Başarılı sanatçı Bilgesu Erenus, tiyatronun insanı insan yapan değerleri, emeği, onuru ve yaşama sevincini yüceltmesi gerektiğini vurgulayarak, bu anlayışın toplumsal dönüşüm için hayati olduğunu ifade etti. Erenus, sanatın yalnızca bir eğlence aracı değil; aynı zamanda toplumun vicdanı olduğunu belirtti.
Sanat ve Toplumsal Sorumluluk
Bilgesu Erenus, uzun yıllardır sahne aldığı tiyatrolarda ve verdiği röportajlarda, sanatın toplumsal bir sorumluluk taşıdığını sıkça dile getiriyor. Son açıklamalarında, tiyatronun bireyleri özgürleştiren, eleştirel düşünmeyi teşvik eden ve empati kurmayı sağlayan bir alan olduğunu söyledi. Ona göre, sahne; insan hakları ihlallerine, adaletsizliklere ve toplumsal eşitsizliklere karşı bir duruş sergilemenin en etkili yollarından biridir.
Erenus’un tiyatro anlayışında ‘insan onuru’ kavramı merkezi bir yer tutuyor. Sanatçı, “Tiyatro; insanın yüceliğini, dayanışmasını ve umudunu ön plana çıkarmalıdır” diyerek, bu değerlerin topluma aktarılması gerektiğini savunuyor. Bu bağlamda, oyun seçimlerinden sahneleme biçimine kadar her aşamada etik ve estetik kaygıların ön planda tutulması gerektiğini belirtiyor.
Geçmişten Günümüze Sanatın Dönüştürücü Gücü
Türkiye’de özellikle 1980 sonrası siyasi atmosferde sanatın. önemine değinen Erenus, zorlu dönemlerde bile sanatçıların direnç gösterdiğini ve umut aşıladığını hatırlatıyor. Kendi kariyerinde de bu direnişin izleri görülüyor. Erenus, 12 Eylül döneminde birçok eserinde bireysel özgürlükler ve toplumsal haklar temalarını işledi. Sahne, onun için sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi ve mücadele alanı oldu.
Bugün ise sanatın dijitalleşmeyle birlikte yeni bir evreye girdiğini kabul eden Erenus, ancak tiyatronun asıl gücünü yüz yüze iletişimden aldığını vurguluyor. “Salon, seyirciyle buluştuğun büyülü bir alan. Oradaki enerji dijital ortama asla yansımıyor” diyen sanatçıya göre, genç kuşaklar bu deneyimi kaçırmamalı.
Son dönemde toplumsal muhalefetin güçlenmesiyle birlikte, tiyatro sahnesi yeniden politik mesajların verildiği bir yer haline geldi. Erenus, bu durumu değerlendirirken, günümüzde özellikle kadın hakları, çevre mücadelesi ve ifade özgürlüğü gibi konuların sahnede daha çok yer bulduğunu memnuniyetle ifade ediyor. Ancak ona göre, asıl olan sanatın estetik kaygıdan ödün vermeden mesajını verebilmesi; aksi halde propagandaya dönüşen sözde sanat eserleri toplumu dönüştüremez.
Bilgesu Erenus’un bu değerlendirmeleri, sadece tiyatro dünyasında değil, siyasi çevrelerde de yankı buldu. Özellikle iktidara yakın kalemler tarafından eleştirilen Erenus, ‘sanatı siyasete alet etmekle’ suçlanıyor. Ancak sanatçı, bu eleştirilere cevap olarak, “Sanat her zaman politiktir. Bana göre politik olmayan tiyatro, seyirciyi uyutmayı amaçlayan bir çabadır. Bizim için önemli olan, bireyin ve toplumun hakikatlerini sahneye taşımaktır” diyor.
Türkiye’de son yıllarda kültür-sanat alanında yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erenus, devlet destekli tiyatroların özerkliğinin korunması ve özel tiyatroların teşvik edilmesi gerektiğini söylüyor. Bu konuda bağımsız bir duruş sergileyen sanatçı, “Sanatçının özgürlüğünü kısıtlayan her türlü engellere karşıyım. Hangi iktidar olursa olsun, sanata müdahale asla doğru değildir” şeklinde konuşuyor.
Erenus, genç oyunculara ve yazarlara tavsiyelerde de bulunarak, onların toplumsal meselelerden uzak durmamalarını, ancak sanatın inceliğini ve evrenselliğini de ihmal etmemeleri gerektiğini belirtiyor. “Kendi toplumunun sorunlarını anlatırken, insanlığın ortak duygularına da seslenebilmelisiniz. Bu dengeyi tutturan sanatçılar hem yerel hem de evrensel ölçekte kalıcı eserler üretebilir” diyor.
Sonuç olarak, Bilgesu Erenus’un bu açıklamaları, tiyatro ve sanatın toplumdaki dönüştürücü rolüne dair önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor. Sanatın emek, onur ve yaşama sevinci gibi değerleri yücelttiği sürece, bireysel ve toplumsal iyileşmenin mümkün olabileceği görüşü, onun sanat felsefesinin özünü oluşturuyor.