Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin düzenlediği saldırıları "Yahudi terörü" olarak tanımladı. Bennett'in bu sözleri, İsrail'in yıllardır görmezden geldiği ve hatta teşvik ettiği yerleşimci şiddetini kendi ağzından itiraf etmesi anlamına geliyor. Filistin topraklarını gasbeden yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik sistematik saldırıları, uluslararası hukuka göre suç teşkil ederken, Bennett'in bu ifadesi işgal rejiminin çifte standardını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bennett'in itirafı ve yerleşimci şiddeti
Naftali Bennett, 2021-2022 yılları arasında İsrail Başbakanı olarak görev yaptı. Görev süresi boyunca Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim birimlerinin genişletilmesini destekleyen politikalar izledi. Ancak şimdi, o dönemde yaşanan bazı olayları "Yahudi terörü" olarak adlandırması, İsrail siyasetinde nadir görülen bir açıklama olarak kayda geçti. Bennett, yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarını kınarken, bu eylemlerin İsrail'in güvenliğine zarar verdiğini savundu.
İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem'in verilerine göre, 2023 yılında yerleşimci şiddeti rekor seviyeye ulaştı. Batı Şeria'da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılarda en az 200 Filistinli hayatını kaybetti. Bu saldırılar arasında ev baskınları, araç kundaklama, zeytin ağaçlarının kesilmesi ve doğrudan silahlı saldırılar yer alıyor. Uluslararası toplum, yerleşimci şiddetini defalarca kınasa da İsrail hükümeti bu saldırıları önlemek için etkili adımlar atmadı.
Batı Şeria'daki işgal ve uluslararası hukuk
Batı Şeria, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail işgali altında. Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim yeri kurmak ve nüfus transferi gerçekleştirmek Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırı. Buna rağmen İsrail, Batı Şeria'da 250'den fazla yasa dışı yerleşim birimi inşa etti ve buralarda 700 binden fazla İsrailli yerleşimci yaşıyor. Bu yerleşimciler, Filistinlilere ait özel mülklere el koyarak genişlemeye devam ediyor.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in tüm yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendirmişti. Ancak İsrail, bu kararı uygulamayı reddediyor ve yerleşim inşaatlarını sürdürüyor. Bennett'in "Yahudi terörü" ifadesi, işgalin doğasını ve yerleşimci şiddetinin ulaştığı boyutu göstermesi açısından çarpıcı.
Filistinlilere yönelik saldırılar ve cezasızlık
Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırılar genellikle cezasız kalıyor. İsrail ordusu, yerleşimci şiddetini önlemek için çoğu zaman müdahale etmiyor; hatta bazı durumlarda yerleşimcilere destek veriyor. İnsan hakları örgütleri, İsrail yargı sisteminin Filistinlilere karşı ayrımcılık yaptığını ve yerleşimcilerin nadiren yargılandığını belirtiyor. Bu cezasızlık ortamı, yerleşimci şiddetinin her geçen gün artmasına neden oluyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, 2023'ün ilk altı ayında Batı Şeria'da 150'den fazla Filistinli İsrail güçleri ve yerleşimciler tarafından öldürüldü. Bu sayı, son yılların en yüksek rakamı. Saldırılar arasında Huwara kasabasında yüzlerce yerleşimcinin Filistinlilere ait evleri ve iş yerlerini yakması geniş yankı uyandırmıştı. Bu olayda bir Filistinli hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmıştı.
Bennett'in açıklamalarının siyasi bağlamı
Naftali Bennett, İsrail siyasetinde sağ kanatta yer alan bir isim. Ancak son dönemde aşırı sağcı koalisyon hükümetine karşı eleştirel bir tutum sergiliyor. Bennett'in "Yahudi terörü" ifadesi, kendi siyasi çizgisiyle çelişkili görünse de, İsrail iç siyasetinde bir hesaplaşmanın parçası olabilir. Uzmanlar, Bennett'in bu sözleriyle hem uluslararası kamuoyuna mesaj vermek hem de aşırı sağcı rakiplerine karşı konumunu güçlendirmek istediğini değerlendiriyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon, yerleşimci şiddetini "aşırılık yanlısı unsurlar" olarak tanımlamakla birlikte, yerleşim inşaatlarını hızlandırma sözü verdi. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcı isimler, yerleşimcilere açıkça destek veriyor. Bu durum, İsrail'in işgal politikalarını daha da derinleştiriyor.
Uluslararası tepkiler ve gelecek perspektifi
Bennett'in açıklamaları, uluslararası alanda yankı buldu. Avrupa Birliği ve ABD, yerleşimci şiddetini kınayan açıklamalar yaptı. Ancak somut yaptırım uygulama konusunda isteksiz davranıyor. ABD yönetimi, bazı yerleşimci liderlere vize kısıtlaması getirse de bu adımlar yetersiz görülüyor. Filistin yönetimi, uluslararası toplumu İsrail'e karşı daha etkili adımlar atmaya çağırıyor.
Bennett'in itirafı, İsrail'in kendi içinde bile işgalin ve yerleşimci şiddetinin sorgulandığını gösteriyor. Ne var ki, bu tür açıklamalar pratikte bir değişiklik yaratmıyor. Batı Şeria'daki Filistinliler, her gün artan şiddet ve yerinden edilme tehdidiyle karşı karşıya. Uluslararası hukukun ve insan haklarının hiçe sayıldığı bu ortamda, Bennett'in sözleri yalnızca geç kalmış bir itiraf olarak kalıyor.
Sonuç olarak, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in "Yahudi terörü" ifadesi, işgal altındaki Batı Şeria'da yaşanan gerçekleri bir kez daha ortaya koydu. Ancak bu tür açıklamalar, Filistinlilerin maruz kaldığı sistematik şiddeti ve toprak gasbını durdurmaya yetmiyor. İsrail'in yerleşimci şiddetini önlemek için gerçek adımlar atması ve uluslararası hukuka uyması gerekiyor. Aksi halde bölgede barış ve istikrar mümkün görünmüyor.