Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yürütülen ve eski hükümlülere 550 bin TL'ye kadar hibe desteği sağlayan program kapsamında, terör örgütü PKK suçlarından hüküm giymiş kişilerin de başvurabilmesi kamuoyunda tartışma başlattı. Programın hüküm şartı aranmaksızın tüm eski hükümlülere açık olması, “terör suçlularına destek” eleştirilerini beraberinde getirdi.
Programın Kapsamı ve Başvuru Şartları
Çalışma Bakanlığı’nın ilgili birimi tarafından yürütülen “Eski Hükümlü İşe Yerleştirme ve Girişimcilik Destek Programı” çerçevesinde, ceza infaz kurumlarından tahliye olmuş bireylere yönelik hibe desteği sağlanıyor. Program, eski hükümlülerin kendi işlerini kurmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor. Destek miktarı 550 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.
Başvuru şartları arasında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, 18 yaşını doldurmuş olmak ve herhangi bir suçtan hüküm giymiş olmak yer alıyor. Ancak program yönetmeliğinde, suç türüne ilişkin herhangi bir ayrım yapılmamış. Bu nedenle terör suçlarından mahkum olanlar da diğer eski hükümlüler gibi başvuru yapabiliyor. Bakanlık yetkilileri, yasal düzenlemenin tüm eski hükümlüleri kapsadığını, ayrım yapmanın mevcut mevzuata aykırı olacağını savunuyor.
Programa ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgiler, özellikle PKK üyeliği veya terör örgütü propagandası gibi suçlardan hüküm giyen kişilerin de hibeden yararlanabileceğini gösteriyor. Bu durum, sosyal medyada ve muhalefet partileri arasında sert eleştirilere neden oldu.
Siyasi Tepkiler ve Tartışmalar
Muhalefet partileri, düzenlemenin terörle mücadele politikalarıyla çeliştiğini öne sürerek hükümete yüklendi. İYİ Parti ve CHP’li vekiller, “PKK’ya destek” olarak nitelendirdikleri programın derhal gözden geçirilmesi çağrısında bulundu. Milliyetçi partiler ise terör suçlularına kaynak aktarılmasının kabul edilemez olduğunu savundu.
Hükümet kanadından yapılan açıklamalarda ise programın amacının eski hükümlülerin topluma kazandırılması olduğu, suç ayrımı yapılmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olacağı belirtildi. Çalışma Bakanı, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Program, tüm eski hükümlüleri kapsayan bir sosyal uyum projesidir. Terörle mücadelemiz kararlılıkla sürerken, tahliye sonrası bireylerin suça yeniden karışmasını önlemek de önceliğimizdir.” ifadelerini kullandı. Ancak Bakan’ın bu açıklaması, tartışmaları dindirmedi.
Programın Arka Planı ve Benzer Uygulamalar
Türkiye’de eski hükümlülere yönelik işe yerleştirme ve girişimcilik destekleri uzun süredir uygulanıyor. 2000’li yılların başından itibaren çeşitli istihdam teşvikleri ve mikro kredi programları hayata geçirildi. Özellikle 2010’lu yıllarda Avrupa Birliği fonlarıyla desteklenen projeler kapsamında, eski hükümlülerin iş gücüne katılımı teşvik edildi.
Son dönemde artan enflasyon ve işsizlik ortamında, hibe miktarının 550 bin TL’ye yükseltilmesi dikkat çekti. Uzmanlar, bu tür programların suçun tekrarlanma oranını düşürdüğünü savunurken, terör suçlularının da kapsama alınmasının güvenlik riski oluşturabileceğini belirtiyor. Güvenlik uzmanları, özellikle örgüt mensuplarının bu hibeleri örgütsel faaliyetler için kullanabileceği endişesini dile getiriyor.
Bakanlık verilerine göre, programa 2024 yılı içinde yaklaşık 10 bin eski hükümlünün başvurduğu ve bunların 3 bininin hibeden yararlandığı öğrenildi. Ancak başvurular arasında terör suçundan hüküm giymiş kişilerin sayısı net olarak açıklanmadı.
Gelecek Adımlar ve Olası Yasal Düzenlemeler
Kamuoyundaki tepkiler üzerine TBMM’de konunun gündeme gelebileceği ve olası bir yasal düzenlemeyle terör suçlarının kapsam dışı bırakılabileceği konuşuluyor. Ancak mevcut yasalar çerçevesinde böyle bir ayrım yapmanın zorluğu, hükümetin elini bağlıyor. Adalet Bakanlığı’ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi.
Sivil toplum kuruluşları ise eski hükümlülerin rehabilitasyonunun önemine dikkat çekerek, suç türüne göre ayrımcılık yapılmasının evrensel insan hakları normlarına aykırı olduğunu savunuyor. Öte yandan, terör mağduru aileleri, bu tür desteklerin adaletsizlik yarattığını ifade ediyor.
Programın geleceği, önümüzdeki günlerde yapılacak açıklamalara ve olası yargı kararlarına bağlı görünüyor. Konu, siyasetin yanı sıra güvenlik ve sosyal politikalar açısından da yakından takip ediliyor.