Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı olarak atanan Berhan Şimşek hakkında, eşi Özlem Şanver'e yönelik uzaklaştırma kararı alındığı ortaya çıktı. Ankara aile mahkemesi tarafından verilen karar, Şimşek'in eşine yaklaşmasını engelliyor. Kararın detaylarına göre, Şimşek'in belirli bir süre boyunca eşine fiziksel ve iletişimsel olarak yaklaşması yasaklandı. Haber, siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı.
Uzaklaştırma kararının ayrıntıları
Ankara 2. Aile Mahkemesi tarafından verilen karar, Berhan Şimşek'in eşi Özlem Şanver'e yönelik "şiddet veya korkutma" tehdidi oluşturduğu gerekçesiyle alındı. Mahkeme, Şanver'in başvurusu üzerine 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında önleyici tedbir kararı verdi. Karar, Şimşek'in eşine 3 ay süreyle yaklaşmamasını, onu rahatsız etmemesini ve herhangi bir iletişim kurmamasını içeriyor. Ayrıca, Şimşek'in çocuklarıyla da sınırlı görüşme hakkı bulunuyor. Şimşek'in avukatı karara itiraz edeceklerini açıkladı.
Siyasi kariyeri ve parti içi yankılar
Berhan Şimşek, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilmişti. Parti içinde daha önce de çeşitli kademelerde görev alan Şimşek, özellikle yerel yönetimler ve sosyal politikalarla ilgili çalışmalarıyla tanınıyordu. Uzaklaştırma kararı, parti içinde ve kamuoyunda tartışma yarattı. CHP sözcüsü konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Olayın hukuki boyutu takip edilmektedir. Parti olarak kadına şiddete karşı sıfır tolerans politikamız bulunmaktadır" dedi. Bazı parti üyeleri ise Şimşek'in istifa etmesi gerektiğini savunurken, diğerleri masumiyet karinesine vurgu yaparak yargı sürecinin beklenmesi gerektiğini ifade etti.
Berhan Şimşek konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. Öte yandan, Özlem Şanver'in avukatı, müvekkilinin psikolojik şiddete maruz kaldığını iddia ederek kararın haklı olduğunu belirtti. Olay, Türkiye'de kadına yönelik şiddetle mücadele konusunu yeniden gündeme taşıdı. Sivil toplum örgütleri, siyasi partilerin kendi içinde bu tür durumlara karşı net bir tavır alması gerektiğini vurguluyor.