. maddesinde düzenlendiğini ve seçimlere hile karıştırma suçunu kapsadığını belirtiyor. Bu suçun cezası, nitelikli hallere göre değişmekle birlikte, temel şekliyle iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını öngörüyor. Savcının mütalaası, mahkemenin vereceği karar üzerinde etkili olacak ancak nihai karar mahkemeye ait.
Dava, Türkiye'de siyasi partilerin iç işleyişine yönelik yargı müdahalesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Kurultayların partilerin özerk alanı olduğu ve yargının bu alana müdahalesinin sınırlı olması gerektiği görüşü, bazı çevrelerce dile getiriliyor. Öte yandan, usulsüzlük iddialarının ciddiyeti ve şeffaflık talebi de davanın haklılığına işaret eden unsurlar olarak öne çıkarılıyor. Mahkemenin vereceği karar, hem CHP içi dengeler hem de genel siyasi atmosfer açısından belirleyici olacak.
Davanın gelecek duruşmalarında, sanık avukatlarının savunmalarının ardından mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor. Süreç, Türkiye'nin siyasi gündeminde önemli bir yer tutmaya devam edecek gibi görünüyor.