Yüksek enflasyon ve derinleşen geçim krizi karşısında alım gücü eriyen milyonlar, açlık sınırının altındaki asgari ücretle yaşam mücadelesi verirken; iktidar faturayı yine emekçiye kesecek yeni bir modeli gündeme getirdi. Hükümete yakın bir gazetenin haberine göre, 'dengeleri koruma' gerekçesiyle hazırlanan bölgesel asgari ücret modeli, işverenlere düşük ücret avantajı sağlarken, çalışanlar arasında büyük tepkiye yol açtı.
Bölgesel ücret nedir, nasıl uygulanacak?
Bölgesel asgari ücret, illerin gelişmişlik düzeyine göre farklı ücret tarifeleri belirlenmesi anlamına geliyor. Örneğin İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde daha yüksek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise daha düşük asgari ücret uygulanması planlanıyor. Hükümet yetkilileri, bu modelin 'istihdamı artıracağını' ve 'kayıt dışılığı azaltacağını' savunurken, muhalefet ve sendikalar ise uygulamanın 'bölgesel eşitsizliği derinleştireceği' uyarısında bulunuyor.
İktidara yakın gazetenin haberinde, modelin 'işverenlerin yükünü hafifletmek' ve 'bölgeler arası rekabeti artırmak' amacıyla tasarlandığı belirtildi. Ancak uzmanlar, düşük ücretli bölgelerde yaşayan milyonlarca çalışanın zaten açlık sınırının altında olduğunu; böyle bir uygulamanın yoksulluğu daha da artıracağını ifade ediyor.
Geçmiş tartışmalar ve güncel durum
Bölgesel asgari ücret tartışması Türkiye'de yeni değil. 2010'lu yıllarda da gündeme gelen bu model, o dönemde sendikaların yoğun protestolarıyla rafa kaldırılmıştı. Bugün ise enflasyonun yüzde 70'lere ulaştığı, gıda ve kira fiyatlarının hızla yükseldiği bir ortamda, hükümetin bu konuyu tekrar masaya getirmesi dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz haftalarda 'ücretlileri ezdirme niyetimiz yok' açıklamasına rağmen, bölgesel ücret modelinin hazırlık aşamasında olması kamuoyunda 'söz verildiği halde asgari ücrete yeterli zam yapılmadı' eleştirilerini yeniden alevlendirdi. Özellikle TÜRK-İŞ'in açlık sınırını 15 bin liranın üzerinde açıklaması, mevcut 11.402 liralık asgari ücretin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor.
Muhalefet partileri, bölgesel asgari ücretin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunarak, uygulamanın hayata geçmesi halinde yargıya taşıyacaklarını duyurdu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Bu ülkede herkes aynı işi yapıyorsa aynı ücreti almalı. Bölgesel asgari ücret, vatandaşları bölgeye göre kategorize etmektir' ifadelerini kullandı.
İşveren kesimi ise modeli desteklediklerini açıkladı. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), bölgesel asgari ücretin 'istihdamı artıracağını' ve 'yeni yatırımların önünü açacağını' belirtti. Ancak ekonomistler, düşük ücretle çalışanların satın alma gücünün daha da düşeceği için iç talebin azalacağını, bunun da ekonomiyi daraltma riski taşıdığı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, çalışanlar arasında endişe büyük. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan milyonlarca kişi, 'bölgesel ücret' modelinin kendilerini ikinci sınıf vatandaş konumuna düşüreceğini düşünüyor. Sosyal medyada başlatılan bir kampanyada, 'Aynı iş, aynı ücret' sloganıyla hükümete çağrı yapılıyor.
Bölgesel asgari ücret modelinin ne zaman yasalaşacağı henüz net değil. Ancak iktidarın bu konuda çalışmalarını hızlandırdığı ve önümüzdeki dönemde Meclis'e bir yasa tasarısı sunabileceği konuşuluyor. Gelişmeler, milyonlarca çalışanın geleceğini doğrudan etkileyecek bir kararın eşiğinde olduğunu gösteriyor.
Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde, bölgesel asgari ücret tartışması, Türkiye'de gelir adaletsizliğini ve bölgesel eşitsizliği yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu modelin uygulanması halinde yoksulluğun bölgeler arasında daha da keskinleşeceğini ve sosyal huzursuzluğu artırabileceğini ifade ediyor. Hükümetin 'dengeleri koruma' söyleminin, çalışanların alım gücünü daha da düşürebileceği endişesi ise giderek büyüyor.