Bolu'da iki çocuğun elektrikli bisikletten düşerek yaralandığı olayda sağlık ekipleri, yaralılara müdahale ederken görüntü alan gazetecilere sert çıktı. Kamuya açık alanda çekim yapan basın mensuplarına yönelik, "Sirk mi burası", "Eşeğe mi diyoruz çekmeyin" şeklindeki sözler olay yerinde gerginlik yarattı. Sağlık çalışanlarının bu tutumu, basın özgürlüğü ve kamu görevlilerinin yetkileri tartışmasını yeniden alevlendirdi.
Olay anı ve sağlık ekibinin tepkisi
Edinilen bilgilere göre, Bolu kent merkezinde iki çocuk, bindikleri elektrikli bisikletin dengesini kaybetmesi sonucu yola savruldu. Çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlileri yaralı çocuklara ilk müdahaleyi yaparken, bölgede bulunan gazeteciler de olayı görüntülemek istedi. Ancak sağlık personeli, kameraların kendilerine yöneltilmesine tepki gösterdi. Bir sağlık çalışanının yüksek sesle, "Sirk mi burası" dediği, bir başkasının ise "Eşeğe mi diyoruz çekmeyin" ifadelerini kullandığı öne sürüldü. Görüntü alan basın mensupları, kamuya açık alanda haber yapma haklarının olduğunu belirterek tepkiye karşı çıktı. Olay anbean cep telefonu kameralarına yansıdı.
Basın özgürlüğü ve kamu görevlisi tartışması
Yaşanan gerginlik, Türkiye'de basın mensuplarının görevlerini icra ederken karşılaştıkları engellemelerin son örneği olarak değerlendiriliyor. Anayasa'nın 28. maddesi basın özgürlüğünü güvence altına alırken, kamuya açık alanlarda yapılan haber çekimleri için özel izin gerekmiyor. Ancak sağlık çalışanları, hasta mahremiyeti ve tıbbi müdahale sırasında konsantrasyonun bozulmaması gerekçesiyle zaman zaman görüntü alınmasına karşı çıkabiliyor. Bolu'daki olayda yaralıların çocuk olması, sağlık ekibinin hassasiyetini artırmış olabilir. Öte yandan, sağlık personelinin kullandığı ifadelerin basın mensuplarını hedef alması ve aşağılayıcı bir ton içermesi, meslek etiği açısından ayrı bir tartışma konusu. Uzmanlar, acil müdahale sırasında basın mensuplarının güvenli mesafede durmasının yeterli olacağını, sözlü tepkinin ise kabul edilemez olduğunu vurguluyor.
Benzer olaylar ve yasal çerçeve
Türkiye'de son yıllarda sağlık çalışanları ile gazeteciler arasında benzer gerginlikler sıkça yaşanıyor. 2020'de yürürlüğe giren Sağlık Personelinin Hakları ve Görevleri Hakkında Kanun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlarken, basın mensuplarının haber alma hakkını da gözetiyor. Ancak uygulamada, özellikle acil müdahale anlarında, sağlık ekiplerinin görüntü alınmasını engellemeye çalıştığı vakalar medyaya yansıyor. Bolu'daki olayda olduğu gibi, taraflar arasında sözlü tartışma yaşanması, yasal düzenlemelerin yeterince bilinmediğini veya uygulanmadığını gösteriyor. Basın meslek örgütleri, sağlık kurumlarına yönelik eğitimlerle bu tür çatışmaların önlenebileceğini belirtiyor.
Kamuoyu ve meslek örgütlerinden tepkiler
Olayın sosyal medyada yayılmasının ardından basın meslek örgütleri ve sendikalar açıklama yaptı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, sağlık çalışanlarının zor koşullarda görev yaptığını kabul etmekle birlikte, gazetecilere yönelik sözlü saldırının kabul edilemez olduğunu bildirdi. Açıklamada, "Kamuya açık alanda haber yapmak anayasal bir haktır. Sağlık personelinin bu hakkı engellemeye çalışması, basın özgürlüğüne müdahaledir" denildi. Sağlık çalışanları sendikaları ise henüz resmi bir açıklama yapmadı. Bolu Valiliği'nden de olaya ilişkin bir açıklama gelmedi. Olayla ilgili soruşturma başlatılıp başlatılmayacağı belirsizliğini koruyor.
Değerlendirme: İki meslek grubu arasında denge arayışı
Bolu'da yaşanan bu olay, aslında iki zorlu mesleğin kesişim noktasındaki bir sorunu gözler önüne seriyor: sağlık çalışanları bir yandan hayat kurtarma telaşında, diğer yandan hasta mahremiyetini koruma baskısı altında; gazeteciler ise kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirmeye çalışıyor. Ancak hiçbir gerekçe, bir kamu görevlisinin basın mensubuna hakaret içeren ifadeler kullanmasını meşrulaştıramaz. Olayın yargıya taşınması halinde, sağlık personelinin eyleminin Anayasa'nın 28. maddesi kapsamında değerlendirileceği ve olası bir ceza davasına konu olabileceği öngörülüyor. Kamu kurumlarının, basın mensuplarına yönelik tutum konusunda personelini bilinçlendirmesi, benzer gerginliklerin önlenmesi adına kritik önem taşıyor. Aksi halde, her acil müdahale sonrası gazeteci-sağlıkçı çatışması haberleri gündeme gelmeye devam edecek.