Siyasetteki mutlak butlan tartışmalarının gölgesinde kalan Türkiye ekonomisinde bütçe dengesizliği derinleşiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı verilere göre, merkezi yönetim bütçesi mayıs ayında 298,2 milyar TL açık verirken, yılın ilk beş ayındaki toplam bütçe açığı 1 trilyon TL'yi aştı. Ekonomi yönetiminin enflasyonla mücadele hedefleri ve mali disiplin vaatlerine rağmen bütçe açığındaki bu hızlı artış, piyasalarda endişe yaratıyor.
Mayıs ayı bütçe gerçekleşmeleri
Mayıs ayına ilişkin veriler, bütçede 298,2 milyar TL açık oluştuğunu gösteriyor. Bu dönemde bütçe gelirleri 475,3 milyar TL, giderleri ise 773,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre bütçe açığı yüzde 150 artış gösterdi. Faiz dışı denge ise 258,7 milyar TL açık verdi. Artan sosyal yardım harcamaları, personel giderleri ve cari transferler bütçe dengesini olumsuz etkiledi.
Yılın ilk beş ayı: 1 trilyon TL açık
Ocak-mayıs döneminde bütçe açığı 1 trilyon 32 milyar TL'ye ulaştı. Aynı dönemde faiz dışı açık ise 793 milyar TL oldu. Bütçe giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artışla 3,8 trilyon TL'ye yükselirken, gelirler yüzde 50 artışla 2,8 trilyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirlerindeki artışa rağmen deprem harcamaları, seçim öncesi ödenekler ve kamu zamları bütçe açığını körükledi.
Mutlak butlan tartışması ekonomiye gölge düşürüyor
Bir süredir siyasi gündemi meşgul eden mutlak butlan tartışmaları, ekonomi politikalarına odaklanmayı zorlaştırıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği yürütme yetkilerinin bazı kararnamelerle sınırlandırılması talepleri, piyasalarda belirsizlik yaratıyor. Ekonomistler, siyasi istikrarın sağlanamaması halinde bütçe açığının daha da büyüyeceği uyarısında bulunuyor. Özellikle yatırımcı güvenini zedeleyen bu tür tartışmalar, Türk lirasının değer kaybını hızlandırıyor ve enflasyonla mücadeleyi zorlaştırıyor.
Arka plan ve beklentiler
Türkiye'nin 2024 yılı bütçesinde 2,65 trilyon TL açık öngörülmüştü ancak mevcut veriler bu hedefin çok üzerine çıkılacağını gösteriyor. Orta Vadeli Program'da (OVP) belirlenen mali disiplin hedefleri, artan harcamalar karşısında esnekliğini yitiriyor. Merkez Bankası'nın sıkı para politikasına rağmen mali genişlemenin enflasyonu beslediği endişeleri artıyor. Ekonomi yönetiminin yılın ikinci yarısında harcamalara sınırlama getirmesi ve ek gelir tedbirleri alması bekleniyor. Ancak seçim takvimi ve sosyal harcamaların artışı, bütçe disiplinini zora sokmaya devam edecek.
Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bu mali tablo, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi bir sınav niteliği taşıyor. Bütçe açığının kontrol altına alınması için yapısal reformların hayata geçirilmesi ve siyasi istikrarın sağlanması elzem görünüyor. Aksi halde artan kamu borcu ve enflasyon, uzun vadede refah kaybına yol açabilir.