2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçları, Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından Boğaziçi Üniversitesi için tarihi bir düşüşü ortaya koydu. Üniversitenin Bilgisayar Mühendisliği programının taban başarı sıralaması, 2025'teki 315'lik dereceden 4 bin 500'e gerileyerek büyük bir çöküş yaşadı. Bu dramatik düşüş, görevinden uzaklaştırılan Prof. Dr. Tuna Tuğcu tarafından, Rektör Naci İnci dönemindeki yönetim anlayışıyla ilişkilendirildi. Tuğcu, yaşanan durumu "çok boyutlu bir kötülüğün sonucu" olarak nitelendirirken, bu gelişme Türkiye'nin yükseköğretim politikalarına dair ciddi soruları gündeme getiriyor.
Gerilemenin Boyutları ve Nedenleri
Boğaziçi Üniversitesi, uzun yıllar boyunca mühendislik alanında en çok tercih edilen kurumların başında geliyordu. Özellikle Bilgisayar Mühendisliği bölümü, hem akademik kadrosu hem de mezunlarının iş bulma olanakları sayesinde her yıl binlerce öğrencinin hayaliydi. Ancak 2026 sonuçları, bu algıyı kökten değiştirecek nitelikte. 4 bin 500'e gerileyen sıralama, bölümün artık ilk 20'ye bile giremediğini gösteriyor. Bu düşüşün arkasında yalnızca akademik performans değil, aynı zamanda üniversite yönetimine ilişkin tartışmaların da yattığı belirtiliyor.
Prof. Dr. Tuna Tuğcu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, süreci şu sözlerle değerlendirdi: "Bu, tek bir faktörle açıklanacak bir durum değil. Rektör Naci İnci döneminde uygulanan politikalar, öğretim üyelerine yönelik baskılar, öğrenci olaylarına müdahale şekli ve üniversitenin marka değerine verilen zarar, bu çöküşte etkili oldu. 'Çok boyutlu bir kötülüğün sonucundan söz ediyoruz." Tuğcu'nun bu ifadeleri, geçmişteki görevden almalar ve karşılaştığı hukuksuzluklarla gündeme gelmişti.
Üniversitede Kayyım Dönemi ve Öğrenci Olayları
Boğaziçi Üniversitesi, Şubat 2021'de Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle atanan Rektör Melih Bulu'nun göreve gelmesiyle başlayan süreçte yoğun protestolara sahne olmuştu. Bulu'nun görevden alınmasının ardından yine aynı yöntemle atanan Naci İnci, üniversitede 'kayyım rektörlüğü' olarak nitelendirilen bir yönetim anlayışını sürdürmüştü. Bu dönemde öğretim üyelerine yönelik soruşturmalar, öğrencilerin ifade özgürlüğüne kısıtlamalar ve kampüste yoğun polis müdahaleleri yaşanmıştı. Prof. Dr. Tuna Tuğcu da bu süreçte 'irtifak' suçlamasıyla görevinden uzaklaştırılmış, akademik kadronun önemli bir bölümü istifa etmişti.
Bu gelişmeler, üniversitenin uluslararası sıralamalarda gerilemesine de yol açarken, tercih edilebilirliğini doğrudan etkiledi. Yüksek puanlı adaylar, Boğaziçi yerine ODTÜ, İTÜ veya özel üniversitelerdeki burslu programları tercih etmeye başladı. Bilgisayar Mühendisliği'nde yaşanan düşüş bu eğilimin en somut göstergesi oldu.
Eğitimde Marka Değeri ve Öğrenci Başarısı
Bir üniversitenin tercih edilmesinde akademik kadro, araştırma olanakları ve mezunların kariyer olanakları kadar kurumsal itibar da büyük önem taşıyor. Boğaziçi Üniversitesi uzun süre 'marka değeri yüksek' bir kurum olarak öne çıkıyordu. Ancak yaşanan yönetim krizleri, sadece mevcut öğrencileri değil, aynı zamanda yeni adayları da endişelendirdi. Tercih yapacak öğrenciler ve aileleri, üniversitede huzur ve güven ortamının olup olmadığını sorgulayarak kararlarını şekillendirdi.
Eğitim uzmanları, bu düşüşün telafisinin yıllar alabileceğini belirtiyor. Boğaziçi'nin yeniden eski konumuna gelebilmesi için yönetimsel istikrar, akademik özgürlük ve öğrenci katılımının sağlanması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca bu durum, Türkiye'deki tüm üniversiteler için bir uyarı niteliği taşıyor: Siyasi müdahaleler ve baskıcı yönetimler, kurumların en değerli varlığı olan insan sermayesinin gözünü korkuttuğunda, sonuçları kaçınılmaz olarak istatistiklere yansıyor.
Tuna Tuğcu'nun değerlendirmeleri ve 2026 verileri, Boğaziçi Üniversitesi'nin yaşadığı dönüşümün yalnızca bir eğitim meselesi değil, aynı zamanda bir yönetim ve özgürlük meselesi olduğunu gözler önüne seriyor. Üniversitelerin toplumsal gelişmedeki rolü düşünüldüğünde, bu tablonun sorumlularının hesap vermesi kaçınılmaz görünüyor.