Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR), işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşim birimlerinde faaliyet gösterdiği tespit edilen şirketlerin listesini güncelledi. Cenevre merkezli ofisten yapılan açıklamaya göre, incelenen 126 yeni işletmeden 61'i listeye dahil edildi ve uluslararası veritabanındaki toplam şirket sayısı 214'e yükseldi. Güncellenen liste, 11 ülkeden çok uluslu şirketleri kapsıyor ve bu şirketlerin yerleşimlerle bağlantılı ticari faaliyetleri belgelendiriliyor.
Listede Hangi Şirketler Var?
OHCHR tarafından yayımlanan veritabanı, 2016 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi kararı doğrultusunda hazırlanıyor. Karar, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerle iş yapan şirketlerin şeffaf bir şekilde listelenmesini öngörüyor. İlk liste 2020 yılında 112 şirketle açıklanmıştı. Son güncellemeyle birlikte listede inşaat, bankacılık, teknoloji, gıda, ulaşım ve güvenlik sektörlerinden firmalar yer alıyor. Aralarında Airbnb, Booking.com, Expedia, TripAdvisor gibi uluslararası platformların yanı sıra Motorola Solutions, Hewlett Packard Enterprise ve Orange gibi iletişim ve teknoloji devleri de bulunuyor. Ayrıca İsrail merkezli bankalar ve inşaat şirketleri de listede geniş yer tutuyor.
BM İnsan Hakları Ofisi, listeye eklenen şirketlerin doğrudan ya da dolaylı olarak yerleşim ekonomisine katkı sağladığını belirtiyor. Yerleşimler, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi, işgalci gücün kendi sivil nüfusunu işgal ettiği topraklara yerleştirmesini yasaklıyor. Buna rağmen İsrail, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yerleşim inşaatlarını sürdürüyor.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Listenin güncellenmesi, İsrail hükümeti tarafından sert bir şekilde eleştirildi. İsrail Dışişleri Bakanlığı, kararı "taraflı ve gayri meşru" olarak nitelendirerek, listede yer alan şirketlere yönelik herhangi bir yaptırımın kabul edilemez olduğunu savundu. Buna karşılık Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri, kararı memnuniyetle karşıladı. Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch, listenin şirketlerin sorumluluklarını yerine getirmesi için bir araç olduğunu vurguladı.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, raporun sunumunda, "İş dünyası, insan haklarına saygı göstermekle yükümlüdür. Bu liste, şeffaflık ve hesap verebilirlik için bir adımdır" ifadelerini kullandı. Türk, ayrıca tüm devletlere, şirketlerin yerleşimlerle bağlantılı faaliyetlerini sorgulamaları çağrısında bulundu. Listenin hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor; ancak şirketlerin itibarı ve yatırımcı kararları üzerinde etkili olabileceği değerlendiriliyor.
Şirketlerin Savunmaları ve Belirsizlikler
Listede adı geçen bazı şirketler, faaliyetlerinin yasa dışı yerleşimlerle doğrudan bağlantılı olmadığını savunuyor. Örneğin, Airbnb daha önce yaptığı açıklamada, platformunda yer alan ilanların ev sahipleri tarafından oluşturulduğunu ve şirketin yerleşim politikalarını doğrudan desteklemediğini belirtmişti. Booking.com ise listede yer almasının ardından bazı insan hakları kuruluşlarıyla diyalog başlattı. Motorola Solutions, ürünlerinin İsrail güvenlik güçleri tarafından kullanıldığını kabul etmekle birlikte, bunun uluslararası hukuka uygun olduğunu iddia ediyor.
Öte yandan, listede yer alan şirket sayısının tam kapsamlı olmadığı yönünde eleştiriler de var. Bazı insan hakları savunucuları, BM'nin siyasi baskılar nedeniyle bazı şirketleri listeye eklemediğini öne sürüyor. OHCHR yetkilileri ise her vakanın titizlikle incelendiğini ve yalnızca yeterli kanıt bulunan şirketlerin listeye alındığını belirtiyor.
Yerleşimlerin Ekonomik Etkisi ve Gelecek Adımlar
İsrail yerleşimleri, Batı Şeria ekonomisinin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. Yerleşimlerde faaliyet gösteren şirketler, hem İsrail iç pazarına hem de uluslararası pazarlara ürün ve hizmet sunuyor. BM verilerine göre, yerleşimlerde 600 binden fazla İsrailli yaşıyor ve bu yerleşimler uluslararası hukuka aykırı olarak genişletiliyor. Yerleşim ekonomisi, inşaat, tarım, teknoloji ve turizm gibi sektörlerde önemli bir istihdam yaratıyor; ancak Filistinliler için toprak kaybı, su kaynaklarına erişim kısıtlaması ve hareket özgürlüğü ihlalleri anlamına geliyor.
BM listesinin güncellenmesi, uluslararası toplumun yerleşim politikalarına yönelik baskısını artırma amacı taşıyor. Ancak bugüne kadar hiçbir ülke, listedeki şirketlere karşı somut bir yaptırım uygulamış değil. Avrupa Birliği, 2020'den bu yana listeyi referans alarak bazı şirketlerle iş birliğini gözden geçirebileceğini açıklamıştı, fakat uygulamada önemli bir adım atılmadı. ABD yönetimi ise listeyi "tek taraflı ve yanıltıcı" olarak nitelendirerek reddediyor.
Uzmanlar, listenin doğrudan bir yasal yaptırım gücü olmasa da kamuoyu baskısı ve kurumsal yatırımcıların etik politikaları üzerinden dolaylı etki yaratabileceğini belirtiyor. Önümüzdeki dönemde, listede yer alan şirketlerin hisse senedi performansları ve kamu ihalelerine katılımları yakından izlenecek. BM İnsan Hakları Konseyi'nin bir sonraki oturumunda konunun tekrar gündeme gelmesi bekleniyor.
Sonuç olarak, BM'nin güncellenen listesi, İsrail yerleşimlerinin uluslararası hukuk açısından tartışmalı statüsünü bir kez daha gözler önüne seriyor. Şirketlerin bu yapıyla olan ticari ilişkileri, küresel ölçekte etik ve hukuki sorumluluk tartışmalarını derinleştiriyor. Liste, işgal altındaki topraklardaki ekonomik faaliyetlerin görünürlüğünü artırırken, uluslararası toplumun yerleşim politikalarına karşı tutumunu sorgulamasına yol açıyor.