Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) 833 delegenin imzaladığı olağanüstü kurultay talebi, parti yönetimi tarafından işleme alınmayınca üç delege, Ankara'da dava açtı. Parti tüzüğüne göre yeterli imzaya ulaşılmasına rağmen sürecin tıkanması, parti içi muhalefette yeni bir krize yol açtı. CHP'de delegelerin yargıya taşıdığı bu adım, önümüzdeki günlerde kurultayın kaderini belirleyecek.
İmza süreci ve hukuki gerekçe
CHP tüzüğüne göre, olağanüstü kurultay çağrısı için en az yüzde 10 delege imzası gerekiyor. 833 delegenin imzaladığı dilekçe, parti genel merkezine sunulmasına rağmen, Parti Meclisi'nde (PM) görüşülmedi ve işleme alınmadı. Bunun üzerine üç CHP'li delege, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açarak imzaların geçerli sayılmasını ve kurultayın toplanmasını talep etti. Avukatları, tüzüğün açık hükmüne rağmen yönetimin keyfi davrandığını savundu.
Muhalefetin tepkisi ve kamuoyu
CHP içindeki muhalif kanat, genel merkezin bu tutumunu "demokrasi ayıbı" olarak nitelendirdi. Eski Genel Başkan Yardımcılarından bir parti yöneticisi, "833 delege partinin nabzını tutar. Bu talebin yok sayılması kabul edilemez" dedi. Sosyal medyada ve basın açıklamalarında sıkça dile getirilen eleştiriler, parti tabanında da yankı buldu. Kamuoyu, yaşanan bu hukuki sürecin CHP'nin geleceği açısından önemli olduğunu düşünüyor.
Geçmişteki benzer olaylar
CHP'de daha önce de olağanüstü kurultay talepleri olmuş, ancak bu denli yüksek sayıda delege imzası ilk kez toplanmıştı. 2018 ve 2021 yıllarında da benzer girişimler yaşanmış, ancak süreç mahkemeye taşınmamıştı. Bu kez hukuki boyutun eklenmesi, CHP'de yeni bir dönemin habercisi olarak yorumlanıyor.
Olası senaryolar
Mahkeme süreci sonuçlanana kadar parti yönetiminin nasıl bir yol izleyeceği merak ediliyor. Hukukçular, imzaların geçerli olması durumunda CHP'nin 60 gün içinde olağanüstü kurultay düzenlemek zorunda olduğunu belirtiyor. Aksi halde, mahkeme kararıyla kurultayın toplanması mümkün görünüyor. Parti içi muhalefet ise kurultayın en geç yaz sonuna kadar yapılmasını bekliyor.
CHP'de yaşanan bu kurultay krizi, sadece parti içi dinamikleri değil, Türkiye siyasetinin genel seyrini de etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor. Muhalefet partilerindeki benzer tartışmaların ardından CHP'nin yaşadığı bu süreç, siyasi partilerde demokrasi ve tüzük uygulamalarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.