Çinli elektrikli araç üreticisi BYD, Manisa'da kurmayı planladığı fabrika yatırımını askıya aldı. Şirket, resmi açıklamasında gerekçe olarak küresel ekonomik belirsizlikleri gösterirken, Ankara kaynakları kararın Türkiye'nin Varyaj gemisi ve Güney Kıbrıs konusundaki tutumuyla bağlantılı olduğunu belirtiyor. Bu gelişme, iki ülke arasında son dönemde yaşanan üçüncü diplomatik kriz olarak değerlendiriliyor.
Yatırımın perde arkası
BYD, geçen yıl Manisa'da yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika kuracağını duyurmuş, Türkiye'nin otomotiv sektöründe büyük bir heyecan yaratmıştı. Projenin yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım değeri taşıdığı ve 5 bin kişiye istihdam sağlaması bekleniyordu. Ancak görüşmelerin ilerlemesine rağmen şirket, geri adım attı. Uzmanlar, kararın salt ekonomik değil, siyasi nedenlerle alındığına işaret ediyor.
Diplomatik bağlam: Varyaj ve Kıbrıs
İlk kırılma, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Türkiye'nin Karadeniz'deki Varyaj gemisine uyguladığı geçiş kısıtlamalarıyla yaşandı. İkinci kriz ise Türkiye'nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile artan enerji işbirliği nedeniyle patlak verdi. Çin, Kıbrıs sorununda Türkiye'nin izlediği politikaları eleştirerek tepkisini koymuştu. BYD kararı, bu iki gelişmenin ardından gelen üçüncü hamle olarak dikkat çekiyor.
Ekonomiye olası etkiler
BYD'nin vazgeçişi, Türkiye'nin yeşil dönüşüm ve elektrikli araç üretimi hedeflerini olumsuz etkileyebilir. Sanayi Bakanlığı yetkilileri, alternatif yatırımcı arayışlarını sürdürdüklerini açıklasa da Çin'den gelecek diğer yatırımların da riske girdiği konuşuluyor. Özellikle Huawei ve Xiaomi gibi teknoloji şirketlerinin Türkiye'deki planları, bu süreçten etkilenebilir.
Türkiye-Çin ilişkilerinde yeni dönem
İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2024 itibarıyla 40 milyar dolara ulaşmış durumda. Ancak siyasi gerilimler, ekonomik ilişkilerin geleceğine gölge düşürüyor. Ankara, Pekin'le diyalog kanallarını açık tutmaya çalışırken, Çin yönetimi Türkiye'nin Batı'yla yakınlaşmasını sorguluyor. BYD hamlesi, bu hassas dengede yeni bir sayfa açılmasına neden olabilir.
Uzun vadede bakıldığında, bu tür gerilimlerin her iki ülkeye de maliyeti olacağı açık. Türkiye'nin yatırım ortamını iyileştirmek için daha fazla çaba göstermesi, Çin'in ise siyasi kızgınlıkları ekonomik kararlarla birbirine karıştırmaması gerekiyor. Aksi takdirde, birbirine alternatif olmayan iki büyük ekonominin işbirliği fırsatları kaçabilir.