Bir devletin, kendi sınırları dışındaki aktivistleri, gazetecileri ve içerik üreticilerini sistematik olarak izlemesi, demokratik ülkelerde bile tartışma konusu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz gün, 7 Ekim’den bu yana Gazze için meydanlarda omuz omuza duran Open Refah ekibindeki arkadaşlar, çarpıcı bir rapora ulaştı. Raporda, bazı ülkelerin yurt dışındaki muhalif sesleri takip etmekle kalmayıp, takipçi sayılarından paylaşım beğenilerine kadar detaylı veri topladığı öne sürülüyor. Bu durum, “Buyurun hep birlikte fişlenelim!” sözünü akıllara getiriyor.
Devletler Neden Yurt Dışındaki Aktivistleri İzler?
İstihbarat faaliyetleri genellikle ulusal güvenlik gerekçesiyle meşrulaştırılır. Ancak Open Refah ekibinin paylaştığı bilgilere göre, izleme çalışmaları yalnızca güvenlik odaklı değil; aynı zamanda sosyal medya etkileşimlerini, takipçi ağlarını ve hatta bireylerin ideolojik eğilimlerini haritalamayı amaçlıyor. Raporda, “7 Ekim’den bu yana Gazze için meydanlarda omuz omuza durduğumuz” ifadesiyle başlayan bir bölüm, dayanışma ağlarının hedef alındığını gösteriyor.
Uzmanlara göre, devletlerin yurt dışındaki aktivistleri izlemesi yeni bir olgu değil. Soğuk Savaş döneminde de benzer yöntemler kullanılıyordu. Ancak dijital çağda, veri toplama kapasitesi katlanarak arttı. Artık bir kişinin takipçi sayısı, paylaşımlarının aldığı beğeni, hatta hangi saatlerde çevrimiçi olduğu bile kayıt altına alınabiliyor. Bu veriler, potansiyel “riskli” bireylerin profilini çıkarmak için kullanılıyor.
Open Refah Raporu: “Fişleme” İddiaları
Open Refah ekibinin ulaştığı raporun ayrıntıları henüz kamuoyuyla tam olarak paylaşılmadı. Ancak edinilen bilgilere göre, rapor belirli bir ülkenin istihbarat birimlerinin, yurt dışında yaşayan gazeteciler, aktivistler ve içerik üreticileri hakkında kapsamlı bir veri tabanı oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu veri tabanında, kişilerin sosyal medya hesapları, etkileşim oranları, bağlantılı olduğu gruplar ve hatta aile üyeleri bile yer alıyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer nokta ise, bu izleme faaliyetlerinin yalnızca devlet eliyle değil, aynı zamanda özel şirketler aracılığıyla yapıldığı iddiası. Bazı sosyal medya platformlarının, devletlerle veri paylaşımı konusunda şeffaf olmadığı belirtiliyor. Bu durum, kullanıcıların rızası olmadan verilerinin işlenmesi anlamına geliyor ve ciddi mahremiyet ihlalleri doğuruyor.
Hukuki Boyut ve Uluslararası Tepkiler
Uluslararası hukuk, kişisel verilerin korunması konusunda çeşitli düzenlemeler içeriyor. Avrupa Birliği’nin Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), bireylerin verilerinin izinsiz işlenmesini yasaklıyor. Ancak istihbarat faaliyetleri genellikle bu tür düzenlemelerin dışında tutuluyor. Bu da devletlere geniş bir hareket alanı bırakıyor.
Open Refah raporunun ardından bazı sivil toplum kuruluşları, uluslararası soruşturma başlatılması çağrısında bulundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşlar, “Yurt dışındaki aktivistlerin fişlenmesi, ifade özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehdittir” açıklamasını yaptı. Ancak henüz somut bir adım atılmış değil.
Ne Yapılabilir?
Bireysel düzeyde, sosyal medya hesaplarının gizlilik ayarlarını sıkılaştırmak, konum paylaşımını kapatmak ve güçlü şifreler kullanmak alınabilecek önlemler arasında. Ancak esas çözüm, devletlerin ve şirketlerin şeffaf olmasından geçiyor. Veri toplama faaliyetlerinin yasal çerçevede denetlenmesi ve bağımsız gözlemcilere açılması gerekiyor.
Open Refah ekibinin ortaya çıkardığı bu rapor, yalnızca Gazze dayanışması özelinde değil, tüm dünyada aktivistlerin ve gazetecilerin karşı karşıya olduğu gözetim tehdidini gözler önüne seriyor. “Buyurun hep birlikte fişlenelim!” başlığı, aslında hepimizin potansiyel hedef olduğunu hatırlatıyor. Devletlerin sınır tanımayan veri toplama iştahı, demokrasinin temel taşlarını aşındırıyor. Bu konuda farkındalık yaratmak ve hesap sorulabilirliği sağlamak, sivil toplumun ve bağımsız medyanın görevi olmaya devam ediyor.