Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı ve diğer havalimanlarını hedef alan saldırıları karşısında dehşete kapıldığını bildirdi. Türk, yaptığı yazılı açıklamada, sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulayarak, tüm taraflara sivil hedeflere yönelik saldırılardan kaçınma çağrısında bulundu. Açıklama, Yemen'deki çatışmanın bölgesel güvenliği tehdit eden boyutlara ulaştığı bir dönemde geldi.
Havalimanlarına yönelik saldırılar ve BM'nin tepkisi
Volker Türk'ün açıklamasına göre, Husilerin Suudi Arabistan'daki havalimanlarını hedef alan saldırıları, sivil havacılık güvenliğini ciddi şekilde riske atıyor. Türk, özellikle Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'nın vurulmasının, masum sivillerin yaşamını tehlikeye soktuğunu ve bölgedeki istikrarı bozduğunu ifade etti. BM İnsan Hakları Ofisi tarafından yapılan yazılı açıklamada, saldırıların uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde soruşturulması gerektiği belirtildi. Türk, tüm tarafları uluslararası hukuka saygı duymaya ve sivil altyapıya yönelik saldırılardan derhal vazgeçmeye davet etti.
Uzmanlar, Husilerin son dönemde artırdığı füze ve insansız hava aracı saldırılarının, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerini zorladığını ve bölgesel gerilimi tırmandırdığını değerlendiriyor. Suudi Arabistan makamları, saldırılarda can kaybı yaşanıp yaşanmadığına dair henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak görgü tanıkları, havalimanı çevresinde patlama seslerinin duyulduğunu ve uçuşların bir süre askıya alındığını aktarıyor.
Yemen çatışmasının bölgesel etkileri
Husilerin Suudi Arabistan'ı hedef alan saldırıları, Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşın doğrudan bir yansıması olarak görülüyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015'ten beri Yemen hükümetine destek veriyor ve Husilere karşı operasyon düzenliyor. BM'ye göre, Yemen'deki çatışma dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı; milyonlarca insan yerinden edildi ve kitlesel açlık riskiyle karşı karşıya. Volker Türk, açıklamasında Yemen halkının acısının daha da derinleşmemesi için acil ateşkes ve diyalog çağrısını yineledi.
Uluslararası Kriz Grubu'nun son raporlarına göre, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, İran'ın bölgedeki etkisini artırma stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Bu durum, Körfez ülkeleri ile İran arasındaki gerginliği daha da körüklüyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin acil toplantı yapması bekleniyor. Diplomatik kaynaklar, konseyin saldırıları kınayan bir bildiri yayımlayabileceğini ancak daimi üyeler arasındaki görüş ayrılıklarının süreci zorlaştırdığını belirtiyor.
Uluslararası toplumdan artan endişe
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün açıklamaları, uluslararası toplumun Yemen krizi ve bölgesel saldırılara yönelik endişelerini yansıtıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak müttefiki Suudi Arabistan'ın güvenliğine destek verdiğini açıkladı. Avrupa Birliği de sivil hedeflere yönelik her türlü saldırıyı reddettiğini bildirdi. İnsan hakları örgütleri ise hem Husilerin hem de koalisyon güçlerinin sivil kayıplara neden olan eylemlerinin soruşturulması çağrısında bulunuyor.
Son aylarda Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki sivil yerleşimleri ve ekonomik altyapıyı hedef alan saldırılarını artırmıştı. Suudi Arabistan yönetimi, bu saldırılara karşı hava savunma sistemlerini güçlendirdiğini ve Husilerin askeri kapasitesini vurmaya devam edeceğini açıklamıştı. Ancak BM yetkilileri, tarafların karşılıklı saldırılarının sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisinin giderek arttığı uyarısında bulunuyor.
Volker Türk, açıklamasının sonunda, tüm tarafların uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini hatırlatarak, sivil halkın korunması için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı. BM İnsan Hakları Ofisi, bölgede yaşanan ihlallere ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatılması için çağrıda bulundu.
Uzmanlar, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarının yalnızca bölgesel güvenliği değil, küresel enerji arz güvenliğini de tehdit ettiğini belirtiyor. Kızıldeniz'deki nakliye rotalarının risk altında olması, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. BM'nin çağrılarına rağmen tarafların diyalog masasına dönmemesi, Yemen'deki insani felaketin daha da derinleşmesinden endişe ediliyor. Uluslararası toplumun etkili bir arabuluculuk girişimi başlatması, sivil kayıpların önlenmesi ve kalıcı barış için kritik bir fırsat penceresi olarak görülüyor.