İzmir'de, eski eşi Fatma Can'ı tehdit ettikleri iddiasıyla yargılanan Şiyar Alpaslan ve annesi Şükran Kıran hakkında mahkeme kararını açıkladı. Alpaslan 4 yıl 6 ay, Kıran ise 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Karar, Can'ın 13 Ekim'de görülecek çocuklarının boğazına bıçak dayandığı davasının karar duruşması öncesinde geldi. Fatma Can, karar sonrası yaptığı açıklamada, olayların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Davanın Geçmişi ve Suçlamalar
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, Şiyar Alpaslan ve annesi Şükran Kıran, Fatma Can'a yönelik sistematik tehdit ve baskı uyguladı. İddianamede, Alpaslan'ın cezaevinde bulunduğu sırada bile annesi aracılığıyla Can'a mesajlar gönderdiği ve onu ölümle tehdit ettiği öne sürüldü. Tehditlerin, Can'ın çocuklarıyla ilgili velayet ve kişisel güvenliği konusundaki endişelerini artırdığı belirtildi.
Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda Şiyar Alpaslan'ı "kişiyi ölümle tehdit etme" ve "ısrarlı takip" suçlarından toplam 4 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Anne Şükran Kıran ise "tehdide yardım etme" suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı. Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarını ve delilleri değerlendirerek bu cezaları verdi. Kararın gerekçesinde, tehditlerin sistematik ve ciddi boyutta olduğu, mağdurun yaşam hakkını ihlal ettiği vurgulandı.
Fatma Can'ın Mücadelesi ve Beklentileri
Fatma Can, karar duruşması öncesinde yaptığı basın açıklamasında, "Olaylara bütün olarak bakılması gerekiyor. Bugün burada alınan karar, sadece bir parça. Asıl mesele, çocuklarımın güvenliği ve benim yaşam hakkım. 13 Ekim'de görülecek dava, çocuklarımın boğazına bıçak dayanmasıyla ilgili. Adaletin tecelli etmesini istiyorum" dedi.
Can, aylardır süren tehditler ve baskılar nedeniyle psikolojik olarak zor bir dönemden geçtiğini belirterek, devletten ve yargıdan koruma talep etti. Kadın hakları örgütleri de davayı yakından takip ederek, Can'a destek mesajları yayınladı. Örgütler, kadına yönelik şiddetin ve tehdidin cezasız kalmaması gerektiğini vurguladı.
13 Ekim'deki Kritik Duruşma
Fatma Can'ın çocuklarının boğazına bıçak dayandığı iddia edilen olaya ilişkin dava, 13 Ekim'de İzmir Adliyesi'nde görülecek. Bu davada, sanıkların çocuklara yönelik eylemi nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Can, bu duruşmada adaletin yerini bulmasını ve çocuklarının güvenliğinin sağlanmasını umut ediyor.
Hukuk uzmanları, bu tür davaların Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu belirtiyor. Son yıllarda artan kadın cinayetleri ve şiddet olayları, yargı sisteminin tutumunu ve caydırıcılığını sorgulatıyor. Uzmanlar, verilen cezaların emsal teşkil etmesi ve benzer suçların önlenmesi açısından kritik olduğunu ifade ediyor.
Türkiye'de Kadına Yönelik Şiddet ve Yargı Süreci
Türkiye'de kadına yönelik şiddet, son yıllarda kamuoyunun gündemini meşgul eden en önemli sorunlardan biri. İstatistiklere göre, her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu hayatını kaybediyor. 2021'de İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, kadın hakları savunucuları tarafından endişeyle karşılanmıştı. Ancak yargı organları, son dönemde verdiği kararlarla caydırıcılığı artırmaya çalışıyor.
Bu dava, hem tehdit hem de fiziksel şiddet içeren olayların bir arada değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Fatma Can'ın "Olaylara bütün olarak bakılması" çağrısı, aslında bir sistematik şiddet ve tehdit zincirine işaret ediyor. Mahkemenin bu davada verdiği cezalar, zincirin bir halkasını oluşturuyor ancak asıl büyük ceza, 13 Ekim'deki duruşmada verilecek.
Kadın örgütleri, yargının bu tür davalarda daha hızlı ve etkili karar alması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, koruma tedbirlerinin uygulanmasında yaşanan aksaklıklar, mağdurların can güvenliğini tehdit ediyor. Fatma Can gibi birçok kadın, tehditler devam ederken koruma altına alınmayı bekliyor.
Sonuç olarak, İzmir'de görülen bu dava, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadelede yargının rolünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Şiyar Alpaslan ve Şükran Kıran'a verilen cezalar, mağdur için kısmi bir rahatlama sağlasa da asıl mücadele 13 Ekim'deki duruşmada devam edecek. Kamuoyu, adaletin tam olarak tecelli etmesini ve benzer olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyor.