İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Brexit'in ülkeye yarardan çok zarar getirdiğini açıklayarak siyasi tarihte önemli bir itirafa imza attı. Burnham, "AB'ye yeniden katılabiliriz. Değerlendirilmesi gereken farklı seçenekler mevcut" ifadelerini kullandı. Bu sözler, İngiltere'nin 2020'de tamamlanan Brexit sürecinin ardından ilk kez bir başbakanın AB'ye dönüş ihtimalini kamuoyu önünde dile getirmesi olarak kayda geçti.
Burnham: "Brexit'in Gerçek Maliyeti Görmezden Gelinemez"
Başbakan Burnham, düzenlediği basın toplantısında Brexit sonrası dönemin ekonomik ve toplumsal bilançosunu değerlendirdi. İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından ticaret hacminde yaşanan daralma, yatırımlardaki düşüş ve iş gücü açığının altını çizen Burnham, "Brexit'in yarardan çok zarar getirdiğini artık kabul etmeliyiz. İngiltere halkı, 2016'daki referandumda farklı bir tabloyla karşı karşıya bırakıldı. Bugün ise gerçeklerle yüzleşiyoruz" dedi. Burnham, konuşmasında "AB'ye yeniden katılabiliriz. Değerlendirilmesi gereken farklı seçenekler mevcut" diyerek, hükümetinin olası bir geri dönüş için fizibilite çalışmaları yapabileceğinin sinyalini verdi.
Burnham'ın açıklamaları, İngiliz siyasetinde uzun süredir tabu olarak görülen bir konuyu yeniden gündeme taşıdı. 2016 referandumunda %51,9 ile AB'den ayrılma kararı çıkmış, 2020'de geçiş dönemi sona ermişti. O tarihten bu yana İngiltere, AB ile ticarette ek gümrük kontrolleri, düzenleyici uyumsuzluklar ve Kuzey İrlanda protokolü kaynaklı sorunlarla mücadele ediyor.
Ekonomik Veriler ve Siyasi Tepkiler
Bağımsız ekonomik araştırma kuruluşlarının verilerine göre, Brexit İngiltere ekonomisini yıllık bazda %4 ila %6 arasında küçülttü. Özellikle imalat, tarım ve hizmet sektörlerinde AB pazarına erişimde yaşanan zorluklar, KOBİ'leri olumsuz etkiledi. İş dünyası temsilcileri, Burnham'ın açıklamasını olumlu karşılarken, muhalefet partileri ise hükümetin net bir yol haritası sunması gerektiğini belirtti.
Ana muhalefet partisi sözcüsü, "Başbakanın sözleri doğru yönde atılmış bir adım. Ancak AB'ye yeniden katılım, basit bir karar değil; müzakere süreci, referandum ve parlamento onayı gerektirir. Hükümeti somut adımlar atmaya çağırıyoruz" dedi. Brexit yanlısı gruplar ise Burnham'ın açıklamalarına sert tepki gösterdi. Eski Brexit kampanyacılarından bir isim, "Bu, 2016'da alınan karara ve halkın iradesine saygısızlıktır. İngiltere, egemenliğini yeniden AB'ye teslim edemez" ifadelerini kullandı.
Burnham, konuşmasında AB'ye dönüşün koşullarına da değindi. "Elbette aynı şartlarla geri dönmek mümkün değil. İngiltere'nin kırmızı çizgileri olacak. Ancak ortak pazar, gümrük birliği veya İsviçre modeli gibi farklı seçenekler masada. Bilim insanları, iş dünyası ve sivil toplumla istişare ederek en doğru kararı vereceğiz" diye konuştu.
AB Cephesinden İlk Tepkiler
Avrupa Birliği yetkilileri, Burnham'ın açıklamalarını temkinli bir şekilde karşıladı. AB Komisyonu sözcüsü, "İngiltere'nin AB'ye yeniden katılımı, üyelik kriterlerini yerine getirmesi ve tüm üye devletlerin onayına bağlıdır. Şu an için resmi bir başvuru söz konusu değil" dedi. Diplomatik kaynaklar, İngiltere'nin geri dönüş sürecinin en az 5-10 yıl alabileceğini, bu sürede müzakere başlıklarının yeniden açılacağını belirtiyor.
Burnham'ın açıklamaları, İngiltere iç siyasetinde de yeni bir tartışma başlattı. Kamuoyu yoklamaları, son yıllarda AB'ye yeniden katılma yönünde eğilimin arttığını gösteriyor. 2024'te yapılan bir ankette, katılımcıların %54'ü Brexit'in hatalı bir karar olduğunu söylemişti. Ancak aynı anket, AB'ye dönüş konusunda toplumun eşit şekilde bölündüğünü ortaya koyuyor.
Ekonomistler, Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin AB ile ticaretinde %15'lik bir düşüş yaşandığını, doğrudan yabancı yatırımların ise %20 azaldığını tahmin ediyor. İş gücü piyasasında yaşanan sıkıntılar, özellikle sağlık, ulaşım ve konaklama sektörlerinde kendini gösteriyor. Hükümet, bu açığı kapatmak için vize kolaylıkları ve nitelikli göç yolları arıyor.
Burnham'ın açıklamaları, Birleşik Krallık'ın geleceği açısından bir dönüm noktası olabilir. Ancak AB'ye yeniden katılım, yalnızca ekonomik değil, siyasi ve hukuki açıdan da karmaşık bir süreç. İngiltere'nin euro, Schengen ve ortak balıkçılık politikası gibi konularda vereceği tavizler, iç siyasette yeni gerilimlere yol açabilir. Başbakan Burnham'ın sözleri, en azından Brexit'in sorgulanması gereken bir karar olduğunu resmi düzeyde kabul etmesi bakımından önem taşıyor. Önümüzdeki aylarda hükümetin atacağı adımlar, İngiltere'nin Avrupa ile ilişkilerinin yönünü belirleyecek.