Çanakkale'nin Biga ilçesinde faaliyet gösteren ve Cengiz Holding ile Alarko Holding ortaklığındaki Cenal Elektrik'e ait ithal kömürlü termik santralında kapasite artışı planlanıyor. Şirket, santralin üretim kapasitesini iki katına çıkarmak için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini başlattı. İlk halk katılımı toplantısının 30 Haziran'da yapılması planlanırken, bölge halkı ve çevre örgütleri projenin hava kirliliğini artıracağı ve Karabiga kıyılarındaki ekosistemi tehdit edeceği gerekçesiyle tepkili.
Mahkeme kararına rağmen ısrarlı genişleme
Cenal Elektrik'in termik santralı, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilen bir ÇED raporuyla gündeme gelmişti. Mahkeme, santralin çevreye verdiği zararlar ve usulsüzlükler nedeniyle ÇED olumlu kararını iptal etmişti. Buna rağmen şirket, santrali işletmeye devam etti ve şimdi kapasite artışı için yeni bir ÇED süreci başlattı. Yeni projeyle mevcut 270 megavatlık kurulu gücün 540 megavata çıkarılması hedefleniyor. Bu durum, yıllık kömür tüketimini yaklaşık 1.5 milyon tondan 3 milyon tona yükseltecek.
Bölge halkı ve çevrecilerden yoğun itiraz
Bigalı vatandaşlar, santralin neden olduğu hava kirliliği ve sağlık sorunlarına dikkat çekiyor. Karabiga kıyılarındaki zeytinlikler ve tarım arazilerinin de olumsuz etkileneceği belirtiliyor. Çevre örgütleri, projenin Paris İklim Anlaşması ve Türkiye'nin net sıfır emisyon hedefleriyle çeliştiğini vurguluyor. Ayrıca, bölgede yaşayan balıkçılar santralin deniz suyunu ısıtarak ekosisteme zarar verdiğini iddia ediyor. 30 Haziran'daki toplantıya katılımın yüksek olması bekleniyor.
Öte yandan, Cenal Elektrik yetkilileri, kapasite artışıyla enerji arz güvenliğine katkı sağlanacağını ve modern filtreleme sistemleriyle çevresel etkilerin en aza indirileceğini savunuyor. Ancak uzmanlar, kömürlü termik santrallerin hava kirliliği ve sera gazı emisyonları açısından en kirli enerji kaynakları arasında olduğunu hatırlatıyor.
Bağımsız değerlendirme
Türkiye'nin enerji politikalarında kömürün payı halen yüksek olsa da, mahkeme kararlarına rağmen ısrarla yeni yatırımlar yapılması, hukuk devleti ilkesi ve çevre hakkı açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor. Kamuoyunun ve sivil toplumun bu sürece aktif katılımı, karar alma mekanizmalarında çevresel duyarlılığın artması için kritik önemde.