New York’ta göçmen bir ailenin çocuğu Zohran Mamdani, Londra’da Pakistan’dan İngiltere’ye göç eden otobüs şoförü bir baba ile terzi annenin oğlu Sadiq Khan derken, büyük metropollerin yönetiminde göçmen kökenli isimler dikkat çekiyor. Şimdi de Berlin’de “Bizim kız” olarak anılan Elif Eralp, bu dalganın yeni adayı olarak öne çıkıyor. Seçim çalışmalarında göçmenlik vurgusu yapan Eralp, Almanya’nın başkentinde farklı toplulukların desteğini kazanmayı hedefliyor.
Göçmen kökenli yöneticilerin yükselişi
Son yıllarda büyük şehirlerin yönetimlerinde göçmen kökenli siyasetçilerin sayısı artıyor. New York’ta Zohran Mamdani, 2025’teki belediye başkanlığı yarışında adaylığını açıklamış ve genç, ilerici bir ses olarak öne çıkmıştı. Londra’da ise Sadiq Khan, 2016’dan bu yana belediye başkanı olarak görev yapıyor. Pakistan’dan İngiltere’ye göç eden bir otobüs şoförü babanın ve terzi bir annenin oğlu olan Khan, işçi sınıfı kökenini ve göçmen kimliğini siyasetinde merkeze koymuştu. Bu isimler, metropollerin çokkültürlü yapısını temsil etme iddiasıyla seçmenin karşısına çıkıyor.
Berlin’de ise Elif Eralp, benzer bir hikâyeyle sahneye çıkıyor. Türkiye kökenli bir ailenin kızı olan Eralp, uzun yıllardır Berlin’de sosyal demokrat çevrelerde aktif. Göçmen hakları, sosyal adalet ve kentsel dönüşüm konularında yürüttüğü çalışmalarla tanınıyor. Seçim kampanyasında “Bizim kız” sloganıyla anılması, onun hem Türkiye kökenli toplum nezdinde hem de genel seçmen kitlesinde sıcak bir bağ kurmasını sağlıyor.
Elif Eralp kimdir?
Elif Eralp, Almanya’nın başkenti Berlin’de doğup büyüyen, Türkiye kökenli bir siyasetçi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) içinde çeşitli kademelerde görev aldı. Özellikle göçmenlerin entegrasyonu, uyum politikaları ve ayrımcılıkla mücadele konularında yaptığı konuşmalarla dikkat çekti. Berlin Eyalet Parlamentosu’nda milletvekili olarak görev yapan Eralp, 2026 yerel seçimlerinde belediye başkanlığına adaylığını koydu. Adaylık konuşmasında, “Berlin, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bir şehir. Ben bu şehrin tüm renklerini temsil etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Eralp’in seçim kampanyası, göçmen mahallelerinden yoğun ilgi görüyor. Kreuzberg, Neukölln ve Wedding gibi ilçelerde düzenlenen mitinglerde, Türkiye kökenli seçmenlerin yanı sıra Arap, Kürt ve diğer göçmen topluluklardan da destek topluyor. Kampanya ekibi, sosyal medyayı etkin kullanarak genç seçmenlere ulaşmayı hedefliyor.
Göçmenlik vurgusu ve seçim stratejisi
Elif Eralp’in seçim stratejisinin merkezinde göçmenlik vurgusu yer alıyor. Almanya’da göçmen kökenli nüfusun yaklaşık %25’i oluşturduğu düşünülürse, bu stratejinin önemli bir seçmen kitlesine hitap ettiği açık. Eralp, konuşmalarında sık sık kendi ailesinin göç hikâyesine atıfta bulunuyor. Dedesi 1960’larda işçi olarak Almanya’ya gelmiş, babası ise Berlin’de küçük bir esnaf olarak hayatını sürdürmüş. Eralp, “Ben bu şehrin sokaklarında büyüdüm, bu şehrin sorunlarını biliyorum” diyerek seçmenle duygusal bir bağ kurmaya çalışıyor.
Ancak Eralp’in adaylığı sadece göçmen seçmenle sınırlı değil. Sosyal konut, eğitimde fırsat eşitliği, iklim krizi ve ulaşım gibi konularda da somut projeler sunuyor. Özellikle gençlerin ve işçi sınıfının yaşadığı kiralık konut sorununa çözüm önerileri getiriyor. Bu yönüyle, sadece etnik kimlik değil, sınıfsal bir temsil iddiası da taşıyor.
Benzer örnekler ve Berlin’in özgünlüğü
Elif Eralp’in adaylığı, aslında küresel bir eğilimin parçası. New York’ta Zohran Mamdani, Londra’da Sadiq Khan, Paris’te ise Anne Hidalgo gibi isimler, metropollerin göçmen kökenli yöneticileri olarak tarihe geçti. Hidalgo, İspanya’dan Fransa’ya göç eden bir ailenin kızı olarak Paris’in ilk kadın belediye başkanı oldu. Bu isimler, kozmopolit şehirlerin artık geleneksel siyasetçi profiline sığmadığını gösteriyor.
Berlin’in bu konuda özel bir yeri var. Şehir, Soğuk Savaş döneminden bu yana göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir merkez. Türkiye’den gelen işçiler, 1960’lardan itibaren Berlin’in ekonomisine ve kültürüne damga vurdu. Bugün Berlin nüfusunun önemli bir kısmı göçmen kökenli. Ancak buna rağmen, belediye başkanlığı koltuğuna oturan isimler genellikle Alman kökenli politikacılar oldu. Elif Eralp, bu kalıbı kırmayı hedefliyor.
Seçim süreci ve beklentiler
Berlin’de belediye başkanlığı seçimi, Eylül 2026’da yapılacak. Eralp, SPD’nin adayı olarak yarışa katılacak. Ancak işi kolay değil. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Yeşiller’in de güçlü adayları var. Anketler şu an için Eralp’i ikinci sırada gösteriyor. Yine de seçim kampanyasının henüz başında olduğu ve göçmen seçmenin mobilize edilmesiyle sonucun değişebileceği belirtiliyor.
Elif Eralp’in en büyük avantajı, geniş bir toplumsal tabana hitap edebilmesi. Türkiye kökenli seçmenin yanı sıra, diğer göçmen grupları ve genç Alman seçmenlerden de destek alıyor. Ayrıca, SPD içinde deneyimli bir siyasetçi olarak partinin yerleşik örgütünü de arkasına almış durumda. Dezavantajı ise, göçmen karşıtı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, bu kimliğin bazı seçmenlerde olumsuz tepki yaratabilme ihtimali.
Sonuç olarak, Elif Eralp’in adaylığı, sadece Berlin için değil, Avrupa’daki göçmen kökenli siyasetçilerin yükselişi açısından da sembolik bir önem taşıyor. “Bizim kız” lakabı, onun hem aidiyet hem de temsil iddiasını özetliyor. Eğer Eralp seçimi kazanırsa, Berlin’in ilk Türkiye kökenli belediye başkanı olacak ve bu, Almanya’daki göçmen entegrasyonu tartışmalarına yeni bir boyut kazandıracak. Seçim sonuçları ne olursa olsun, Eralp’in kampanyası, metropollerin gelecekteki yönetici profilinin nasıl şekilleneceğine dair güçlü bir işaret veriyor.