Borsa İstanbul'da 30 yıllık deneyime sahip bir finans uzmanı, son dönemde yaşanan manipülasyon ve haksız kazanç iddialarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Uzman, "Borsada bir sürü Sülün Osman var. Burası büyük hırsızların küçük yatırımcıları hırsızlığa özendirdiği yere döndü" diyerek piyasadaki güven erozyonuna dikkat çekti.
Sülün Osman Benzetmesi ve Piyasadaki Güven Krizi
Ünlü dolandırıcı Sülün Osman, 1950'li yıllarda İstanbul'da Boğaz Köprüsü'nü, Ayasofya'yı ve tarihi yarımadayı satmaya çalışmasıyla tanınmıştı. Uzman, bugünkü borsa ortamını bu tarihi dolandırıcılık hikayesine benzeterek, deneyimsiz yatırımcıların kolay yoldan zengin olma vaatleriyle tuzağa düşürüldüğünü ifade etti.
"Geçen sene faize karşı olduğum için katılım endeksine uygun hisselere yöneldim" diyen uzman, sözlerine şöyle devam etti: "Ancak gördüm ki bu endekste bile manipülatif hareketler var. Küçük yatırımcı, 'dini hassasiyetlerime uygun' diyerek aldığı hisselerde büyük kayıplar yaşıyor. Büyük oyuncular, dindar yatırımcıyı hedef alan ayrı bir oyun kurmuş durumda."
Uzmanın iddialarına göre, borsada işlem gören bazı şirketlerin patronları, şirket kaynaklarını kendi çıkarları için kullanıyor, ardından hisse fiyatlarını yapay olarak şişirip küçük yatırımcıya satıyor. Bu süreçte aracı kurumlar ve bazı analistler de bu döngünün bir parçası haline geliyor.
Katılım Endeksi ve Dini Hassasiyetlerin İstismarı
Son yıllarda faizsiz finans ilkelerine uygun yatırım arayan kesimlerin katılım endekslerine yönelmesi, bu alanda yeni bir pazar oluşturdu. Katılım endeksi, İslami kurallara uygun olduğu iddia edilen hisselerden oluşuyor. Ancak uzman, bu endeksin de manipülasyondan muaf olmadığını belirtiyor.
"Katılım endeksi denince insanlar 'helal' olduğunu düşünüyor. Oysa endekse giren şirketlerin bir kısmı faizli işlem yapıyor, bazıları ise borsa oyunlarıyla yatırımcıyı soyguna varan kayıplara uğratıyor" diyen uzman, denetim eksikliğine vurgu yaptı. Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) bu tür manipülasyonları tespit etmekte yetersiz kaldığını, cezaların caydırıcı olmadığını savundu.
Uzmanın aktardığına göre, borsada işlem gören bir şirketin hisseleri bir anda yüzde 300 değer kazanıyor, ardından sosyal medyada ünlü isimler ve fenomenler aracılığıyla "kaçmaz fırsat" algısı yaratılıyor. Küçük yatırımcı bu hisseleri alırken, büyük oyuncular ellerindeki payları yüksek fiyattan satıp çıkıyor. Sonrasında hisse fiyatı çöküyor ve kaybeden yine küçük yatırımcı oluyor.
Denetim Eksikliği ve Yasal Boşluklar
Türkiye'de borsa manipülasyonlarına ilişkin yasal çerçeve, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile düzenlenmiş durumda. Kanunda "piyasa dolandırıcılığı" ve "bilgi suistimali" suçları tanımlanmış, hapis cezaları öngörülmüş. Ancak uygulamada bu suçlardan ceza alanların sayısı oldukça az. Uzman, "Kanun var ama uygulama yok. Büyük balık her zaman kaçıyor, küçük yatırımcı ise mağdur oluyor" dedi.
SPK'nın son yıllarda artırdığı denetimler, bazı manipülatif işlemleri ortaya çıkarsa da, cezaların yetersizliği ve yargı süreçlerinin uzunluğu nedeniyle caydırıcılık sağlanamıyor. Ayrıca, sosyal medya üzerinden yapılan yönlendirmelerin denetimi de büyük ölçüde imkansız görünüyor.
Uzman, borsada küçük yatırımcıyı korumak için acilen yapısal reformlar gerektiğini belirtiyor: "Bağımsız denetim mekanizmaları güçlendirilmeli, manipülasyon yapanlara verilen cezalar caydırıcı olmalı. Ayrıca yatırımcı eğitimi şart. İnsanlar 'kısa yoldan köşe olma' hayaliyle hareket ediyor, bu da onları savunmasız bırakıyor."
Borsanın Geleceği ve Yatırımcı Güveni
Borsa İstanbul, son yıllarda artan işlem hacmi ve yeni yatırımcı sayısıyla dikkat çekiyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde milyonlarca kişi borsaya girdi. Ancak bu hızlı büyüme, beraberinde denetim zorluklarını ve manipülasyon riskini getirdi. Uzmanın "Sülün Osmanlar" benzetmesi, aslında piyasadaki genel bir algıyı yansıtıyor: Borsa, adil bir yatırım ortamı olmaktan çıkmış, büyük oyuncuların küçük yatırımcıyı avladığı bir arena haline gelmiş durumda.
Bu durum, uzun vadede borsaya olan güveni sarsıyor. Yerli yatırımcı, kazandığı paranın faizsiz ya da enflasyon üstü getiri sağlamasını beklerken, karşılaştığı manipülasyonlar yüzünden borsadan uzaklaşıyor. Uzman, "Eğer bu gidişat durdurulmazsa, borsa sadece büyük sermaye gruplarının oyun alanı olur. Küçük yatırımcı ise her zaman kaybeder" uyarısında bulunuyor.
Sonuç olarak, borsadaki manipülasyon iddiaları ve Sülün Osman benzetmesi, Türkiye'de finansal piyasaların denetimi ve yatırımcı haklarının korunması konusunda ciddi bir tartışmayı gündeme getiriyor. Yetkililerin bu konuda atacağı adımlar, hem borsanın itibarı hem de milyonlarca yatırımcının geleceği açısından belirleyici olacak. Unutulmamalı ki, güven olmadan hiçbir piyasa sağlıklı işleyemez; borsanın da ayakta kalması için adil ve şeffaf bir düzen şart.