Bursa'da 89 devlet okulu, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından düzenlenen 'Renklensin Yaz Okulumuz' programı kapsamında yaz dönemi boyunca kullanılmak üzere tahsis edildi. Uygulama, kamu kaynaklarının özel bir vakfa tahsis edilmesi nedeniyle eğitim sendikaları ve muhalefet partilerinin tepkisini çekti. TÖBSEN Genel Eğitim Sekreteri Serkan Beb, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 'Devlet okullarının kapıları öğrenciler için açılmalıdır, vakıflar için değil' ifadelerini kullandı.
TÜGVA'nın Yaz Okulu Programı ve Tartışmalar
TÜGVA, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yaptığı protokol kapsamında 89 okulda 10 hafta sürecek bir yaz okulu programı başlatmayı planlıyor. Programda din, bilim, spor ve sanat etkinlikleri yer alıyor. Ancak kamu okullarının kullanımı, bazı kesimler tarafından ayrımcılık ve kamu yararına aykırı olarak nitelendiriliyor. Eğitim uzmanları, devlet okullarının tüm öğrencilere eşit şartlarda hizmet vermesi gerektiğini vurguluyor. TÜGVA ise programın ücretsiz olduğunu ve tüm öğrencilere açık olduğunu belirtiyor.
Kamu Okullarının Kullanımıyla İlgili Hukuki Boyut
Milli Eğitim Bakanlığı'nın ilgili yönetmeliklerine göre, devlet okulları eğitim öğretim dışında ancak kamu yararına ve Bakanlık izniyle kullanılabiliyor. TÜGVA gibi bir vakfa okulların tahsis edilmesi, bu düzenlemeye aykırı bulunuyor. Eğitim-Sen gibi sendikalar, konuyu yargıya taşıyacaklarını açıkladı. Ayrıca, CHP Bursa milletvekilleri de konuyu Meclis gündemine taşımayı planlıyor.
Serkan Beb, yaptığı açıklamada, 'Okullarımızın kapıları herkese eşit açık olmalı. Bir vakfın özel programı için kullanılması, kamu kaynaklarının özel çıkarlara tahsisidir. Bu uygulama derhal durdurulmalıdır' dedi. TÜGVA'nın yaz okulu programına katılmak isteyen öğrenci velileri ise programın içeriği konusunda endişelerini dile getiriyor.
Bursa'daki bu uygulama, 2017 yılında İstanbul'da yaşanan benzer bir tartışmayı akıllara getirdi. O dönemde de TÜGVA'nın yaz okulu programı için İstanbul'da 30 okul tahsis edilmiş, kamuoyunda büyük tepki oluşmuştu. Eğitim alanındaki bu tür uygulamalar, Türkiye'de kamusal alanın dönüşümüne dair tartışmaları yeniden alevlendiriyor.