Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), iştiraki ÇAYTAŞ aracılığıyla gerçekleştirdiği 31 bin 500 tonluk kuru çay satışına ilişkin gündeme gelen "hayali fatura", "teminatsız işlem" ve "kamu zararı" iddialarına yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Muhalefet ve bazı siyasi temsilciler tarafından dile getirilen usulsüzlük iddialarını reddeden ÇAYKUR, tüm işlemlerin mevzuata ve ticari teamüllere uygun olduğunu savundu.
İddialar neydi?
Son günlerde kamuoyunda, ÇAYKUR'un bağlı ortaklığı ÇAYTAŞ üzerinden yaptığı büyük ölçekli kuru çay satışının usulsüz olduğu yönünde haberler yer almıştı. Muhalefet partileri ve siyasiler, satışın teminatsız yapıldığı, bazı faturaların hayali olduğu ve bu nedenle kamu zararı oluştuğu iddiasında bulunmuş, konuyu Meclis gündemine taşımıştı. Özellikle satışın hangi firmalara yapıldığı, alıcıların ödeme gücü ve teminat durumu tartışma konusu olmuştu.
ÇAYKUR'un açıklaması
ÇAYKUR yönetimi, iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirttiği açıklamasında, "31 bin 500 ton kuru çay satışı, uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren, ticari geçmişi ve kredibilitesi yüksek firmalara, sektör uygulamalarına uygun şekilde, vadeli olarak yapılmıştır. Vadeli satışlarda alınan teminatlar, firmaların mali yapıları dikkate alınarak belirlenmiş ve yasal süreç işletilmiştir. Hiçbir şekilde kamu zararı söz konusu değildir" ifadelerine yer verdi. Açıklamada ayrıca, faturaların tamamının gerçek olduğu, hayali fatura düzenlenmesinin söz konusu olmadığı vurgulanarak, "İddiaların aksine, satış işlemi öncesinde gerekli tüm ön incelemeler yapılmış, firmaların ticari sicil kayıtları, vergi borcu sorgulamaları ve mali durumları titizlikle değerlendirilmiştir" denildi.
Bağımsız değerlendirme
ÇAYKUR'un bu açıklaması, muhalefetin sık sık gündeme getirdiği kamu iktisadi teşebbüslerindeki şeffaflık sorununa ışık tutarken, kurumun iddiaları net bir dille reddetmesi tartışmaları bir süreliğine dindirebilir. Ancak, özellikle siyasi atmosferin gergin olduğu bir dönemde bu tür iddiaların gündeme gelmesi, kurumun düzenleyici denetim mekanizmalarının yeterliliği konusunda soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Bağımsız bir denetim raporunun kamuoyuyla paylaşılmaması durumunda, tartışmaların yeniden alevlenmesi muhtemel görünüyor.