15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile bazı otoyolların özelleştirilmesi için hükümetin çalışmalarını hızlandırdığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, sürece Fransız altyapı devi de talip oldu. Özelleştirme kapsamında, İstanbul Boğazı'ndaki iki köprü ile Ankara-Pozantı, Gaziantep-Şanlıurfa, Tarsus-Adana-Gaziantep ve İzmir-Çeşme gibi otoyolların işletme hakkının devredilmesi planlanıyor.
Süreç nasıl işleyecek?
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) tarafından yürütülen süreçte, ilgili altyapıların bakım, onarım ve işletme haklarının belirli bir süreliğine devredilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, Fransız devinin yanı sıra yerli ve yabancı birçok şirketin de ilgilendiği belirtiliyor. Özelleştirme ihalesine ilişkin takvimin önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor.
Ekonomik ve stratejik önem
Boğaz köprüleri ve otoyollar, Türkiye'nin en işlek ulaşım hatları arasında yer alıyor. Günlük geçiş sayıları milyonlarla ifade ediliyor. Bu nedenle, söz konusu varlıkların özelleştirilmesi hem kamu maliyesine önemli bir gelir sağlaması hem de ulaşım altyapısının daha verimli işletilmesi açısından stratejik bir önem taşıyor. Uzmanlar, özelleştirme gelirlerinin cari açığın kapatılmasına katkı sunabileceğini ifade ediyor.
Geçmişteki özelleştirme deneyimleri
Türkiye'de daha önce de köprü ve otoyol özelleştirmeleri gündeme gelmişti. 2005 yılında yapılan devir işlemlerinin ardından, 2019'da bazı otoyolların işletme hakkı yeniden özelleştirilmişti. Ancak bu süreçler yargı kararları ve kamuoyu tepkileri nedeniyle zaman zaman eleştirilere yol açmıştı. Uzmanlar, yeni özelleştirme sürecinin şeffaf ve rekabetçi bir ortamda gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Sıradaki adım ne?
Sürecin önümüzdeki dönemde ihale ilanı ile başlaması bekleniyor. ÖİB'nin belirleyeceği takvime göre, yerli ve yabancı yatırımcıların teklifleri değerlendirilecek. Devir işlemlerinin tamamlanmasıyla birlikte, söz konusu yolların işletme ve bakım sorumluluğu özel sektöre geçecek. Bu durum, sürücülerin geçiş ücretlerinde yeni düzenlemeleri de beraberinde getirebilir.
Özelleştirme süreci, Türkiye'nin altyapı yatırımlarına yeni bir soluk getirebilir, ancak fiyatlandırma politikaları ve hizmet kalitesi konusunda toplumsal beklentilerin karşılanması da kritik önemde. Ekonomik kalkınma hedefleri ile kamu yararının dengelenmesi, bu sürecin en önemli sınavı olacaktır.