Bilderberg toplantılarını andıran gizli bir teknoloji yapılanması ortaya çıktı. ABD merkezli teknoloji devlerinin kurduğu ve İsrail'e dijital koruma kalkanı sağlamayı amaçlayan Dialog oluşumu, İsviçreli hacktivist Maia Arson Crimew tarafından WIRED dergisine sızdırılan belgelerle gün yüzüne çıktı. Palantir'in kurucuları Peter Thiel ve Alex Karp öncülüğündeki yapılanmada, aralarında Amazon, Microsoft, Google ve Meta gibi devlerin üst düzey yöneticilerinin de bulunduğu 222 CEO yer alıyor.
Gizli toplantılar ve dijital savunma planı
Dialog yapılanmasının, ilk toplantısını 2023 yılının başlarında İsviçre'nin Zürih kentinde gerçekleştirdiği belirlendi. Toplantının ana gündemi, İsrail'in siber savunma kapasitesini artırmak ve olası saldırılara karşı bir koruma kalkanı oluşturmaktı. Sızdırılan belgelere göre, katılımcılar arasında İsrail merkezli siber güvenlik firmalarının yanı sıra, ABD'li savunma ve istihbarat şirketlerinin temsilcileri de bulunuyor. Toplantıda, yapay zeka tabanlı tehdit algılama sistemleri, büyük veri analitiği ve otomatik müdahale mekanizmaları üzerine teknik sunumlar yapıldı. Oluşumun, İsrail'in askeri ve sivil kritik altyapılarını hedef alan siber saldırılara karşı ortak bir platform oluşturmayı hedeflediği ifade ediliyor.
Kimler var ve neden gizli?
Dialog'da yer alan şirketler arasında Amazon Web Services, Microsoft Azure, Google Cloud, Meta'nın siber güvenlik bölümü, Palantir'in yanı sıra CrowdStrike, FireEye, McAfee ve Symantec gibi önde gelen siber güvenlik firmaları da bulunuyor. Ayrıca, İsrail merkezli NSO Group, Cellebrite ve Verint gibi istihbarat teknolojisi şirketlerinin de aralarında olduğu belirtiliyor. Toplantıların gizliliği, katılımcıların kamuoyunda tartışmalı itibarlarından kaynaklanıyor olabilir. Özellikle NSO Group'un Pegasus casus yazılımıyla anılması, Dialog'un etik tartışmaların odağına oturmasına neden oldu. Uzmanlar, bu tür yapılanmaların şeffaflıktan uzak olmasının, insan hakları ihlallerine yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Bilderberg ile benzerlikler
Dialog'un yapısı ve işleyişi, yıllardır tartışılan Bilderberg grubuna benzetiliyor. Bilderberg'de olduğu gibi, Dialog da davetli üyelik sistemiyle çalışıyor ve katılımcı listesi kamuya açıklanmıyor. Toplantılar Chatham House kuralları çerçevesinde gerçekleştiriliyor, yani katılımcıların isimleri ve konuşmalarının dökümü yayımlanmıyor. Ancak Dialog'un bildirilen amacı, Bilderberg'in genel jeopolitik tartışmalarından farklı olarak somut bir teknolojik projeye odaklanmış durumda: İsrail'in siber savunması. Bu durum, teknoloji şirketlerinin küresel güç dengelerindeki rolünün giderek arttığını ve devlet dışı aktörlerin ulusal güvenlik politikalarında daha etkin hale geldiğini gösteriyor.
Maia Arson Crimew ve WIRED sızıntısı
Belgeleri sızdıran Maia Arson Crimew, daha önce ABD havayolu şirketlerinin müşteri verilerini çalmakla suçlanan ve İsviçre'de yargılanan bir hacktivist. Crimew, Dialog belgelerini elde etmek için toplantılara katılanlardan birinin e-posta hesabına sızduğını iddia ediyor. WIRED dergisi, belgelerin doğruluğunu bağımsız kaynaklarla teyit ettiklerini duyurdu. Crimew, bu sızıntıyla teknoloji devlerinin demokratik denetimden uzak, gizli anlaşmalar yaparak toplumları etkilediğini ortaya çıkarmayı amaçladığını söyledi. Dialog yapılanmasından henüz resmi bir açıklama gelmezken, olay siber güvenlik alanında büyük yankı uyandırdı.
Dialog'un kuruluşu, teknoloji şirketlerinin ulusal güvenlik meselelerinde oynadığı rolün bir kez daha sorgulanmasına yol açtı. Bu tür gizli yapılanmaların, devletlerin egemenlik haklarını ve uluslararası hukuku zayıflattığı eleştirileri yapılıyor. Öte yandan, siber tehditlerin artan karmaşıklığı karşısında özel sektör işbirliğinin gerekli olduğu savunuluyor. Dialog'un açıklanması, küresel siber güvenlik tartışmalarında şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerini yeniden gündeme getirdi.