Kıbrıs'ta tansiyonun yüksek olduğu bir dönemde, Ada'nın kaderini belirleyecek kritik bir diplomasi trafiği yaşandı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Lideri Nikos Hristodulidis, Lefkoşa'daki ara bölgede bir araya geldi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Guterres, BM'nin Kıbrıs sorununun çözümüne olan bağlılığını yineleyerek, "BM barışı zorla dayatamaz ancak Kıbrıs halkına destek verme kararlılığını sürdürüyor" ifadelerini kullandı.
Üçlü Görüşmenin Detayları
Görüşme, Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün kontrolündeki ara bölgede, yaklaşık iki saat sürdü. Toplantının ana gündem maddesini, 2017'de Crans-Montana'da kesintiye uğrayan müzakerelerin yeniden başlatılması ve taraflar arasındaki güven artırıcı önlemler oluşturdu. Görüşme öncesinde kısa bir açıklama yapan Guterres, tarafların yapıcı bir diyalog içinde olmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.
Görüşmenin ardından ortak bir basın toplantısı düzenlenmedi; ancak Guterres'in yazılı bir açıklama yapması bekleniyor. BM Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin "samimi ve kapsamlı" bir atmosferde geçtiği, tarafların gelecek hafta New York'ta bir araya gelme konusunda mutabık kaldığı bildirildi. KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise Erhürman'ın, Kıbrıs Türk halkının eşitlik ve egemenlik haklarını vurguladığı, federal çözüm yerine iki devletli bir modeli savunduğu ifade edildi.
Görüşmenin Arka Planı
Kıbrıs sorunu, 1974'ten bu yana Ada'nın kuzeyinde Kıbrıs Türkleri, güneyinde ise Rumların yaşadığı fiili bir bölünmüşlükle devam ediyor. 2004'te Annan Planı'nın Rum tarafının reddiyle çökmesinin ardından müzakereler kesintili olarak sürdü. Son olarak 2017'de İsviçre'nin Crans-Montana kentinde yapılan konferans, tarafların anlaşamaması üzerine başarısızlıkla sonuçlanmıştı. BM Genel Sekreteri Guterres, göreve geldiğinden bu yana Kıbrıs'ta müzakerelerin yeniden başlatılması için yoğun çaba sarf ediyor.
Bu görüşme, Doğu Akdeniz'deki doğalgaz kaynaklarının paylaşımı ve bölgesel güvenlik meseleleri nedeniyle tansiyonun yükseldiği bir dönemde gerçekleşti. Türkiye, Kıbrıs Türklerinin haklarını koruma konusundaki kararlılığını sık sık vurgularken, Yunanistan ve GKRY ile yaşanan enerji anlaşmazlıkları da sürecin önemli bir parçasını oluşturuyor.
Tarafların Pozisyonları
KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakları tartışılmaz. Müzakere masasına ancak eşit statüyle otururuz" dedi. Erhürman, iki devletli çözümün artık daha gerçekçi olduğunu savunarak, BM'nin bu gerçeği görmesi gerektiğini ifade etti. GKRY Lideri Nikos Hristodulidis ise görüşme öncesinde, "Amacımız, BM parametreleri çerçevesinde, iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyona ulaşmaktır" şeklinde konuştu. Hristodulidis, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini belirtti.
Taraflar arasındaki temel görüş ayrılıklarından biri, siyasi eşitlik ve güç paylaşımı konusunda yaşanıyor. KKTC tarafı, dönüşümlü başkanlık ve etkin katılım gibi konuların daha fazla ön plana çıkarılmasını isterken; Rum tarafı, federal merkezi yapının güçlendirilmesinden yana. Ayrıca, mülkiyet ve toprak düzenlemeleri, göçmenlerin durumu gibi konular da çözümün önündeki engeller arasında bulunuyor.
Gelecek Adımlar
BM yetkilileri, tarafların önümüzdeki dönemde teknik heyetler düzeyinde bir araya geleceğini, New York'ta yapılacak görüşmenin ise hazırlık niteliği taşıyacağını açıkladı. Guterres'in, tarafları bir arada tutmak ve diyalog kanallarını açık tutmak için çaba göstereceği belirtiliyor. Uluslararası toplum, bu görüşmelerin sonucunu dikkatle izliyor. Özellikle Avrupa Birliği, Kıbrıs'ta kalıcı bir çözümün Doğu Akdeniz'deki istikrar için hayati önemde olduğunu vurguluyor.
Kıbrıs'ta yarım asrı aşan bir sorunun çözümü, hiç şüphesiz zorlu bir süreç gerektiriyor. Ancak tarafların masaya oturması, diyalogun tükenmediğinin bir göstergesi. BM'nin arabuluculuğunda yürütülen bu yeni süreç, Ada'daki çatışma riskini azaltma ve kalıcı bir barışa zemin hazırlama potansiyeli taşıyor. Guterres'in "barışı zorla dayatamayız" sözü, uluslararası toplumun ve BM'nin sınırlarını ortaya koyarken, asıl çözüm iradesinin taraflarda olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. Önümüzdeki haftalar, Kıbrıs'ın geleceği için belirleyici olabilir.