Bilirkişilik sistemi, adli yargıda hakimlerin ve savcıların kahir ekserisinin bilirkişi raporu olmadan karar veremez hale gelmesiyle yargısal süreçlerin ayrılmaz bir parçası oldu. İdari yargının aksine adli yargıda bilirkişilik, adeta mütemmim cüzi bir unsur haline geldi. Bu durum, dava dosyalarının büyük oranda bilirkişi raporlarına dayanmasına ve raporların kararlar üzerinde belirleyici etki yapmasına yol açıyor. Son dönemde yargıda hızlanma çabaları artsa da bilirkişilik sistemindeki yapısal sorunlar giderilmeden sağlıklı sonuç alınması güç görünüyor.
Bilirkişi Raporları Karar Mekanizmasının Merkezinde
Adli yargıda bilirkişi raporları, neredeyse her dava dosyasında başvurulan bir kanıt aracı haline geldi. Hakimler, teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişiye başvuruyor; ancak zamanla bu başvuru, karar verme yetisinin devri noktasına vardı. Özellikle tazminat, ticaret, imar ve sağlık hukuku alanlarında bilirkişi raporları, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici rol oynuyor. Bu durum, yargılamanın hızlanmasını sağlarken, raporların niteliği ve bilirkişilerin uzmanlığı sorgulanır hale geliyor.
Bilirkişilik sisteminin ıslah edilmemesi, yargısal süreçlerin hızlanması halinde dahi sağlıklı sonuçların çıkmasını engelliyor. Çünkü hızlı karar, ancak doğru ve güvenilir bilirkişi raporlarıyla mümkün olabilir. Aksi takdirde, hız uğruna adaletten ödün verilmesi riski ortaya çıkıyor.
Sistemin Yapısal Sorunları ve Çözüm Arayışları
Bilirkişilik sistemindeki sorunların başında, bilirkişi seçimindeki keyfilik, denetim eksikliği ve raporların kalitesizliği geliyor. Bilirkişilerin uzmanlık alanlarına göre değil, bazen tanıdık ilişkilerle seçilmesi, raporların güvenilirliğini zedeliyor. Ayrıca, bilirkişi raporlarına itiraz mekanizmaları yetersiz kalıyor ve hakimler çoğu zaman raporları olduğu gibi kabul ediyor. Bu da yargı kararlarının temyiz aşamasında sık sık bozulmasına neden oluyor.
Son yıllarda bilirkişilik sistemini iyileştirmeye yönelik çeşitli adımlar atıldı. Adalet Bakanlığı tarafından bilirkişilik kanunu ve yönetmelikleri güncellendi, bilirkişi eğitimleri ve sınavları getirildi. Ancak uygulamada hala ciddi eksiklikler bulunuyor. Özellikle bilirkişi ücretlerinin düşüklüğü, nitelikli uzmanların bu alana yönelmesini engelliyor. Bilirkişilik yapan kişilerin çoğu, asıl mesleklerinin yanında ek iş olarak bu görevi yürütüyor ve yeterli zaman ayıramıyor.
Yargı Reformu Stratejisi belgelerinde bilirkişilik sisteminin iyileştirilmesi hedefleniyor. Ancak somut adımların atılması ve denetimin artırılması gerekiyor. Bilirkişi raporlarının standart hale getirilmesi, bilirkişilerin performansının ölçülmesi ve raporların hakim tarafından daha etkin denetlenmesi öneriler arasında.
Hız ve Adalet Dengesi
Yargıda hızlanma, adaletin gecikmesini önlemek için elzem. Ancak bu hız, bilirkişilik sistemindeki sorunlar çözülmeden gerçekleşirse, adaletsizlik riski artar. Bilirkişi raporlarının hatalı olması, yanlış kararlara ve mağduriyetlere yol açabilir. Bu nedenle, yargısal süreçlerin hızlandırılmasıyla eş zamanlı olarak bilirkişilik sisteminin ıslah edilmesi şart.
Bilirkişilik sisteminin güçlendirilmesi, yargıya olan güveni artıracak ve kararların isabet oranını yükseltecektir. Aksi halde, hızlı ama adaletsiz kararlar, yargıya olan inancı daha da zedeleyebilir. Bu nedenle, yargı reformlarının merkezine bilirkişilik sisteminin iyileştirilmesi yerleştirilmeli.
Sonuç olarak, bilirkişilik sistemi ıslah edilmeden yargısal süreçlerin hızlanması, sağlıklı sonuçlar doğurmaz. Adli yargıda bilirkişi raporlarına aşırı bağımlılık, hakimlerin karar verme yetisini zayıflatmakta ve yargılamanın kalitesini düşürmektedir. Yargıda hız kadar kalite ve adalet de önemsenmeli, bilirkişilik sistemi şeffaf, denetlenebilir ve liyakat esasına göre yeniden yapılandırılmalıdır.