TBMM gündemine taşınan yeni bir yasa tasarısı, milletvekilleri arasında hararetli tartışmalara yol açtı. Tasarının, Sevr Antlaşması’nın hukuken geçersiz olduğunu vurgulayan ifadeler içerdiği belirtiliyor. Muhalefet partileri, bu düzenlemeyi "Sevr’i paspas etme yasası" olarak nitelendirirken, iktidar kanadı ise tasarının Türkiye’nin egemenlik haklarını koruma amacı taşıdığını savunuyor. Tasarının yasalaşması halinde, uluslararası hukukta Sevr’e atıfta bulunan herhangi bir metnin geçersiz sayılacağı ifade ediliyor.
Tasarının İçeriği Ne?
Tasarı, özellikle Lozan Antlaşması’nın devamı niteliğindeki hükümlerin korunmasını ve Sevr Antlaşması’nın tarihsel bir belge olarak dahi anayasal düzeyde reddedilmesini öngörüyor. Metinde, Sevr’in "yok hükmünde" olduğu ve bu antlaşmanın hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığı ifadeleri yer alıyor. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarını ve bağımsızlığını tartışmaya açan her türlü girişimin anayasaya aykırı sayılacağı hükme bağlanıyor. Bu düzenleme, yalnızca yurt içinde değil, yurt dışında da yankı uyandıracak nitelikte.
Siyasi Partilerden Tepkiler
Ana muhalefet partisi sözcüsü, yaptığı açıklamada tasarının "milli mücadele ruhunu istismar ettiğini" ve asıl amacın muhalefeti sindirmek olduğunu öne sürdü. "Sevr’i hatırlatmak, bugünün sorunlarını örtbas etmek için kullanılıyor" diyen sözcü, tasarının Anayasa Mahkemesi’ne taşınacağını belirtti. Öte yandan iktidar partisi milletvekilleri, tasarının "ulusal onur meselesi" olduğunu savunarak, "Sevr, Türk milletinin hafızasında bir kara lekedir. Bu yasa, o lekeyi sonsuza dek temizleyecektir" şeklinde konuştu.
Tasarının Gerekçesi ve Tarihsel Bağlam
Tasarının gerekçesinde, Sevr Antlaşması’nın 1920’de imzalandığı ancak Büyük Taarruz’un ardından geçersiz kaldığı ve Lozan’la birlikte hükümsüz olduğu hatırlatılıyor. Gerekçede ayrıca, "Son yıllarda bazı uluslararası çevrelerin ve iç işbirlikçilerinin Sevr’i yeniden gündeme getirdiği, bu nedenle hukuken bunun gayri meşru olduğunun tescil edilmesi gerektiği" ifadelerine yer veriliyor. Tasarı, aynı zamanda Türk dış politikasında "Mavi Vatan" gibi doktrinlere de gönderme yaparak, deniz yetki alanlarının korunmasına ilişkin hükümler içeriyor.
Uzmanlardan Değerlendirmeler
Uluslararası hukuk uzmanları, böyle bir yasanın uluslararası alanda doğuracağı sonuçları tartışmaya başladı. Bazı akademisyenler, Sevr’in zaten ölü bir antlaşma olduğunu, bu yasanın sembolik bir anlam taşıdığını ancak asıl amacın iç siyasete yönelik mesaj vermek olduğunu ifade ediyor. Diğerleri ise, bu tür bir düzenlemenin Yunanistan ile yaşanan Ege sorunlarında gerilimi artırabileceği uyarısında bulunuyor. İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, "Sevr’i yok saymak zaten hukuken geçerli bir durum. Ancak bu yasa, uluslararası yargıda Türkiye aleyhine yeni bir tartışma başlatabilir" dedi.
Muhalefetin Endişeleri
Muhalefet partileri, tasarının özellikle "Sevr’i paspas etme" söylemiyle kamuoyunda algı oluşturmayı hedeflediğini, bu durumun da toplumda gereksiz bir kutuplaşmaya neden olduğunu belirtiyor. CHP’li bir vekil, "Atatürk’ün mirası olan Lozan’ı korumak yerine Sevr’e takılmak, ülkenin önünü tıkıyor" eleştirisinde bulundu. İYİ Parti ise, tasarının referanduma götürülmesi gerektiğini savunuyor.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, tasarının komisyon görüşmelerine gelecek hafta başlanması planlanıyor. Gözler, bu düzenlemenin yasalaşıp yasalaşmayacağına ve yasalaşırsa uygulamada nasıl bir etki yaratacağına çevrilmiş durumda.