Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay, TBMM'nin yeni yasama dönemine başladığı 1 Ekim'de cezaevinden 24 saatlik açlık grevine başladığını duyurdu. Atalay, yaptığı yazılı açıklamada eyleminin Hatay'ın temsil hakkı ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanması için bir çağrı olduğunu belirterek, "Artık bıçak kemiğe dayanmıştır" ifadesini kullandı. TİP, Atalay'ın kararını kamuoyuna duyurarak cezaevindeki milletvekiline destek mesajı yayımladı.
AYM kararları ve Hatay'ın temsili
Can Atalay, 14 Mayıs 2023 seçimlerinde Hatay'dan milletvekili seçilmiş, ancak seçimden kısa süre sonra tutuklanarak cezaevine konulmuştu. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Atalay hakkında verdiği kararla milletvekilliğinin düşürülmesine hükmetmiş, ancak Anayasa Mahkemesi bu kararı "yok hükmünde" saymıştı. AYM, Atalay'ın seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiğine karar vermiş ve tahliyesine yönelik karar almıştı. Buna rağmen Atalay halen cezaevinde tutuluyor. Atalay, açıklamasında bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığını vurgulayarak, AYM kararlarının uygulanmamasının sadece kendi kişisel özgürlüğünü değil, aynı zamanda Hatay halkının temsil hakkını da gasp ettiğini dile getirdi.
Açlık grevinin amacı ve kapsamı
Atalay, 24 saatlik açlık grevinin sembolik bir eylem olduğunu, amacının dikkat çekmek ve yetkilileri harekete geçirmek olduğunu belirtti. Eyleminin şiddet içermediğini ve demokratik bir protesto biçimi olduğunu ifade eden Atalay, "Bu eylem, Hatay'ın iradesine ve Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı duyulması için bir çağrıdır" dedi. TİP yönetimi de yaptığı açıklamada, Atalay'ın taleplerinin yalnızca kendisiyle sınırlı olmadığını, tüm tutuklu milletvekilleri ve siyasi mahpuslar için adil yargılanma hakkı olduğunu vurguladı. Parti, açlık grevinin barışçıl bir sivil itaatsizlik örneği olduğunu ve demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak görülmesi gerektiğini savundu.
Siyasi tepkiler ve kamuoyu yankısı
Atalay'ın kararı siyaset kulislerinde geniş yankı buldu. Muhalefet partileri, AYM kararlarının uygulanmamasını eleştirerek Atalay'a destek verdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Can Atalay'ın haklı mücadelesi yanındayız. AYM kararları derhal uygulanmalıdır" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanları da benzer bir açıklama yaparak, "Seçilmiş bir milletvekilinin cezaevinde tutulması kabul edilemez" ifadelerini kullandı. İktidar kanadından ise henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Adalet Bakanlığı kaynakları, konunun yargı süreci içinde olduğunu ve yargı kararlarına saygı duyulması gerektiğini belirtti. Kamuoyunda ise Atalay'ın eylemi, özellikle genç seçmen ve sivil toplum kuruluşları arasında destek gördü. Sosyal medyada "#CanAtalay" etiketi kısa sürede gündem oldu.
Hukuki süreç ve arka plan
Can Atalay'ın tutukluluk süreci, Türkiye'de yargı organları arasındaki yetki çatışmasını da gündeme getirmişti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM'nin kararına rağmen Atalay'ın milletvekilliğinin düşürülmesi yönünde ısrar etmiş, AYM ise bu kararı Anayasa'ya aykırı bularak yok hükmünde saymıştı. Bu durum, hukukçular arasında "anayasal kriz" olarak nitelendirilmişti. Atalay, geçtiğimiz aylarda da çeşitli platformlarda sesini duyurmaya çalışmış, cezaevinden gönderdiği mesajlarla mücadelesini sürdürmüştü. 1 Ekim'de başlayan yeni yasama yılında Meclis'in açılması, Atalay'ın eylemini bu döneme denk getirmesinin nedeni olarak yorumlandı. TİP, yeni yasama yılında Atalay'ın durumunu sürekli gündemde tutacaklarını açıkladı.
Değerlendirme
Can Atalay'ın 24 saatlik açlık grevi, Türkiye'de hukuk devleti ve demokrasi tartışmalarının merkezinde yer alan bir sembol haline gelmiş durumda. AYM kararlarının uygulanmaması, yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda yargıya olan güveni sarsan yapısal bir sorun olarak öne çıkıyor. Atalay'ın eylemi, seçilmiş bir milletvekilinin iradesinin yok sayılmasına karşı barışçıl bir tepki olarak okunabilir. Ancak açlık grevinin kalıcı bir çözüm üretip üretmeyeceği belirsiz. Türkiye'nin, yargı kararları arasındaki çelişkileri gidermek ve hukuk devleti ilkesini güçlendirmek için acil yapısal reformlara ihtiyacı var. Atalay'ın çağrısı, sadece Hatay'ın değil, tüm Türkiye'nin demokrasi ve adalet arayışının bir yansıması olarak görülmeli.